Birlik Olalım, Ümmet Olalım

Nureddin Yıldız, geçtiğimiz günlerde Çanakkale'de 'Genç Umut Ümmet Bilinci' başlıklı bir konferans verdi. Enes Yaşar etkinlikten notlarını aktarıyor.

Birlik Olalım, Ümmet Olalım

Çanakkale’de ümmetin derdiyle dertlenen bir gençliğin, Genç İHH’nın davetine icabet eden Nureddin Yıldız, 24 Nisan Salı günü “Genç Umut Ümmet Bilinci” başlıklı bir konferans verdi. Ümmet olabilme şuurunun manasını bir kez daha fiili olarak idrak edebilmek isteyen Çanakkale 18 Mart Üniversitesi öğrencileri ve Çanakkale halkı ise programa yoğun bir ilgi gösterdi.

Nureddin Yıldız, konferansına şuurları suni coğrafyaların sınırlarını aşan ve yürekleri tek yumruk olabilen müminler olabilmemiz gerektiği vurgusuyla başladı. Dinleyicilerin konferansa göstermiş olduğu ilginin ümmet olarak hareket edebilme çabasının bir nişanesi olarak nitelendirilebileceği kanaatindeyim. Nitekim Resulullah’ın bu ümmetten beklediği şeyler üzerinde sıklıkla duran Nurettin Yıldız’ın, konferansı boyunca kabuğuna çekilerek tek başına yaşanan Müslümanlığın asla Hz. Muhammed’in Medine’de emanet bıraktığı Müslümanlık olmadığı vurgusunda bulunması, şüphesiz bir arada olabilmenin ne kadar önemli bir mefhum olduğuna işaret etmektedir.

Nureddin Yıldız’ın, müminlerin ümmetin içinde olduğu sürece ümmet kadar değerli olduğunu vurgulayarak Müslümanlığın yalnızca bireysel gücümüz olduğuna dikkat çekmesi, Müslümanlığı işlevsel hale getiren asıl unsurun ümmet olabilmekten geçtiğini göstermektedir. Bu nedenledir ki Nureddin Yıldız’ın ümmet olabilme adına vermiş olduğu misaller, dinleyicilerin yüreklerini Kudüs kadar büyük, Kâbe’deki milyarlarca adım kadar hareketli bir hale getirmiştir.

Can suyunu ümmet denizine akıt

“Toplanalım, birlik olalım, ümmet olalım… Suriye kurtulsun diye… Mescidi Aksa geri gelsin diye…” şeklinde hitap eden bir dava adamının samimiyeti göstermektedir ki kendi büyüdükçe ümmeti küçülen bir topluluk asla Allah’ın yardımını kazanamayacaktır. Nitekim Nureddin Yıldız’ın da ifade ettiği gibi “bâtılın safında yer alanlar, yalnızca namaz kılan, oruç tutan, Kâbe’ye giderek ibadet eden bireysel Müslümanlardan korkmamaktadır. Aksine iki Müslümanın yan yana gelmesinden korkmaktadırlar, mazlum coğrafyalar için neler yapabiliriz diye düşünmeye başladıklarında korkmaktadırlar.”

Konferansının ilerleyen bölümlerinde ise sevap toplamak yerine ümmete ne kazandırırım diyebilen bir neslin yetişmesi gerektiği üzerinde duran Nureddin Yıldız, hiçbir insanın yaşamını iyi okullarda okumakla, iş sahibi olmakla, evlenmekle ve çoluk çocuk sahibi olmakla sınırlandırmaması gerektiğini ve yalnızca kendi heybesini dolduran Müslümanların asla Peygamberin istediği bir ümmet olamayacağını vurguladı. Ardından da Müslümanların Mescid-i Aksa’dan uzak tutularak alışveriş merkezlerinin zihinleri karanlığa boğan ışıklarına ve insanların kumanda tuşlarıyla kendilerini televizyon kanallarının arasına hapsetmelerine değinerek ümmetten yana tavır koyamayan bireysel Müslümanların alışkanlıklarından bahsetti.

Konuşmasının sonlarına geldiğinde ise Allah’ın şeriatına dair her şeyin ayıplanır hale getirildiği bir dönemde Allah’ın şeriatından yana tavır koyamayanlarla koyabilenlerin bir olup olamayacağı sorusunu yöneltti dinleyicilerine. Hz. Muhammed’in kendinden sonra gelecek olan nesillere bıraktığı dinin ramazanlarda ve kadir gecelerinde baklavalar ve aşureler yiyerek İslam’ı yüceltemeyeceğine yapmış olduğu vurgu, ümmet şuurunun hakkında bir kez daha düşünülmesi gerektiğini hatırlattı. İslam’ın bir bütün olduğunu ve onun da hayat olduğunu dile getiren Nureddin Yıldız, konferans boyunca ancak can suyumuzu ümmet denizine akıttığımız takdirde Hz. Muhammed’in bizlere miras bırakmış olduğu dini yüceltebileceğimizi ve ümmete karşı olan vefa borcumuzu ödeyebileceğimizi ifade etti.

 

Enes Yaşar

Yayın Tarihi: 27 Nisan 2016 Çarşamba 16:06 Güncelleme Tarihi: 27 Nisan 2016, 16:06
banner25
YORUM EKLE

banner26