banner17

Bosna'da bir varlık-yokluk mücadelesi verildi

Çanakkale'de Aliya İzzetbegoviç ve Bosna savaşı konuşuldu. Konuşmacı, Bosna savaşını bizzat yaşamış ve Aliya ile omuz omuza mücadele vermiş Halit Bosnalı’ydı. Enes Yaşar etkinlikten notlarını aktarıyor.

Bosna'da bir varlık-yokluk mücadelesi verildi

Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Çanakkale temsilciliğinin 23 Kasım tarihinde düzenlediği “Gönül Coğrafyası Bosna ve Aliya İzzetbegoviç” adlı programda, İslam'la şereflenmiş bir beldeyi zalimlerin eline bırakmanın söz konusu dahi olamayacağını sarahatle dile getiren Aliya İzzetbegoviç ve Bosna savaşı konuşuldu. Fakat bu kez yalnızca dinlemekle kalmayıp aynı zamanda savaşı ve Aliya'nın mücadelesini yüreklerimizde de hissettik. Çünkü Aliya'yı anlatan bu kez Bosna savaşını bizzat yaşamış ve kendisiyle omuz omuza mücadele vermiş albayı Halit Bosnalı’ydı. Bu nedenledir ki Aliya İzzetbegoviç'in heyecanını, mücadelesini, İslam’la yoğrulmuş kişiliğini tahayyüllerimizin çok daha ötesine taşıma başarısı gösterdik. Öyle ki zaman zaman kuşatılmış bir Saraybosna’da gezerken, zaman zaman ise kuşatma altında Muhammedi bir ruhla mücadele verdik. Özellikle de savaşın seyrini değiştiren Saraybosna’daki yaşam tünelinin kurtarılışına Halit Bosnalı aracılığıyla şahit olmamız bizleri oldukça heyecanlandırdı.

Halit Bosnalı, savaş başlamadan önce Yugoslavya ordusunda binbaşı rütbesinde bir subaymış. Fakat savaş başladıktan sonra bütün askerlerini bir araya toplayarak artık onların komutanı olmadığını ve ülkesini savunmaya gideceğini söyleyerek görevinden ayrılmış. Fakat komünist yönetim hâlâ Bosnalılara, Sırp ve Hırvatlardan zarar gelmeyeceği yönünde açıklamalar yaparak Müslümanları gaflete düşürmeye çalışıyormuş. Fakat Halit Bosnalı ve birkaç arkadaşı bunun gerçek olmadığını ve olacakları tahmin ettikleri için savaş için önlemlerini almaya başlamışlar. Bunun için de Sırpların yoğun olduğu bir bölgede yaşlı bir çiftin evini seçmişler. Sırpların yoğun olduğu bir evi seçmelerinin nedeni ise kimsenin orada böylesine bir çalışmanın yapılacağını tahmin etmeyecekleri düşüncesiymiş. Nitekim yaklaşık 3 ay kadar da kimsenin haberi olmadan ve dışarısıyla irtibat kurmadan savaş için hazırlıklar yapmışlar.

Bizim haccımız da bu”

Bir gün Bosna ordusunun generallerinden birisi, Aliya İzzetbegoviç ile birlikte durumu kontrol etmek için eve gelmiş. O sırada Halit Bosnalı sırtı kapıya dönük bir şekilde haritalar üzerinde çalışma yapıyormuş. (Savaş nedeniyle Bosnalı komutanlardan bütün haritaları ve stratejik öneme sahip şeyleri toplamışlar.) Aliya, kendisine bu çalışmalardan haberlerinin olmadığını ve bunu kimin finanse ettiğini sormuş. Halit Bosnalı konuşanın kim olduğunu bilmeden “Senin finanse etmediğin kesin” diye cevap vermiş. (Bu nedenle Halit Bosnalı ilk karşılaşmalarının biraz tatsız olduğunu ifade ediyor. Ama o günden sonra 4 yıl boyunca Aliya ile omuz omuza mücadele vermişler.) Bu sözlerin ardından Aliya, generaline “ne kadar kaba bir adam bu” demiş. Bunun üzerine Halit Bosnalı arkasını döndüğünde Aliya’yı görünce şaşırmış ve mahcup bir şekilde yaptıkları hakkında bilgi vermeye başlamış. Çalışmayı finanse eden kişilerin ise evlerinde kaldıkları yaşlı karı- koca olduğunu belirtmiş. Halit Bosnalı hatıratına devam ederken bir yandan da çalışmalarına finans yardımında bulunan yaşlı çiftin hac paralarını kendilerine infak ettiklerini de ekliyor. Öyle ki yaşlı çift “bizim haccımız da bu” diyerek bütün paralarını Bosna’nın kurtuluşu için harcamışlar.

