banner17

Bunalım hayatın manasını çözemeyenin işi!

Beyazıt’ta Kitap Fuarında düzenlenen Ramazan sohbetlerindeki ilk kadın konuşmacı idi Yıldız Ramazanoğlu..

Bunalım hayatın manasını çözemeyenin işi!

 

Koşa koşa Beyazıt'a gittim geçtiğimiz gün, günlerdir sohbetini beklediğim Yıldız Ramazanoğlu için. Türkiye ve dünya ile yakinen ilgilenen, aktivist olarak tanımlanmak istemeyen, bence ala bir düşünür olan değerli bir ablamız Yıldız Ramazanoğlu. Beyazıt’taki Ramazan sohbetlerine katılan ilk kadın yazardı Yıldız Ramazanoğlu.

Yaklaşık 50 kişiyi alabilen çadır, sohbete 5 dakika kala dolmamıştı bile. Öncesinde sevindim yer bulabileceğim diye, sonrasında üzüldüm aslında böyle zamanların, sohbetlerin ve yazarların kıymetini bilemiyoruz diye. Bir de kıymetli bir edebiyatçı olduğunu da düşünürsek Yıldız Ramazanoğlu'nun, ona yapılanın haksızlık olduğunu bile düşündüm. Neyse ki konuşma başlarken doldu.Yıldız Ramazanoğlu

Ortak paydalarımızı kaybettik

Tüm dünya ve Türkiye'de, kadınlar başta olmak üzere birçok insani ve etnik grubun gözü ve sözü olan Yıldız Ramazanoğlu, konuşmasının birçok yerinde çokça ümitvar olup bir yandan da insanların ve toplumların sessizliğinden yakındı. “Sesimiz sürekli bastırıldı, kısıldı. Hiç kimse kendini tanıtamadı. Bu yüzden birbirimizi tanıyamadık, birbirimizle uzlaşamadık. Bunların sonucunda da ortak paydalarımızı kaybettik” diyen Ramazanoğlu, bu yaşananların sadece ülkemizde değil, modernizmin içinde olduğu tüm toplumlarda yaşandığını belirtti.

Biz yıllarca birçok etnik paydalar ve paydaşlarla yaşamışız. Kız alıp vermişiz, kardeş olmuşuz, komşuluk etmişiz, sonra halk olarak ülkemizde savaşlar atlattık ve daha birçok şeyi birlikte yapmışız. Atlattığımız savaşlarda bir saf tutmuş ve artık dostumuzu düşmanımızı ayıracak hale gelmişiz. İşte Yıldız Ramazanoğlu bunların üstüne basa basa, biz gençlerin gözlerine baka baka “kim ne olursa olsun, bu coğrafyadaki insanımızla bir geçmişimiz var. Ortak paydamız olan vatanımız var. O yüzden kolayca bölünüp parçalanamayız” dedi.

Yaşamın anlamını çözmek gerek

Yıldız Ramazanoğu, “Dünyaya niçin geldik?” diye sorunca durup düşündüm. Bir o kadar basit olan soruya verilecek cevap bulmak zor. Ben düşünedurayım, hemen cevabını verdi Yıldız Hanım, “Biz dünyaya almaya değil vermeye geldik” dedi. Kısa ve öz. Kısa ve düşündürücü. Neyi alacaktık ve neyi verecektik? Ya da neyi vermiştik de neyi alacaktık? Dünyadan aldıklarımıza yetebilecek kadarını dahi verebiliyor muyduk?

Bunlar cevaplanacak sorular olarak bir yana dursun, dünyada almaktan ziyade vermenin değişikliğini, güzelliğini anlattı. “Bu dünyada alan değil veren kazanıyor, güzelleşiyor, alan değil veren doyuyor” deyince tam da bu Ramazan gününde, 'doymak' kelimesini kullanınca Yıldız Hanım, bir durdum bin düşündüm. Ramazan'da midemizi doyuruyoruz, susuzluğumuzu gideriyoruz ve bunları 'almak' ile yapıyoruz.

Peki ya ruhumuzu ne ile doyuruyoruz? Ruhumuzun her öğünü için bir şeyler almak mı gerekiyor? Yoksa gani gani 'vermek' mi? Yine bir durup bin düşünmek gerekir, diye düşünüyorum. Almak ve vermek kavramlarını kavramaya çalışırken biz, modernizmin kıskacında, modern insanın ruhunu doyurmasını açıklıyor Ramazanoğlu. Ve diyor ki “Yaşamın anlamını çözememek modern insanın bunalım sebebidir.” “Evet!” diyorum kendi kendime. Biz yaşama hak ettiği kadar değer vermiyoruz. Yine 'vermek' kavramı geçiyor cümlede, aslında hayattan anlam almak gerekirken.

Yıldız Ramazanoğluİyilik yolundan gitmeliyiz

Beyoğlu'nda doğup 10 senemi orada geçirdim. Değişik dilden, dinden, ırktan birçok komşumuz arkadaşımız oldu. Bir kavgamız gürültümüz olmadı. Tam da buna değindi Ramazanoğlu; “Alevi-Sünni, ne Türk-Kürt, ne Hristiyan-Müslüman ayırımı ya da kavgası olmayacak. Çünkü biz bir milletiz, iyilik yolunu takip etmeliyiz. Etnik kavgaları bir yana bırakıp, şiddeti, silahı, savaşı bir yana bırakıp o çok saçma, yapay sınırları aramızdan kaldırıp, bir millet bir vatan olmalıyız” diyerek bu ülkeyi bölmek isteyenlerin uğraşlarının da boşa çıkacağını belirtti.

Sohbetin en sonunda duramadım, kafamı kurcalayan sorular varken, atıldım hemen ve sordum: “Dünyada ve Türkiye'de kadınların ve özellikle Müslüman kadınların bir kimlik karmaşası var mıdır? Benim düşünceme göre bu karmaşa var ve derinden hissediyoruz. Bir eylem yahut bir etkinlik söz konusu olduğunda varlığımızı belirtemiyoruz. Bunun üstünden nasıl geliriz?”

Yıldız Ramazanoğlu, “uzun ve geniş cevabı olan bir soru aslında. Özetlemek gerekirse, evet bence de var bu karmaşa. Fakat iyimser olmak gerekir bazı durumlarda. Çok şey değişti dünyada ve ülkemizde. Bu değişimle birlikte bu karmaşaya düşmemek zor. Yani 'sular bulanmadan durulmaz'… Ve dünya Müslümanları arasında kadının da bu durumda karmaşaya düşmesi çok doğal. Çünkü İslam ile birçok şey karıştırılıyor. Bizim İslam’ı başka başka kavramlarla karıştırmamamız ve başka kavramlara büründürmememiz gerekiyor. Suların durulup zihnimizdeki İslam anlayışının arınmasıyla bu karmaşa da çözüme kavuşacaktır.” diye cevap verdi.

Son olarak da hakikati dikkate alarak yaşamamız gerektiğini söyleyen Yıldız Ramazanoğlu, “Her şeyin ve herkesin hakikatine eğilmek lazım” diyerek bir saatlik güzel sohbetini sona erdirdi.

 

Şeyda Karakoç, “iyi ki Yıldız Ramazanoğlu gibi aydınlarımız var” dedi

Güncelleme Tarihi: 03 Ağustos 2012, 02:36
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20