Bosna Hersek'te tarih yazıcılığı nasıl şekillendi?

Dr. Aladin Husic, BİSAV'da Sosyalizm Dönemi Bosna Hersek’te Tarih Yazıcılığı hakkında konuştu ve 1940 ve 1990 yılları arasında Bosna’da tarih yazımının nasıl şekillendiğini anlattı. Mahmud Sami Mertoğlu etkinlikten notlarını aktarıyor.

Bosna Hersek'te tarih yazıcılığı nasıl şekillendi?

24 Ekim Cumartesi günü Bilim ve Sanat Vakfı'nda “Balkan Konuşmaları” serisinin devamı niteliğinde bir konuşma gerçekleşti. “Sosyalizm Dönemi Bosna Hersek’te Tarih Yazıcılığı” temalı konuşmada genel hatlarıyla tarih yazımının yapıldığı kurumlar ve tarih yazımın nasıl başlayıp devam ettiği hususu masaya yatırıldı.

Bilim ve Sanat Vakfı Türkiye Araştırmaları Merkezi (TAM) ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı işbirliğiyle gerçekleştirilen “Balkan Tarihi Konuşmaları” serisinde, daha önceki yazılarımızda belirtildiği gibi Osmanlı’nın Balkanlardaki varlığı, Balkanların İslamlaşma süreci, siyasi ve sosyal yapı, kimlik ve dil meseleleri vb. konular en ince ayrıntılarıyla inceleniyor. Bu haftaki konuşmaya Saray Bosna Enstitüsü’nden Dr. Aladin Husic katıldı. Husic, ana hatlarıyla Bosna’da sosyalizm akımının etkisinden ve bunun tarih yazımındaki yansımasından söz etti.

II. Dünya Savaşı dönemi tarih yazıcılığı açısından önemlidir

Sosyalizm tarihini Bosna için ikiye ayıran Husic, bunda belirleyici rolün II. Dünya Savaşı’nda olduğunu belirtti. Ayrıca Bosna'nın Yugoslavya içindeki konumunun da Bosna tarih yazıcılığını etkilediğini belirten Husic, sosyalizm döneminde burada yazımın etkilendiğini söyledi. II. Dünya Savaşı öncesi tarih yazımının olmadığını ve bu konu ile alakalı kurumun da bulunmadığını belirten Husic, savaş sonrası yavaş yavaş enstitülerin kurulduğunu ve tarih yazımına adım atıldığını dile getirdi. Savaş döneminde tarih ile ilgili olarak sadece tek bir kurumun bulunduğunu söyleyen Aladin Husic, bu kurumun da 1880 tarihli Avusturya – Macaristan menşeli bir müze olduğunu belirtti. Her ne kadar tarih bağlantılı olsa da, bu kurum arkeoloji üzerine hareket etmiş ve zaman zaman Ortaçağ dönemine ait tarihi araştırmalara da imza atmış. Husic’in belirttiğine göre tarih yazımı bu kurumda tam anlamıyla yapılamamıştır. Çünkü burada çalışan araştırmacılar bu konuya “hobi” niteliğinde yaklaştıkları için ve çoğunluğunun etnik kökeni Bosna dışı olduğundan net bir araştırma söz konusu değildir.

Tarih yazımının Bosna’da geç başlamasının sebebi boykot olmasıdır. Avusturya-Macaristan işgali sonrası Boşnakların eğitim sistemini boykot etmeleri onları daha geriye götürdü. Bunun dışında Boşnakların İslami eserlerden oldukça etkilendiğini dile getiren Husic, ilk tarih eserinin de 1888’de Osmanlıca olduğuna dikkat çekti. Ancak Boşnakça’ya çevrilmesi uzun zaman alan eser (1999 yılında) sonrasında diğer eserlere de öncülük etti. Bunun dışında Husic, iki tane daha önemli kurumun olduğunu belirtti: Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi ve Yüksek İslam Fakültesi. Arapça, Farsça, Türkçe, İslami İlimler vb. ilimler alanında uzmalık sonrası bu kurumlardan önemli kişiler çıkmış ve Bosna dışında da geniş bir coğrafyada etkili olmuşlardır. Bu kişiler aynı zamanda Bosna tarih yazımının “yerli” öncüleri olmuş ve Osmanlı desteğiyle oldukça ilerlemiş ve birçok değerli eser bırakmışlardır. Hazım Şabanoviç, Mehmet Müezzinoviç bunlardan yalnızca iki tanesidir.

