banner17

Bu Kitap neden bu kadar kalın?

Yusuf olmak için Yusuf gibi duruş gerek. Senai Demirci, Yusuf kıssasını anlattı..

Bu Kitap neden bu kadar kalın?

 

Senai Demirci, geçtiğimiz hafta konferans vermek üzere Tavşanlı'daydı. Konferans konusu Yusuf kıssasıydı. Hepimizin bildiği (bildiğimizi sandığımız) o Yusuf kıssasını Senai Demirci farklı üslûbuyla öyle güzel işledi ki, farkında olmanın farkıyla fark attığımızı hissettiğimiz güzel bir akşam oldu. Konferans, tefsir dersi havasındaydı. Bu dersi veren de Senai Demirci olunca elbette etkinliğin tadına doyum olmadı. O akşama dair çokça not birikti; bana da paylaşmak düştü.Senai Demirci

İnsan olmak Allah'tan tam ölçek almaktır!

Kıssaya kısaca giriş yapıldıktan sonra 58. ayetle devam edildi. Yer: Yusuf'un huzuru. Kişiler: Yusuf'un kardeşleri... Yusuf'un baba ocağına kıtlık vurmuş ve kardeşleri babalarının talimatıyla Yusuf'un aziz olduğu Mısır'a erzak yardımı almak için girmiş, Yusuf'un huzuruna varmışlardı. "Yusuf kardeşlerini tanımıştı lâkin onlar Yusuf'u tanımamışlardı..."

Kardeşlerinin yapıp ettiği bütün hainliklere rağmen yardımını esirgemez Yusuf, hainliklerini yüzlerine vurmaz. Kardeşleri ister o verir, hem de tam ölçek... "İşte bu sahnede biz varız aslında, biz ve Rabbimiz... Rabbimiz bizi tanır bilir, hem de ciğerimize kadar…" Şah damarı yakınlığı varken Rabbimizle aramızda, hangi hâlimiz onun ilmi dışında olabilirdi ki? "İnsan olmak, Allah'tan tam ölçek almaktır. Hangimiz çıkıp diyebilir ki, meyve veren bir ağaç olsaydım ne iyi oldu, sürünen bir hayvan olsaydım..." İstemeden verilen insanlığımız var, ahsen-i takvim üzere olmanın güzelliği, en güzeliyle... Hem de tam ölçek!

Bünyaminimiz kim?

Ayetlerin devamında, bir sonraki erzak yardımında diğer kardeşleri olan Bünyamin'in de getirilmesini ister Yusuf. Hatta kardeşlerinin getirdikleri ve erzakların bedeli olan o ücreti yüklerinin arasına koyar ki, Yusuf'un nasıl bir misafirperver olduğunu, yardımın ne büyük olduğunu görsünler, tekrar huzura varmak için kendilerinde güç bulsunlar. Başka bir sahnedeyiz şimdi. Rabbimizle olan son karşılaşmamızda, yanımızda götüreceğimiz belki de yanında gideceğimiz birine işaret ediyor Senai Demirci. "Yanınızda Muhammed Mustafa'yı (a.s.m) getirin, ona kardeş olmanın hakkını bilerek gelin" mesajının altını çiziyor. Yusuf kıssasındaki bu sahnelerde kendimizi bulma gayretlerimize hayret ediyoruz. Kafalar karışmış gibi görünse de, parçaları yavaş yavaş birleştiriyoruz.

Saraylı kabımız, cennet kapımız!

Kıssaya devam ediyoruz. Bir dahaki yardımı almak için kardeşler Bünyamin'i de yanlarına almışlar ve Yusuf'un huzuruna varmışlardı. Yusuf, Bünyamin'i yanına aldı ve kardeşi olduğunu, diğer kardeşlerinin yapıp ettiklerine üzülmemesini söyledi. (ayet 69) Yusuf kardeşini sever, kardeşi de Yusuf'u... Kardeşinin sarayda kalması için ona tuzak kurar Yusuf; hem de ne güzel bir tuzak... Erzakların arasına saraya ait bir kap koyar. Yusuf bir tellâlı görevlendirir; onlar yola düşmeden az evvel tellâl der: "Durun! Siz hırsızsınız!" "Biz hırsız değiliz, ne arıyorsunuz." konuşmaları geçer ve Yusuf (a.s): "Peki siz yalancıysanız, cezanız nedir?" der. Kardeşler: "Biz malımızı kimin yanında bulduysak onu alıkoyarız, biz zalimleri böyle cezalandırırız!" Yusuf bu cevabın onlardan geleceğini biliyordu; zira Yakub'un (a.s) şeriatınca malı çalan kişi, çaldığı mal karşılığında o malın sahibine hizmet ederdi. Bu öyle bir tuzak ki, babalarının şeriatından haberdar evlatlar elbette ki aynı noktada buluşacaklardı, öyle de oldu.

