banner17

Birlikte türkü söyleyerek sürüyor yürüyüşümüz

Anadolu Yazarlar Birliği’nin bu ayki konuğu Mürsel Sönmez idi. Devrimci bir yürek taşıyan, muhalif bir yazar Mürsel Sönmez... Şakir Kurtulmuş etkinlikten notlarını aktarıyor.

Birlikte türkü söyleyerek sürüyor yürüyüşümüz

Mürsel Sönmez, küçük yaşlarda şiire başlamış bir şiir emekçisi... İstanbul’a 12 yaşında gelmiş. İstanbul gibi büyük bir şehri ilk kez gördüğünde zihnine konumlandırmakta zorlanmış. Ama büyük şehir diye kaçmayı hiç düşünmemiş. “Bu şehirde ben de garip bir ‘Mürsel Sönmez’ olarak yer alabilirim, almalıyım” diye azmini ilk günden koymuş ortaya.

Sadece azmi ile yetinmemiş, meraklı gözler taşıdığını fark edince her şeyi değişik bir biçimde tanımaya çalışmış. ‘Değişik bakmak’ tarzını benimsemiş ve bu tarz sayesinde içinde yaşadığı toplumu, eğitimi, siyaseti, ticareti, kavgayı, savaşı, mücadeleyi, günlük yaşamı hep bu gözle yeniden yorumlama ihtiyacı duymuş.

Değişik bakmak, yeniden yorumlamak özellikleri ona muhalif olmayı öğretmiş. Muhalif olmanın insana güç kattığını düşünmüş. İnsanın kendisini daha iyi tanımasına imkan sağladığını görmüş. Hayata bağlanmamak, ama hayatta nasıl mücadele etmesi gerektiği konusunda yol gösterici olmuş. Yaptığı işe, yaşadığı hayata, yazdığı şiire hep böyle bakmış. İşlevi olmazsa yaptığımız işin ne anlamı olabilir ki, diye düşünmüş. Buna inanmış.

Bıçkın bir dergi olmuş Kardelen, kır gerillasıymış adeta

Daha çocukluğunda kendisinde aykırı bir bakış olduğunu fark ettiği için, o dönemi anlatırken bile ‘arıza bir çocuktum’ diye anlatıyor. Bankasız bir dünya hayali kurmuş. Bu hayali nasıl gerçekleştirebiliriz diye kafa yormuş. Etrafındaki mutlu insanlar gülüp, eğlence dolu bir hayatı yaşarken o Filistin’i koymuş rüyalarına. Eritre’yi, Moro’yu düşlemiş geceleri. Rüyalarında çok defa Filipinler’e gidip gelmiş. Kudüs’ü düşleyerek girdiği yatakta, Mescid’i Aksa’nın hafızasında nasıl da yer ettiğini görmüş.

Şiir yazıyor, Mavera dergisinde yayınlıyor. Siyasi içerikli yazılar yazıyor. Biz de onun edebiyat ve düşünce yazılarını Yeni Devir gazetesinde ‘Sanat- Edebiyat’ sayfamızda yayınlıyoruz zamanında. Diriliş, Edebiyat, Mavera dergilerini takip ediyor. Dergiler yayınına ara verince Müştehir Karakaya ile birlikte Kardelen dergisini çıkarıyorlar. 36 sayı yayınlanıyor dergi.

Bıçkın bir dergi olmuş Kardelen, kır gerillasıymış adeta... Hama’yı, Şam’ı, Kudüs’ü, Filistin’i yazmışlar orda...

