Birışık'ın ilginç teşekkürü!

Feyzullah Birışık, hadisi inkar edenlere öyle bir teşekkür etti ki sizin için haber yapmadan edemedik.

Birışık'ın ilginç teşekkürü!

Hani Fil suresinde Allah-u Teala buyuruyor ya: ’’Biz onların tuzaklarını boşa çıkarmadık mı?’’ diye, işte hadis inkarcılarının çıkışlarının nasıl da Feyzullah Birışık'ın kendisi için tersine döndüğünü, ettiği bu ilginç teşekkür gözler önüne seriyor.Feyzullah Birışık

İslam’a karşı baş edilemez bir hırsla dolu olanlar, ilimi kullanarak dinimize saldırdıkça, İslam daha gür bir sesle ortaya çıkıp onları hezimete uğratıyor ve “Kafirler istese de istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır” ayetini bizlere hatırlatıyor.

İşte o teşekkür!

Sizler olmasaydınız sünnetin dindeki yeri ve önemini anlamakta zorluk çekerdim. Sizin her şüpheyle baktığınız yerde güller açtı. Deryalar gördüm.

Ebu Hureyre ismini birçok hadislerin başında gördüm fakat hayatı hakkında hiçbir bilgiye sahip değildim. Şüphe projektörlerinizi Ebu Hureyre’ye çevirmeniz o kadar çok hayırlı oldu ki anlatamam.

Karanlığa boğacağınızı zannettiğiniz o güzel isim, vesilenizle o kadar çok aydınlandı ki, hemen ertesi günü Ebu Hureyre’nin -Radıyallahu anhu- hayatını konu alan kitaplar aldım ve hayatını baştan sona okudum. Sizlere ne kadar teşekkür etsem azdır. Vesilenizle sahabelerin takvalarını, ilim için gösterdikleri gayretlerini, sabırlarını ve sünnete gösterdikleri önemi öğrenmiş oldum.

Ebu Hureyre’nin şu kıssasını okuyunca ona olan sevgim beşe, ona katlandı. Hemen anlatayım:

“Mücahid'in nakline göre Ebu Hureyre şöyle anlatmıştır: Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim ki (bazen) açlıktan karnımı yere dayardım, bazen de açlıktan karnıma taş bağlardım. Bir gün (Resulullah ile sahabelerinin mescitten) çıkıp gittikleri yol uğrağı üzerine oturdum. Bu sırada Ebu Bekir geçti. Ona Allah'ın kitabından bir ayet sordum. Soruyu ancak beni doyursun diye sormuştum, fakat geçti gitti, (umduğum çağrıyı) yapmadı.

Feyzullah BirışıkSonra Hz. Ömer geçti. Ona da Allah'ın kitabından bir ayet sordum. Ona da ancak beni doyursun diye sormuştum. Ömer de geçti gitti, benim (umduğum çağrıyı) yapmadı. Sonra Ebü'l-Kasım (Hz. Peygamber) uğradı ve beni gördüğü zaman bendeki halsizliği ve yüzümdeki açlık belirtisini anladı da gülümsedi. Sonra bana "Ya Eba Hirr!" dedi. Ben de "Lebbeyk ya Resulallah! Buyur emrine hazırım!" dedim. Resulullah "Beni takip et!" buyurdu ve yürüdü.

Ben de onu takip ettim. Eve girdi. Ben de izin istedim. Bana da izin verildi. Resulullah girdiğinde bir bardak içinde süt buldu. "Bu süt nereden geldi?" diye sordu. "Onu sana filan kimse veya filan kadın hediye etti!" dediler. Resulullah da bana "Ya Eba Hirr!" diye seslendi. Ben de "Buyur ya Resulallah emrine hazırım!" dedim. "Haydi, Suffa ehline git ve onları bana çağır!" buyurdu. Ebu Hureyre şöyle devam etti: Suffa ehli İslam konukları idiler. Sığınacakları aileleri, malları ve dayanacak bir kimseleri yoktu. Resulullah bir sadaka geldiğinde sadaka malını onlara gönderirdi. Kendisi o maldan hiçbir şey almazdı. Bir hediye geldiğinde de bunu Suffa ehline gönderirdi. Hediyeden kendisi de alır ve Suffa ehlini buna ortak ederdi. Ebu Hureyre şöyle devam etti: Peygamber'in Suffa ehlini çağırması beni üzdü. (Kendi kendime) dedim ki: Suffa halkı için de şu bir bardak süt nedir ki! Bu sütten bir yudum içerek kuvvet kazanmaya ben de halayıktım. Suffa halkı geldiğinde, Resulullah bana emrettiğinde ve benim de onlara dağıttığımda bu bardak sütten bana ne düşecek?