Bu sahnede de Yusuf'un saraylı kabı yani bizim saraylı kabımız, cennet kapımız Kur'an-ı Kerîm. Rabbimiz bizi yanına almak ister. Öyle de güzel tuzak kurar ki, yardımlarının, güzel nimetlerinin arasına iliştirmiştir onu. Başıboş bırakmamıştı bizi. Uzaklara göndermişse de alın başınızı gidin, ne haliniz varsa görün dememiştir. “Durun, Rabbinize dönücüsünüz” diyen tellâllar vardır. Yusuf kardeşlerine böylesine merhametliyken sanır mıyız ki Rabbimiz, Yusuf'tan daha az merhametli olsun! Programın sonlarına yaklaşırken Senai Demirci saraylı kabı aldı eline, onun hakkında anlatmaya devam etti.

Senai DemirciBu Kitap neden bu kadar kalın?

Hafızlara meydan okumak için mi? "Alın size!" edalarında, “ezberleyin ezberleyebilirseniz, öyle kısa sûrelerle yok hafızlık” demek için mi? Hâşâ! Rabbimiz öyle merhametli, öyle şefkatli ki, bizi uzaklara göndermiş ama peşimizi bırakmamış. Yapma kulum, etme kulum, gitme kulum diye çokça dil döker, tekrar eder... Bunca tekrardan dolayıdır Kur'an'ın kalınlığı... Bunca rahmet ve merhametin vesikasıdır. Ne çok hamd, muhataplığımıza...

Yusuf (a.s) gıybet etmiş miydi?

Konu gıybet olunca akla düşen ayettir Hucûrat 12. "... Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz." Yusuf (a.s) peygamberdir ve peygamberlerin ismet sıfatları vardır. Kusursuzdurlar. Senai Demirci programın sonunda bu konuya da değindi. "Yusuf (a.s) gıybet etmiş miydi?" sorusunu sordu salona; devam etti. Yusuf'un kardeşleri, Yusuf'a ihanet etmişlerdi. Peki Yusuf, karşılaştığı herkese kardeşlerinin zulmünü anlatmış mıydı, onları orada burada çekiştirip gıybetini etmiş miydi acaba? Hucûrat-12'yi ve ismet sıfatlarını bir kenara bırakarak sadece Yusuf Sûresi'nden hareketle düşündük.

Ayet 91... Yusuf, eğer gıybet etseydi, kardeşlerinin, "Allah seni bize üstün kılmış ve biz hataya düşenlerden olmuşuz" hitabına muhatap olabilir miydi? Peki ya 92.ayetteki gibi: "Bugün sizi kınama yok, Allah sizi affetsin" diyen bir Yusuf'u görebilir miydik, Yusuf'un bunu söylemeye nasıl bir yüzü olabilirdi ki?

Aynayı şimdi kendimize tutalım!

Yusuf'un yerine koyalım kendimizi. Bunca zulüm ve ihanetten sonra, anlatmadığımız insan kalır mıydı acaba? İçimizin alevini başka türlü nasıl dindirebilirdik, "ay söylemezsem çatlarım" demez miydik ya da, daha anlatmaya başlamadan... Ne güzel de anlatırdık ballandıra ballandıra...

Yusuf olmak için Yusuf gibi duruş gerek... Şimdi 91. ayeti tekrar okuyalım. Zamanı geldiğinde zulmünü gördüklerimizden, kötülüğünü bildiklerimizden bu hitabı duymak için dilimizi gıybetten temizleyelim. Gevşek ağızlarımıza gıybet zehrini tattırmayalım ki 92. ayetteki gibi söylemeye yüzümüz olsun.

 

Gül Hanım Gürsoy haber verdi


Güncelleme Tarihi: 28 Temmuz 2012, 03:28
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Abdullah S
Abdullah S - 6 yıl Önce

Senai Demirci farklı ve güxel anlatıyor elbet...Ancak çalınan saray kabı ile Kur'an benzetmesi zorlama olmuş..."Rabbimiz bizi yanına almak ister. Öyle de güzel tuzak kurar ki, yardımlarının, güzel nimetlerinin arasına iliştirmiştir onu."burası cık, olmamış gibi...

banner8

banner19

banner20