banner17

Bu zahmeti kim çeker ya Rabbi!

Taksim'deki sahaf festivali Tüyap'tan bin kat güzeldi, dedim. Arkadaş yüzüme ters ters baktı..

Bu zahmeti kim çeker ya Rabbi!

Beyazıt gibisi var mı?

Tüyap Kitap FuarıCumartesi akşamı Tüyap'tan çıktığımızda derin sis yumağı bulutların arasından geçerken bir savaşın silahsız gücüne maruz kalan yaralı gençleri gibiydik. Aldığım iki kitap için ne torba istemiştim ne de ayraç. Bir an önce kaçmak gerekliydi. Hiçbir şey umurumda değildi, eve gitmek istiyordum sadece. Arkadaşın koluna yapışmış bir şekilde sürüklenirken şapşal gibi gülümsüyordum.

"E, şimdi buraya geldik de ne oldu? Güzel, mutlu bir günün sabahında otobüse binip Beyazıt'a giderdim. Cağaloğlu'na yürüyüp önce Timaş'a sonra İz'e uğrardım." dedim. Arkadaşlarla güldük falan ama kimsenin sabrı kalmamıştı, belliydi bu. Mesela R.E.'nin yüzü kolay kolay düşmezdi. Hali yoktu ama biri sinir bozucu bir şeyler söylese bütün sis yığınını dağıtacak kadar bağıracağından emindim. E.K.'nın parası kalmıştı, daha kitap alabilirdi, Can Dündar okumak istediğini söylemişti, sonra unutmuştu, geri dönelim bakalım kitaplarına desek dönecekti. Ama hava sertti, karanlıkların ardından her an çıkıverecek kurtlardan korkuyorduk, tekrar o kaosun içine girecek kadar sabrımız ve gücümüz yoktu.

Tüyap Yol Haritası

Taksim'de, Tüyap'a gidiş için beklediğimiz servis kuyruğunda ise bir kitabı bitirmek rahat mümkündü. Nitekim simit ikram ettiğimiz, yakın arkadaş olmamıza çok az kalan kızcağız arkamızda bunu denemek istedi. Sonra yoruldu, sıkıldı sanırım. Bıraktı. Servis kuyruğunda beklemek yerine Taksim'de Aslıhan'a gidip ne alacaksak alıp sonra eve dönüp aldığımız kitabı bitirip üzerine bir kitap daha okuyabilirdik aslında. Yanımda Yordam'ın son sayısı vardı, arkadaşa Edip Yüksel'in ve Ömer Âsım'ın metnini okuttum. Vay dedi. Bazı bölümleri not almak istedi. Ne var ki zaman geçmiyordu. Sonunda gelen servislerde bize sıra geldi ve sınırları aşmak için çırpınan bir yolculuğun ardından Tüyap'a vardık.

Tüyap Kitap Fuarı

Karneyle margarin kuyruğundayız sanki

Salonlarda, uğultuların sahipleri garipti. Gördüğüm insanların hepsi kopyalanmışlardı sanki. Çocuklar bile garip yaratıklardı. Hepsine sinir oldum. Sonra yazarlar için oluşan imza kuyruklarına anlam vermeye çalıştım. Gördüğüm altından ekmek kuyruğu olmalıydı. Bir kitabı imzalatmak kadar geri zekâlıca bir şey olamaz. E.R.'de benimle aynı fikirdeydi. Aldığın kitap zaten o yazara ait. Ön sayfasını daha ne diye kirletirsin ki imzayla, dedi. Yazar-okuyucu bağını anlamak mümkündür, sohbet etmek ister okuyucu yazarla, soru da sorar yazara elbette. Ama imza nedir? Bunu okuyucu neden ister, yazar neden imzalar? O günkü saçma kalabalığın bir yığın olduğunu fark edene kadar bu imza konusu üzerinde bu kadar düşünmemiştim. O günden itibaren kesin bir tavır aldığımı anladım.

Tüyap Kitap FuarıBir ara ise arkadaşla, kaybolan diğer arkadaşları ararken kalabalığın bizi yutacağını sandık. Bu kadar kalabalığın nedeni meğer Cem Yılmaz'mış. Ayak parmaklarıma güç vererek kısa boyumun biraz yükselmesini sağladığımda kel bir kafa gördüm. Gerisi için çabalamadım. Arkadaşın kolunu çektim, hadi gidiyoruz, dedim.

Arkadaşlardan ayrılıp dönüş için servise bindiğimde yanıma "uykusuz" torbalı, kalabalığın içinde gördüğüm milyonlarcasına benzer bi kız oturdu. Kafasını durup durup telefona gömüyordu. Kız bir ara annesiyle konuştu, sesi incecikti. Sesine hayran kaldım ama bana gülümsemedi, yüzüme bakmadı bile. Ona benle konuş diye yalvaracak değildim. Ben de Ali Çimen'in seri içinden, Tarihi Değiştiren Olaylar kitabına baktım.

Tüyap fakir fukaraya göre değil! Bunu anladım!