Şarkiyat Enstitüsü tarih yazımını şekillendirdi

Özellikle 1950 itibariyle Sırp asıllı kurucusuyla faaliyetlerine başlayan Şarkiyat Enstitüsü’nde Bosna’da tarih yazımı yeni bir boyut kazandı. Özellikle tarih alanında bahsedilen iki kurumdan uzman olanlar ile yeni çalışmalar başladı. Bosna tarihi ile beraber aynı zamada İslam'ın gelişmesi, Doğu tarihi ve güneydoğu Avrupa hakkındaki çalışmalar hareketlendi. İslam araştırmaları çerçevesinde Osmanlıca eserlere önem veren enstitü, bu eserlerin kendi dillerine çevrilmesine de önem verdi. Böylelikle metodolojik çeşitliliğin, farklı bakışların incelenmesinin de altyapısı hazırlanmış oldu. İlk on sene içerisinde enstitünün araştırmaları sayesinde Osmanlıya bakış açısı da değişmiştir. Böylelikle Osmanlıyı daha iyi anlamak ve tarihsel verilerden yararlanmak da mümkün olmuştur. Örneğin, Evliya Çelebi’nin Seyahatname’si (sadece Yugoslavya kısmı) Boşnakçaya çevrilmiş ve yeni bir tarihsel bakış açısı elde edilmiştir. Daha birçok konuda araştırma yapan kurumlar çeşitli konuları incelemişlerdir. Örneğin, köylü sınıfın durumu, ziraat, şehirleşme, Osmanlı mirası yapıtları vb. başta gelen konulardır.

Halil İnalcık, Boşnaklar için önemli bir tarihçi

Halil İnalcık’ın Boşnaklar için önemli bir kaynak olduğuna değinen Husic, özellikle tarihsel alanda 1950 sonrası kaynak kullanımında kendisinin ilk sıralarda olduğunu belirtti. Ayrıca Bosna’daki kurumlardan mezun olanların da, İnalcık’ın tarzını benimsemesi dikkat çekmiştir. Bunun bir sebebi de sosyalist çevrelerin baskısının azalması ve hazırlanan her eserin devlet kontrolünde çıkmasıdır. Bunun dışında kendi eserlerine bakış açısı da, Bosna kurumlarını etkilemiş ve bunun sonucunda özellikle tarihi araştırmalar bu yönde devam etmiştir. Bosna’dan da Hazım Şabanoviç’i örnek gösteren Husic, kendisinin Bosna’nın bir nevi Halil İnalcık’ı olduğunu belirtti. Tarih yazımının Boşnak kültürünün güçlenmesinde önemli rol oynadığını vurgulayan Husic, 1971 yılı itibariyle tam olarak bir ulus kabul edildiklerini belirtti.

Sonuç olarak etkinlikte tam anlamıyla anlaşılmayan noktalar soru-cevap aracılığıyla anlaşılır hale getirildi. Çeşitli üniversite ve kuruluşlardan katılan dinleyici kitlesine karşı yapılan bu konuşmada, 1940 ve 1990 yılları arasında Bosna’da tarih yazımının nasıl şekillendiği ve ilerlediği konusunda sunum yapan Husic, Osmanlı’nın gelişmelerde katkısının büyük olduğunu belirtti. Özellikle İslam'ı anlamada Osmanlıca eserlerin yardımcı olması kendilerini ilmi alanda daha da geliştirmeye katkı sağlamıştır.

 

Mahmud Sami Mertoğlu haber verdi

Güncelleme Tarihi: 26 Ekim 2015, 11:28
banner12
YORUM EKLE

banner19