Bireysel özgürlük modern hayatın dayatması

Pendik’te buluşan Genç Düşünce Platformu, düzenlediği ikinci forumda özgürlük kavramı hakkında fikir teatisinde bulundu.

Bireysel özgürlük modern hayatın dayatması

 

İstanbul Pendik’te bulunan Genç Düşünce Platformu, belirli aralıklarla forumlar düzenliyor. Bayanların katıldığı bu forumlarda gündemdeki olaylar, kafa karıştıran ve düşündüren meseleler katılımcılar tarafından tartışılıyor. Fikir teatisinin ön planda olduğu bu buluşmalarda gençlerin sayısının fazla olması dikkat çekici. İlk buluşmalarında Gezi Parkı olaylarını konuşan topluluk, 27 Ağustos tarihindeki buluşmasında ‘bireysel özgürlükler’ konulu bir forum düzenledi.

Bireysel özgürlük yanında toplumsal özgürlük!

Forumda ilk olarak Medeniyet Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi Yasemin Camcı, özgürlüğün tanımını yaparak başladı konuşmasına ve terimleri tersinden düşünerek daha iyi kavrayabileceğimizi, bir yerde ne kadar kısıtlama varsa o kadar az özgürlük olduğunu söyledi. Özgürlüğün etki alanının üçe ayrıldığını belirten Camcı, birincisinin aile belirlemesi, ikincisinin devlet belirlemesi, üçüncüsünü ise din olduğunu ifa etti. Ahlakî ve sosyal kısıtlamalar azaldıkça tatminsizlik olduğunu, daha çabuk boşluğa düşüldüğünü belirterek konuşmasını tamamladı.

İkinci konuşmacı ise Fatih Üniversitesi Hukuk Fakültesi dördüncü sınıf öğrencisi Büşra Kara idi. 'Hukuk felsefesinde özgürlük’ konulu bir sunum gerçekleştiren Büşra Kara, özgürlüğün hak kavramı olarak karşımıza çıktığını ve hukuk felsefesinin özünü oluşturduğunu belirtti. Zaman ilerledikçe bireysel özgürlüklerin yanında toplumsal özgürlüğün de tartışılmaya başlandığını ve en basitinden toplum içinde yaşamanın kuralları beraberinde getirdiğini, ama bu kuralların toplumun özgürlüğünü kısıtlaması olarak görülmemesi gerektiğini belirterek sözlerine devam etti. Toplum içinde yaşayan tüm insanların kabul ettiği hak ve hürriyetleri kazanıp özgür olunacağını belirten Kara, konuşmasını bir topluluğu boyunduruk altına almakla yönetmek arasında farkın olduğunu belirterek bitirdi.

Bedende de emanet bilinci

Üçüncü konuşmacı olarak Romanya Bükreş Carol Davila Tıp ve Eczacılık Fakültesi beşinci sınıf  öğrencisi Zeynep Beyza Balat kürtaj meselesine nasıl bakılması gerektiği hakkındaki fikirlerini paylaştı. Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre kadınlara onuncu haftaya kadar verilen kürtaj yaptırma hakkıyla; kadınların, oluşan varlığın bir canlı olmadığı kanısına kapıldıklarından ve bundan dolayı bu konunun vicdanlarda yer etmediğinden bahsetti.  Devamında konuyu ele alırken iki farklı dünya ve bakış açısı olduğunu belirtti. Birincisinin "bu beden benim bedenim" sloganının kaynağı olan modern Batı düşüncesi, ikincisinin ise bu bedenin tüm dünya nimetleri gibi bize emanet olduğu bilincini veren İslâmî düşünce olduğunu söyledi. Balat konuşmasını “Beden benim bedenim, benim kararım. Peki, yaşam hakkını elinden aldığımız beden kimin?” sorusuyla devam ettirdi.

Dördüncü konuşmacı Firuzan Çetin hanımefendi ise ‘aile içi özgürlük’ konusunu ele aldı. “Özgürlük kendimizi tanımaktır ve özgürlük özümüzü gürleştiriyorsa, büyütüyorsa bebek doğup bebek bırakmıyorsa özgürlüktür” sözleriyle konuya giriş yapan Çetin, insanın iletişim hâlinde olduğu üç unsur olduğunu söyledi: kendi, Rabbi, diğerleri. Kur’an’ın insanın insanla ilişkisini ‘kardeşlik’ olarak tanımladığını belirten Firuzan Çetin, bunun saf sistemiyle örneklendirildiğini söyleyerek katılımcılara şu soruyu sordu: “Yük olan mı olacağız, yük alan mı?” Günümüzde özgürlük anlayışının ‘hiç olmasın’ (can sıkıntısı) ve ‘hiç bitmesin’ (haz veren her şey) şekliyle biçimlendiğini açıkladı. İnsanın daha doğarken iki insana muhtaç olduğunu ve bunun da acizliği gösterdiğini belirten Çetin, aile içi özgürlük anlayışının temel sınırlarını çizmede yardımcı oldu. Firuzan Çetin konuşmasını ailede paylaşmayı öğrenmenin gerekliliğini söyledikten sona “Bugün ailede sorun hata kabul etmemek. Oysa paylaşmakta hata payı da vardır” sözleriyle bitirdi.

Son konuşmacı olarak Henim Demirhan Hanımefendi ‘İslâm’da özgürlük’ konusunu ele aldı. ‘Özgürlük’ kavramının bizlere modern hayatın dayatması olduğunu söyleyen Demirhan, özgürlük kelimesinin Arapça karşılığının hürriyet olduğunu ve hürriyetin ise çok geniş bir  anlam ifade ettiğini belirtti. Henim Hanım özgürlüğü kavramamız için ‘İslâm’da hürriyet’i iyi anlamamız gerektiğini ve özgürlüğün sağlıklı tanımının yapabilmesinin yolunun ise önce nefsi, ardından şeytanı tanımak olduğunu söyledi. Özgürlüğü anlamamızın en temel yolunun Âdem ve Şeytan kıssasını bilmekten geçeceğini ekledi. Demirhan, özgürlüğün nefsimizin tutsağı olduğunu söyleyerek gençleri uyardı. “Haz, insanı esir ederken huzur ise mutlu ve özgür kılar” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.

Soru-cevap ve ikramla devam eden forum, herkesin özgürce söz hakkı alıp fikirlerini paylaşmasıyla sona erdi.

 

Elif Balat aktardı

Güncelleme Tarihi: 01 Ekim 2013, 10:16
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13