banner17

Birbirimizin Ustası, Birbirimizin Çırağı Olmalıyız

Bilal Kemikli, geçtiğimiz günlerde Bursa'da yurt talebelerine ''Ahlak-ı Muhammediye''yi anlattı. Taha Yusuf Gül etkinlikten notlarını aktarıyor.

Birbirimizin Ustası, Birbirimizin Çırağı Olmalıyız

İlim Yayma Cemiyeti Bursa Şubesi'nin Tevfik Çuka Yurdu'nda 8 Aralık Perşembe günü Prof. Dr. Bilal Kemikli, “Kalb-i Selîm Sohbeti” adı altında Ahlâk-ı Muhammediye konusunu ele aldı. Konuşmasında Peygamber efendimizin ahlâkı, bu doğrultuda dostluk ve dostluğun önemi, kendini bilmek üzerinde durdu.

İlim, irfan ve hikmetin ne olduğunu bilmeden, bu kelimelerin anlamlarını kavramadan ahlâkın ne anlama geldiğini bilmenin mümkün olmadığını belirterek konuşmasına başlayan Bilal Kemikli, şöyle devam etti: “İlm-i ahlâk diye bir ilim dalı vardır. Biz bu ilimde nazariyeyi öğreniyoruz. Ama ahlâk üzerine çalışan, o konuda doktorasını yapan insana ahlâklı diyebilir miyiz? Eğer öğrendiklerini yaşamına dâhil edebilmişse siz ona ahlâklı diyebilirsiniz. Sadece teori olarak kalmışsa, sadece o alanda uzmanlaşmışsa biz bu adama -öğrendiklerini hayatına geçirene kadar- ahlâklı diyemeyiz. Onu yalnızca o alanın uzmanı olarak tanımlarız. İlim ahlâkı, söylediğin şeyi yaşama geçirmektir. Söylediğin şeyi yaşama geçirince bir hâl ortaya çıkar: İrfan”

Hikmet, insanın kendi hakikatinin farkına varmasıdır

İrfan kelimesini insanın kendini bilme hâli olarak tanımlayan Kemikli; akl-ı selîm, kalb-i selîm, zevk-i selîm, hiss-i selîm kavramlarının insanın kendini öğrenmesini sağlayan kavramlar olduğunu belirtti. Kendini bilmekten kastın insanın öğrendiklerini tecrübe etmesi olduğunu söyleyen Bilal Kemikli, “İlimle irfan birleşirse insanda, o insan ‘Hazret-i İnsan’dır. Tek başına bir ilim mâlûmattır. Ahlâkın en temeli ilmin yanında onu tecrübe etmektir” dedi. Mevlana’nın “Bir terzi hangi kumaştan hangi elbiseyi yapacağını bilir. Ey terzi, sen hangi kumaştan ne yapacağını bilirsin de kendini bilmezsin.” sözünü de paylaştı. “Ahlâk-ı Muhammediye dediğimiz şey evvelemirde insanın kendini bilmesidir. Kendimizi nasıl bileceğiz? Aynayla…” diyerek konuşmasına devam eden Bilal Kemikli, insanın bedenine çekidüzen vermesi için nasıl boy aynasına ihtiyacı varsa şahsiyetimizi de düzene sokmak için bir aynaya ihtiyacımızın olduğunu söyledi. Ayrıca o aynanın bir Müslüman için Peygamber Efendimiz olduğunu beyân etti. Ahlâk-ı Muhammediye derken kastettiğimiz mananın tam olarak bu olduğunu söyledi.

Bilal Kemikli, insanın kendine gelebilmesinin, Hazreti Peygamberi ayna edinmekle mümkün olacağını da sözleri arasına ekledi. Ahlâkın ilk aşamasının tevhîd ehli olmak olduğunu da söyleyen Kemikli, kültür tarihimizde ilm-i ahlâkı teferruatlı bir şekilde ele alan klasik eserimizin Kınalızâde Ali Çelebi’nin Ahlâk-ı Alâi adlı eseri olduğunu söyledi ve devam etti: “Kınalızâde, bu kitapta hikmet kavramı üzerinde durur. Çünkü ahlâkın en önemli kavramlarından birisi de budur. Hikmet, insanın kendi hakikatinin farkına varmasıdır. Hikmet, insanın bu dünyaya geliş amacını, misyonunu, vazifesini sorgulayıp insanın hakikatini çözmesidir. Hakikatle hikmet akrabadır. Bunları sorgulamak hikmete kapı açmak olur. Kınalızâde Ali Efendi hikmeti, nazar-ı hikmet ve amelî hikmet olarak iki şekilde tanımlıyor. Nazar-ı hikmet tıpkı ilim gibi tefekkür etmekle olur. Hikmet-i amelî ise onu uygulamakla…”

