banner17

Bu enstitü Türkçe'yi ve Türkiye'yi sevdiriyor

Yunus Emre Enstitüsü, Türk kültürüne hizmet noktasında gerçekten güzel işlere imza atıyor. Türkçe Yaz Okulu etkinliklerine katılıp faaliyetlerden haberdar olma imkanı bulan Serdar Arslan izlenimlerini yazdı.

Bu enstitü Türkçe'yi ve Türkiye'yi sevdiriyor

Yunus Emre Enstitüsü’nün düzenlemiş olduğu Türkçe Yaz Okulu programı çerçevesinde yapılan etkinliklerin birkaçına katılma imkânı buldum. Adını son zamanlarda sık sık duyduğum fakat ne yaptığı, nasıl bir misyonu yerine getirdiği noktasında çok fazla bilgi sahibi olmadığım Yunus Emre Enstitüsü hakkında da önemli bazı detayları bu süreçte öğrenme imkânım oldu.

100. yılda 100 kültür merkezi hedefi

2007 yılında özel bir kanunla kurulan ve 2009 yılında ilk merkezini Saraybosna’da açan enstitünün kuruluş amacından tutun da şu an yaptığı ve yapmaya çalıştığı tüm faaliyetlerin merkezinde, Türkiye'yi dünyaya açmak ve dünyanın yaşanabilir bir yer olmasında Türkiye'nin tarihi rolünden insanları haberdar etmek gibi ciddi bir gayesi var. Bu amaçla şimdiye kadar çeşitli ülkelerde 42 kültür merkezi açılmış. Bu merkezlerde Türkçe öğrenmek ve Türk kültürünü yakından tanımak isteyenlere hizmet sunuluyor. Enstitünün hedefi 2023’e kadar yurtdışında 100 Türk Kültür Merkezi açmak.

Türkçe öğretimi ile ilgili kitap basımları gerçekleştiren enstitü, aynı zamanda çeşitli ülkelerde sadece Türkçe eserlerin yer aldığı kütüphaneler de kuruyor. Üniversitelerle yapılan protokoller sonunda üniversitelerde Türkçe dersinin seçmeli hatta zorunlu ders olması için gayret gösteriyor ki birçok ülkede Türkçe’nin seçmeli ders olması sağlanmış.

Türkçe yaz okullarında Türkiye sevgisi ‘öğretiliyor’

Estitünün şu an devam eden yaz okulu programı ise farklı ülkelerde yaşasalar da Türkçe ve Türkiye ile ilgili hayalleri olan gençleri, Türkiye sevgisi ortak paydasında bir araya getirme çalışması. Türk kültür merkezlerinde eğitim gören ve başarılı olan öğrenciler, yaklaşık bir aylık süreyle Türkiye'nin çeşitli illerinde misafir ediliyor. Aydın, Bursa, Eskişehir, Denizli, Gaziantep, Kocaeli, Malatya, Nevşehir, Sakarya, Samsun ve Zonguldak’ta üniversiteler ve Türkçe Öğretim Merkezleri (TÖMER) işbirliği ile öğrenciler ağırlanıp Türkçe pratik yapmaları, Türk kültürünü yakından tanımaları sağlanıyor.

Yaz okulunun bu faaliyetine paralel yürüyen ikinci ayağında ise yurt dışındaki Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinde okuyan 200 kadar öğrencinin İstanbul’da ağırlanması var. Bu öğrenciler de Türk dili, kültürü ve sanatı ile ilgili teorik birikim edinmenin yanında, pratik tecrübeler yaşayarak öğrendiklerini pekiştiriyorlar. Derslerde edindikleri Türkiye ve Türkçeye dair birikimi yaşantıya dönüştürme imkânı buluyorlar ki bu sürecin sonunda elde kalan Türkiye sevgisi oluyor.

Sevdiğim oğlan saraya kâtip olmuş”

Enstitünün yaptığı çalışmaların niceliksel olarak anlatımı yazıyı bir hayli uzatabilir. Bu noktada 7 Ağustos Cuma günü Film Arası dergisi genel yayın yönetmeni Suat Köçer moderatörlüğünde gerçekleşen Türk dizi oyuncularının öğrencilerle buluşması etkinliği ile 8 Ağustos'ta Bursa’da gerçekleşen öğrenci buluşmasından hareketle çalışmaların niteliğine dair izlenimleri aktarmak daha yararlı olacaktır.

Bursa’da buluşma öncesinde bilgilendirme toplantısında bir araya geldiğimiz Yunus Emre Enstitüsü Türk Kültür Merkezleri Koordinatörü Doç. Dr. Mustafa Balcı, kültürel diplomasinin dünyadaki önemine değinip yapılan çalışmaların bu noktada ele alınabileceğini ifade etti. Diplomatik olarak böyle tanımlanabilecek faaliyetlere, Türk dil ve kültürünü öğrenmeyi talep edenler açısından bakıldığında ise oldukça insani kaygıların ön plana çıktığının altını çizdi. Mustafa Bey, özellikle Balkanlar’da Türkçe bilmenin insanların hafızasında güzel bir imaja, iyi, huzurlu bir yaşam ve işe karşılık geldiğini dile getirdi. Osmanlıdan beri bunun böyle olduğunu, bu yaklaşımın bir Balkan türküsünde “sevdiğim oğlan saraya kâtip olmuş” biçiminde ifade bulduğunu aktardı.

Gençler, dizilerdeki gibi yaşamadığımızı görüyorlar

Gençler nezdinde de Türk dizilerinin Türkçe ve Türkiye'ye ilginin oluşmasında oldukça etkili olduğu ifade edildi. Suat Köçer moderatörlüğünde gerçekleşen dizi oyuncularıyla söyleşi programındaki coşku bu durumun kanıtı niteliğindeydi. Türk dizileri üzerinden oluşan Türkiye imgesinin gerçekte Türkiye'yi yansıtmadığının Türk kültürünü yaşayarak tanıyan öğrenciler tarafından fark edilmesi de, yapılan faaliyetlerin oldukça olumlu bir tarafı şüphesiz.

Orda bir ülke var yakında

İstanbul ve Bursa’da tanışıp konuşma imkânı bulduğumuz öğrencilerin Türkçeye ve Türk kültürüne vakıf olma durumları gerçekten şaşırtıcı. Ünlemleri, deyimleri, hatta atasözlerini cümlede ustalıkla ve kendinden oldukça emin şekilde kullanıyor oluşları yapılan çalışmaların, sarf edilen emeğin karşılıksız kalmadığının göstergesi. Türkiye denince heyecanlanan, Türkçe bir kelime duyunca zihninde tarihi bir huzur çağrışan çok insan var gerçekten dünyada. Okuduklarımız ve gördüklerimiz buna delil. Bu insanlara Türkiye’nin uzak olmadığını gösteriyor Yunus Emre Enstitüsü. Ve tüm tecrübelerin toplamında yaşanan; gerçekten bir çınar ferahlığı, kardeşliğin insan olmanın ve beraber barış içinde yaşamanın insana yaşattığı rüya hali.

Not: Türkçe Yaz Okulu kapanış programı 22 Ağustos’ta gerçekleştirilecek.

 

Serdar Arslan izlenimlerini yazdı

Güncelleme Tarihi: 11 Ağustos 2015, 15:44
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
özgür
özgür - 4 yıl Önce

Ana fotoğrafın en sağında fotoğrafa dahil olmaya çalışan amcamızı farkedip merkeze alınsaymış enstitü çifte kavrulmuş iş yapmış olurdu.

banner19

banner13

banner20