Fakat Allah'a ve Resulüne itaatten başka çare yoktu. Bu sebeple gittim, Suffa halkını davet ettim. Geldiler, izin istediler, kendilerine izin verildi ve evde yerlerini aldılar. Bunun üzerine Resulullah bana "Ya Eba Hirr!" diye seslendi. Ben de "Buyur ya Resulullah! Emrine hazırım!" dedim. Resûlullah "Bu bardağı al ve onlara ver" buyurdu. Ben de bardağı alıp vermeye başladım. Bir kişiye veriyordum, o kanıncaya kadar içiyordu. Sonra bardağı bana veriyordu.  Ben de bardağı alıp diğer bir kişiye veriyordum. O da kanıncaya kadar içiyor, sonra bardağı bana veriyordu. Bu suretle bütün halk kana kana içip bardağı bana vererek ta Resûlullah’a kadar gelip dağıtım işi sona erdi. Artık davetlilerin hepsi süte kanmışlardı. Şimdi Resûlullah süt bardağını aldı. Elinde tutarak bana bakıp gülümsedi ve "Ya Eba Hirr!" buyurdu. Ben "Emret ya Resulallah, emrine hazırım!" dedim." (Süt içmedik bir) ben, bir de sen kaldın!" buyurdu. Ben de "Doğru söylediniz ya Resulallah!" dedim. Resûlullah bana "Haydi otur da iç!" buyurdu. Ben de oturup içtim. Resûlullah tekrar "İç!" buyurdu. Ben de içtim. Resûlullah tekrar "İç!" diye emretmeye devam etti. Sonunda "Ya Resulallah! İçemeyeceğim! Seni hak ile gönderen Allah'a yemin ederim ki süt için gidecek bir yol bulamıyorum!" dedim. "Öyle ise bardağı bana ver!" buyurdu. Ben de bardağı ona verdim. Resulullah Allah'a hamdetti, besmele çekti ve geri kalan sütü içti. (Buhari. 6452 no’lu hadis.)

Gel de EbuHureyre’yi –Radıyallahuanh- sevme! Biliyorum bu hadiste güzel bir mucize var ve bu mucize sizlerin aklınıza ters düşüyor. İşte burada kusuruma bakmayın, hadislerde geçen mucizelerin sahihliğini size soracak değilim. Çünkü sizler İslam âleminde tanınır ve kabul görmüş değilsiniz. Sizler ehil olmadığınız için sizlerden dinimi öğrenecek değilim.

İmam Nevevi, İbn-i Hacer el-Askalani, İbn-i Recep El- Hanbelî ve daha bir çok âlim varken bunların yanında size adres bile sorulmaz.

Mucize hadislere inanmamanız benim için hayra vesile oldu. Peygamberimizin 100 Mucizesi 16589isimli hadis kitabını Türkçe’ye çevirttim. Vesilenizle o hadisleri okuyup okutturuyorum. Bu kadar hayra vesile olacağını bilseydiniz emin olunuz susar, yerinizde otururdunuz. Ama susmazsınız, içinizdeki şeytanınız buna müsaade etmeyecektir, bunun farkındayım.

Ne iyi ettiniz de “Peygamber hadislerin yazılmasını yasakladı! Yaklaşık 200 sene sonra hadisler yazıldı, nasıl güveneceğiz?” dediniz.

O kadar güzel bir soru attınız ki ortaya! İlk işim dünya çapında tanınmış ve İslam âleminde ilimleri kabul görmüş âlimlerimizin kitaplarına başvurup hadislerin yazılması bölümünü okudum. Siz bu şüphe tohumunu atmasaydınız ben okumazdım.

“Peygamber, hadis yazımını yasakladı” hadisi nasıl yazıldı o zaman, diye bir soru aklıma geldi ve size güldüm ben. Evet, evet alayvarî bir gülüştü. Çünkü komik duruma düştünüz.

İmam Şafii denince, “kan abdesti bozmaz, kadına dokunduğunda abdest bozulur” fetvasını veren bir mezhep imamı aklıma gelirdi yıllar önce. Merak edip de hayatını araştırmamıştım. Gün geldi bir kitap hazırladınız ve eleştiri oklarınızı İmam Şafii -rahmetullahialeyh’e- çevirdiniz. Unutmayın ki siz kimi eleştirirseniz orada cevher çıkıyor!

Bu kez İmam Şafii’nin sünnetteki yerini araştırdım. Aman Allah’ım bu ne hizmet, bu ne ilim bu ne saygınlık! Meğersem birçok sünnet savunucuları İmam Şafii'den beslenmiş ve kaynak olarak göstermişler. Yani sadece fıkhî konularda kalem oynatmamış. İmam Şafii’yi- rahmetullahialeyh- o kadar çok sevdim ki anlatamam.