Bu olayın ardından Aliya, Halit Bosnalı’yı İgman Dağına komutan olarak atamış. Bu dağ konum olarak çok önemli bir noktadaymış ve bu dağa sahip olan Saraybosna’ya sahip olurmuş. Bu nedenle vakit kaybetmeden 2 yardımcısıyla birlikte dağa tırmanmaya başlamışlar. Ve Halit Bosnalı, disiplini sağlamanın zor olduğu bir askeri bölüğü kısa bir sürede düzenli bir birlik haline getirmiş. Aliya da İgman Dağına çıkarak kendisini birçok kez denetlemiş.

Tünel düşerse Saraybosna düşer”

Halit Bosnalı, hatıratının bu bölümünden sonra Bosna’nın hayat tünelinin Sırplardan kurtarılış sürecini anlatmaya başladı. Çünkü savaşın seyrini değiştiren Saraybosna’daki hayat tünelinin kurtuluşu kendileri bu dağlardayken meydana gelmiş. Ve Aliya, tünelin savunması için kendilerini çağırmış. Sanırım dinleyicileri de en çok heyecanlandıran kısım da bu oldu. Nitekim Halit Bosnalı ve askerleri 32 günlük bir operasyonun ardından İgman Dağında istirahate çekilmişler. Ancak Aliya tarafından tünelin savunması için acilen çağrılmaları üzerine yorgun olan askerlerde bir isteksizlik oluşmuş. Fakat Halit Bosnalı'nın Aliya’nın sözlerini bire bir aktarmasının ardından bütün askerler harekete geçmiş. Askerleri harekete geçiren o önemli sözler ise “Bu bir emir değildir. Bu bir ricadır. Eğer siz imdada gelmezseniz tünel düşer. Tünel düşerse Saraybosna düşer. Saraybosna düşerse Bosna düşer.” ifadeleri olmuş.

O andan itibaren nasıl tünele gittiklerini hatırlamadıklarını ifade ediyor Halit Bosnalı. Çünkü 60 kilometrelik bir yolu, dağlık bir alandan 8 saatlik bir sürede inmişler. Tünele yaklaştıklarında ise Sırplar, 6 kilometrelik bir alanı ele geçirmiş. Ancak Halit Bosnalı ve askerleri bütün varlıklarını ortaya koyarak Sırplarla çatışmaya başlamışlar. Uzun bir çatışmanın ardından kaybedilen 6 kilometrelik alan geri alınmış. Aynı zamanda 15 kilometrelik bir alan da Sırplardan temizlenmiş. Bunu ise düşük kapasiteli silahlarıyla başarmışlar. Daha doğrusu, diyor Halit Bosnalı, “Allah’ın yardımıyla tüneli kurtardık.”

Halit Bosnalı ve askerleri tıpkı Bedir’deki ve Çanakkale’deki gibi bir varlık-yokluk mücadelesi vermişler. Bir zamanlar Bedir’de ve Çanakkale’de olduğu gibi İslam’ın savunucuları, Bosna’da da son kaleyi düşürmemek için canlarını ortaya koymuşlar ve Bosna’nın İslam beldesi olarak kalmasını sağlamışlar. Bu nedenle ikinci bir Endülüs olmamış Bosna…

 

Enes Yaşar notlarını aktardı

Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2015, 17:09
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20