Olayları genel olarak ele aldığı için güzel bir kitap ancak yetersiz olduğunu karanlık servisin ışığında değil, ertesi gün, evde, gün ışığına karşı, sessizlikle beraber anladım. Rilke'nin şiirleriyle eve varmayı diledim.

Tüyap fakir fukarayı çıldırtabilecek yorucu bir gezi sadece. Eve varınca bunu daha iyi anladım. Tüyap bitmiştir, seneye artık Tüyap'a gidilmeyecek diye kararla ablama yorgunluğumu bağırırken gereksiz bir günü kabullenmenin sinirini yaşıyordum.


Gözde Nurcan Tüyap'a bir daha mı diyerek yazdı

Güncelleme Tarihi: 12 Kasım 2010, 22:12
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Usta
Ahmet Usta - 8 yıl Önce

Bir daha kitap fuarına gitmeme kararı için geç bile kalmışsınız Gözde Hanım. Ben yıllardır gitmiyorum. Hele ki internet üzerinden kitap satışı yapan siteler varken çok daha anlamsız bir hale geldi o eziyeti çekmek. Güzel yazınız için ellerinize sağlık.

cemil
cemil - 8 yıl Önce

ben haftasonunu bilmiyorum haftaiçi içinli olduğum için haftaiçi gittim gayet rahattı metrobüsle rahat bir şekilde gidiyorsunuz.Fuar da gayet güzel birçok farklı yayınevi ve kitap gördüm tek şikayetim fuarı gezmeyi bitirdiğimde baya yorulmuş olmam...cağaloğlu ve beyazıtı da iyi bilirim dama fuar başkadır beyazıtta sahaflar zaten eski sahaflar değil kpss kitapları fuarı sanki...imzalı kitap daha bir farklıdır ben okuduğum kitapları hep kirletirim zaten altını çizerim önemli yerlerin...selamlar

Mehmet Emir
Mehmet Emir - 8 yıl Önce

Olanlara menfi bakmayı hayat tarzı haline getirmenin en bariz örneğidir bu yazı. Sırf müslümanlar yapmadı diye bu kadar karşı çıkılmasına anlam veremiyorum. Şahsen bende aynı kalabalığın içine 2 defa daldım, ancak o kalabalıktan çıkarttığım netice; maaşşallah pek fazla muhafazakar yayınevi ve pek fazla kitapseer varmış İstanbul'da.
Aynı yolu bende gittim ama yinede iyidir dedim. Zira bu fuarın Taksim'de olması demek en az 2 kat daha fazla kalabalık ve ilgisiz insanlar demek.

Mehmet Emir
Mehmet Emir - 8 yıl Önce

Muhafazakar kitapseverin TÜYAP'I solun yönetmesinden duyduğu rahatsızlık çamur atmamaya gitmemeli kanaatimce. Neden TÜYAP her snee onur ödülünü sol yazara veriyor diye sormamız lazım. Neden stand ücretlerini fazlaca yüksek tutuyorda herkes yer alamıyor diye sormamız lazım. Bunun dışında neden bu kadar fazla kitapsever var ve neden şehrin dışında gibi sorular sormuyorum. Benim için her ne olursa olsun 1000'lerce yayınevi, sahaf,dergi ve kitapseveri bir arada görmek zevkl

kalender yıldız
kalender yıldız - 8 yıl Önce

tüyap fuar alanı güzel büyük vs yani çok avantajları var
ancak kitap fuarı için çok uzak bir yer
bana kalırsa anadolu yakasında bir yerlerde mesela üsküdar'da mesela kadıköy'de de bir kitap fuarı olmalı yılda üç defa fuar olsa çok mu fazla olur bence olmaz hem anadolu yakası da bir kitap fuarına ev sahipliği yapmış olur hatta fuar alanı da belli altunizade'de çamlıca eteklerinde araba pazarı olarak kullanılan yer hemen millet parkının yanında bir haftasonu da araba pazarı kurulmayıversin

tespih
tespih - 8 yıl Önce

fuarın müslümanların yapıp yapmaması ile ne alakası var.ben de aynı arkadaş gibi düşünüyorum.fuar yerine cağaloğlu'na gitmek daha güzel, hem içini açıyor insanın oralar.ayrıca fuarda kitaplar ucuz olması gerekirken daha pahalı hatta yayınevi satış fiyatından da pahalı.1000 lerce gereksiz yere yazılmış kitapları (özellikle romanları) görmek ve harcanan kağıdı düşünmek ayrı bir hüzüntü !

vakanüvis...
vakanüvis... - 8 yıl Önce

Bu denli bir eleştiri ve bıkkınlığın ağır kaçtağını ben de belirtmek isterim. Zira kalabalık bir vakitte gitmiş olmama rağmen bütün gün orada kalmayı düşündüm... Ayrıca yazının bir nevi kendini kanıtlama çabası içerdiğini düşünüyorum... Vesselam...

Ruhi Şimşir
Ruhi Şimşir - 8 yıl Önce

Kalabalık her ne meselede olursa olsun işin tadını kaçırıyor.


banner8

banner19

banner20