Bu hatıratla toplum hafızası kayda geçirildi

İsmail Kara geçtiğimiz günlerde Kutuz Hoca’nın Hatıraları kitabı üzerine bir konuşma yaptı. M. Murtaza Özeren etkinlikten notlarını aktarıyor.

Bu hatıratla toplum hafızası kayda geçirildi

Kutuz Hoca’nın Hatıraları yaklaşık otuz sene içerisinde ortaya çıkmış bir hatırat. İsmail Kara’nın yıllar içerisinde Kutuz Hoca’dan dinledikleri ile hazırladığı bu hatırat, cumhuriyet devrinde bir köy hocasının hayatının bizim hayatımızdan sahnelerle ne derece örtüştüğünü gösteriyor.

TYB İstanbul Şubesi'nde de 3 Kasım Salı günü İsmail Kara, Kutuz Hoca’nın Hatıraları kitabı üzerine bir konuşma yaptı. Moderatörlüğünü Hüseyin Akın’ın yaptığı bu konuşmadan izlenimlerimizi aktarıyoruz.

Program, Hüseyin Akın’ın kısa bir girizgahtan sonra, “kitabın yayınlandıktan sonra gördüğü büyük ilginin çok manidar olduğunu” belirtmesiyle başladı. Daha sonra sözü alan İsmail Kara bir hatıratın bize ne verebileceği, nasıl ele alınması gerektiği ve hangi saiklerin bir yansıması olduğuna dair değerli görüşlerini sundu.

İrrasyonel hatırlamanın tarihle uyuşması beklenemez

Hafıza, hatıra ve hatırlama üzerinden bir anlam yolculuğuna çıkılan konuşmada hafıza biçimlerine değinilerek, hatıratın nereye konumlanabileceği hususunda bazı dikkatlere yer verildi. Bireylerin ve toplumların kendilerine has özelliklerle hafızalara sahip olduğunu belirten Kara, bu hafızalara başvurmanın, iradi (rasyonel) ve gayri iradi (irrasyonel) şekilde gerçekleştirilebildiğine dikkat çekti.

İradi hatırlama her ne kadar iradeye bağlıymış gibi dursa da her bireyde bu irade bulunmamakta. Bu irade sanatçılarda, entelektüellerde mevcut. Toplum irrasyonel şekilde bazı durumlara bazı tepkiler veriyor. Bu, toplumun kodlarına işlemiş bir şey. Entelektüellerin ve toplumun farklı şekillerde hafızalarını kullanması gayet tabii olmasına rağmen Türkiye’de işler böyle gitmiyor. İsmail Kara, Türkiye’deki esas problemin entelektüellerin de irrasyonel şekilde hatırlayarak hareket etmeleri olduğunu belirtti.

İrrasyonel hatırlamanın tarihle uyuşması beklenemez, [örneğin halk muhayyilesindeki Hz. Ali, Fatih Sultan Mehmet ve II. Abdülhamit imgesi] ancak entelektüeller bununla yetinemez” diyerek konuşmasını sürdüren İsmail Kara, entelektüelin bu yetinmemenin yanında rasyonel ve irrasyonel hatırlama arasında karşılıklı geçirgenliği sağlaması gerektiğine dikkat çekti.

Bu hatırat bir nevi toplum hafızasının kayda geçirilişi

Hafıza ve hatıra üzerine bu gibi açıklamaları yaptıktan sonra ise Hoca, Kutuz Hoca’nın Hatıraları için bütün bunları göz önüne alarak, yayıncılığından gelen dikkatleri de işe katarak bir çalışma yaptığını dile getirdi.

Kitabın ilk baskısının bir ay içerisinde hemen tükenmesinin halkın kendine dair bir şeyler bulduğu için olduğunu aktardı: “Türkiye’nin çok farklı yerlerinden hiç tanımadığım insanlar bana ulaşıp, ‘bizi yazmışsın, ben bunları biliyorum’ gibi geri dönüşlerde bulundular.”

Bu hatırat bir nevi toplum hafızasının kayda geçirilişi. Türkiye’deki toplum hafızasının yakın döneme kadar şifahi kanallarla geldiğini ifade eden Kara, bu kaynakların çoğunun artık kuruduğunu belirtti: “Bu kaynakların kuruduğuna ben şahidim. Bunlar tekrar ancak büyük sanatkarlar vasıtasıyla dirilir. Geleceğe o kodlar ancak ve ancak büyük şairler, romancılar, ressamlar, minyatür sanatçıları vb. vasıtasıyla iletilir. Türk halkının potansiyel olarak bunu gerçekleştirmesi mümkün.”

İki saat kadar süren konuşma dinleyicilerden gelen sorular ve ardından bir TYB klasiği olan kitap hediyeleri ile son buldu.

 

M. Murtaza Özeren gitti, dinledi, aktardı

Güncelleme Tarihi: 06 Kasım 2015, 14:56
banner12
YORUM EKLE

banner19