 

Şeyma Derbeder‘in çok hoşuna gitti bu teşekkür

Yayın Tarihi: 26 Haziran 2010 Cumartesi 13:51 Güncelleme Tarihi: 29 Haziran 2010, 20:47
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
E.A
E.A - 12 yıl Önce

Hadis konusu hakikaten çok önemli. Müsteşriklerin hadis konusunda söylediklerinden etkilenen bir çok ilahiyatçı var. Özellikle Ankara ilahiyat bunları başında geliyor. Fakat bu durum bizim hadisleri kritik etmemize engel olmamalı. Tabi ehline düşer bu işler. Mesela Hz.Aişe annemizin rivayet ettiği hadisler konusunda Ebu Hureyre' ye yönelttiği birçok eleştiri var. Bunları da göze almak gerekiyor. Zira eleştirilerde hadislerin yanlış ve eksik nakledildiğine dair birçok rivayet var.

Hüseyin TURUNÇ
Hüseyin TURUNÇ - 12 yıl Önce

Mucizeleri inkar edenleri daha iyi tanışmış oldum bende sizlere teşekkür ederim.

muhyiddin
muhyiddin - 12 yıl Önce

yazarımız sutunhaber adlı bir "şii tekfircisi" bir sitede yazıyor...şiilerle ilgili yorumları görünce "şeytanın bu olaya ne diyeceğini" merak ettim ya

ÇETİN YILDIRIM
ÇETİN YILDIRIM - 12 yıl Önce

Hadis inkar edenlerin varlığını iddia etmek büyük haksızlık.Hadis söylendiği iddia edilen sözler ise bunlara karşı sorgulama üzerinden yaklaşılması ilmi gerekliliktir.
İsrailiyatın hadisler üzerinden ümmeti çürüttüğü bir realite olarak karşımızda.Sünnete yaklaşımda usulu hatalar yapılmıştır.Bu hadisleri layüsel yapmaz sorgulanması gerekir.Feyzullah bey e sormadan geçemiyeceğim soru şu;hadis tenkitcileriyle karşılaşma şansı olmasa idi kendini nereye nisbet ederdi? ZUHRUF 37 düşünsün Birışık

Fatih...
Fatih... - 12 yıl Önce

Feyzullah Birışık'tan Allah cc razı olsun...Sutunhaber'i takip ediyorum yayınları kaliteli iddia edildiği gibi Tekfir söz konusu değildir...Onutulmuş örtbas edilmiş konuların gündem edilmesi zannederim ilgili kesimi rahatsız ediyor aleyhlerindeki ifşaattan rahatsızlar...Popilizm rüzgarı çok sert eserken çizgi sahibi olmak kolay olmasa gerek...

Orhan Mehmetoğlu
Orhan Mehmetoğlu - 12 yıl Önce

Bu yazı şaka mı? Samimiyetle soruyorum, merak ediyorum çünkü. Yoksa gerçek mi? Zira bu kadar saçmasapan ve çocuksu bir yazıyı, ne durumda olursa olsun, şu yaşta bir adamın yazması içler acısı. Allah akıl fikir versin ne diyeyim...

Fatih....
Fatih.... - 12 yıl Önce

Belli ki Ebu Hureyre'nin ismi, Hadislerin önemini vurgulamak Sünnet'i gündem etmek bazılarını şaşkına çevirdi...Çünkü hiçte alışkın değiller Hadislere Hiç tahammülleri yok hadis sünnet erbabına.....Şaşkına dönenler hangi konu da şaşkına döndüler yazsalardı en azından konu üzerinden bir cevabım olurdu....İslam Tarihi boyunca Felsefi akımlar Hadis ehlini hor ve hakir gördüğü,Dilleri ile incilttikleri gibi günümüz de de bu usul takip edilmektedir...

Gülnihal Bimahal
Gülnihal Bimahal - 12 yıl Önce

Kütür kütür yazmış Birışık. Çatır çatır taşlaşmış beyinleri çatlatmış.

Ama görünen o ki bırakın satranç dama oynayacak zekaya bile sahip olmayanlar Birışık'ı anlamıyorlar. Anlamasınlar zaten. O kişiler toplum içine çıkıp da "ben Müslüman'ım" diye bile dolaşmasınlar. İSlam ve Müslüman adına söz sahibi de olmasınlar. İslama ve Müslüman'a zarar verenler düşünemeyen ama kendini bir şey sananlardır - her zaman!


banner26