Nuri Pakdil’i her fırsatta çok okumuş. Çok sevmiş. Onun devrimciliğini örnek almış, nerdeyse bütün kitaplarını satır satır ezberlemiş. 36 sayı yayınlanan Kardelen dergisi maddi imkansızlıklar nedeniyle kapanınca ‘Ey Yürek’ isimli bir antoloji yayınlamışlar. Satışından elde ettikleri geliri cezaevlerinde yatan arkadaşlarına göndermişler. Asla ırkçı, faşizan bir eğilim içinde olmamışlar. Ümmetçi ve evrenselci bir yaklaşımla siyasi bir bakışı dillendiren bir ekip olarak çalışmışlar, ortak bir muhalif güç olarak yayın yapmışlar. Edebiyatın işlevsiz olmasına inanmadıklarını her fırsatta dile getirmişler ve bu çerçevede yayınlarını sürdürmüşler.

Dergi çıkarmanın adeta bir tiryakilik olduğuna inanmış Mürsel Sönmez. Ordu kurmak gibi başka bir anlam da yüklemiş aynı zamanda. Şair ve yazarların birer asker olduğuna, dergilerinde yazdıklarıyla, savunduklarıyla savaştıklarına inanmış.

Kardelen dergisinin yokluğu acı vermeye başlayınca Nurettin Durman’la birlikte Düş Çınarı dergisini çıkarmışlar. Gönülleri yan yana duran insanların birlikteliklerine vesile olduğuna inanmış dergilerin. Düş Çınarı dergisinde arkadaşları ile birlikte savundukları fikirleri söylemeye devam ederken, sanata, edebiyata ilgi duyan gençlerin de önünü açmaya çalışmışlar, yazdıkları ürünlere yer vererek yüreklendirmişler. Dergi bünyesinde yetişen şairlere yenilerini ekleme çabası içinde olmuşlar.

Dünyaya ait en büyük makamın garibanlık olduğuna inanıyorum”

Dergi işine bütün dergiciler gibi o da bir sevda işi olarak bakmış. Düş Çınarı da yayınına son verince birlikte yol aldıkları arkadaşlarıyla Bir Nokta dergisini çıkarmışlar.

Dergi çıkarmayı birlikte bir türkü söylemek olarak gören Mürsel Sönmez, Bir Nokta’nın, türkü söyledikleri, seslerini yükselttikleri yeni bir alan olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Bir barikat gibi varlığını sürdürüyor Bir Nokta. Yaşlarımız ilerleyince bazı doğruların da demlendiğini görebiliyoruz. Şan şöhret, para, makam, hiçbir şey insanı gerçek manada mutlu etmiyor. Hatta mutsuzluğun temel kaynağı bunlar. Çocukluğumda hayallerini kurduğum bankasız bir hayatı özlüyorum. Dünyaya ait en büyük makamın garibanlık olduğuna inanıyorum. Bunu böyle anladığınız zaman yaralara merhem olmaya çalışıyorsunuz. Merhem olayım derken sen yaralanıyorsun. Bir de bu var. Bir Nokta böyle sürdürüyor yayınını. Edebiyat aracılığıyla oluşturduğumuz dostlukları önemsiyoruz ve biz yürüyüşümüzü birlikte türkü söyleyerek sürdürüyoruz.”

Kendisinin bir İslamcı olduğunu, bunu söylemekten de onur duyduğunu kaydeden Sönmez, İslamcılık faaliyetlerinin de tarihsel sürecine bakıldığında hep edebiyat üzerinden yürüdüğünü görmüş.

Edebiyatın işlevinin bu anlamda büyük olduğuna inanmış bir güzel adam. Devrimci bir şair. Muhalif bir insan...

Halepçe katliamından sonra sarsıntısını günlerce hissetmiş içinde. Arkadaşlarını bu katliamı anlatan şiirler yazmaya sevketmiş.

Anadolu Yazarlar Birliği’nin bu ayki konuğu Mürsel Sönmez idi. 4 Şubat Perşembe günü Üsküdar’da dinledik yaramaz çocuğun hikayesini. Devrimci bir yürek taşıyan, muhalif bir yazar olarak büyüyen çocuğun hikayesini...

 

Şakir Kurtulmuş notlarını aktardı

Güncelleme Tarihi: 06 Şubat 2016, 12:16
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20