Hikmet-i ameliyenin üç tane temel özelliğini de paylaşan Kemikli, bunların tezhîb-i ahlâk, sonra tedbir-i menzil ve siyaset-i medeniyye olduğunu söyledi. Hikmete ulaşmanın ilk adımının güzel ahlâklı olmak olduğunu, güzel ahlâkta çaba sarf edersek tezhîb-i ahlâka ulaşacağımızı, tezhîb-i ahlâka ulaşmadan toplumu idare etmenin de sosyal hayatımızı düzene sokmanın da mümkün olmadığını, tezhîb-i ahlâkı yerine getirmeden toplumdan, siyasetten, aileden şikâyet etme hakkımızın olmadığını gayet açık bir şekilde anlattı: “Buradan şunu anlıyoruz. İnsan tezhîb-i ahlâkı gerçekleştirir, ahlâklı olursa, cemiyet de ahlâklı olur. Cemiyetin ahlâklı olması devlet mekanizmasının da hakkaniyetli olması demektir.”

Kalb-i selîm, gönül aynasını saflaştırmaktır

Aynamızı kaybettiğimizi, eğer başkasından şikâyet etmek yerine kendimize bakarsak aynamızın farkında olacağımızı söyleyen Kemikli, bu durumu şöyle îzah etti: “ ‘Ben değişirsem toplum değişir’, çok önemli bir önermedir. Günümüzde herkes başkasından şikâyet ediyor. İnsan kendine bakmaktan âciz. Bunun sebebi aynaya bakmamaktır.” ‘Mümin mümin’in aynasıdır’ hadisinin bu çerçevede düşünülmesi gerektiğinden bahsetti. “Başkasını suçlamak, şikâyet etmek yerine onda gördüğümüz suçu kendimizde aramalıyız. Bugün toplumca aynamızı kaybettik. Kalb-i selîm, gönül aynasını saflaştırmaktır. Bunu yaparsak aynanın farkında oluruz” dedi.

Ahlâk talimini usta-çırak ilişkisine benzeten Kemikli, “Ahlâk evvela bir ustadan talim edilir” dedi. Ustanın, insan erkekse babası, kızsa annesi olduğunu söyledi. Adam olmak için de çırak olmaya niyetlenmek gerektiğinden bahseden Kemikli, bugün anne-babaların ebeveynlikten ziyâde bir kurumda memuriyetle iştigal ettiğini, çocuklarıyla ilgilenemediğini, bu durumda birbirimizin ustası olmamız gerektiğini de belirtti. Ayrıca Bektaşi dergâhına bir derviş sülûk etmek için gittiğinde ondan yol arkadaşı istendiği, buna da musahip denildiği bilgisini paylaşarak dostluk ve refîkin öneminden bahsetti. “Birbirimizin ustası, birbirimizin çırağı olmalıyız” diyerek meselenin önemini vurguladı. “Yol arkadaşı bulamadıysanız tezhîb-i ahlâkı gerçekleştirmeniz zaman alır” diyen Kemikli, “Dost, dest kelimesinden türer. Dest, el anlamına gelir. Elinden tutabildiğimiz kişi bizim dostumuzdur.” diyerek konuşmasına devam etti.

Kendisinin de iki dostu olduğunu, bunların Mevlana ve Yunus Emre olduğunu belirten Bilal Kemikli, “Mesele yol arkadaşını Mevlana bilmektir arkadaşlar” dedi ve şöyle devam etti: “Hepimizin içinde birer şehir var. Bu şehirde mücadele eden güçler vardır. Nefis ve ruh. Biri ahlâk-ı zemîme dediğimiz kötü ahlâka götürür. Diğeri ise aklın rehberliğinde hüsn-i hulk olan güzel ahlâka götürür. Bu savaşı aklın önderliğinde ruhun kazanması için dostlarımızın sayısını arttırmalıyız.” Ayrıca ilim ve sanatla da dost olunması gerektiğini söyleyen Bilal Kemikli, tezhîb-i ahlâkı gerçekleştirecek süreçlerden birinin de bu olduğunu belirtti: “Akıl ilimle güçlenir.” “Hazreti Peygamberin aynasına ulaşmamız ancak ilimle olur” dedi.

Kula teşekkür etmeyen Allah’a şükredemez

Ahlâk nedir sorusuna da cevap arayan Bilal Kemikli, ahlâkın edep olduğunu söyledi. Edeple ilgili dostu Mevlana’dan örnek verdi. Mevlana’nın iki kavimden söz ettiğini söyledi: “Bu kavimlerden biri gökten gelen kudret sofrasını bir müddet sonra beğenmeyen Musa’nın kavmidir. Mevlana diyor ki: ‘Edepsizlik Allah’ın verdiği nimeti hor görmektir,’ ikinci kavim İsa’nın kavmidir. Hazreti İsa’nın son sofrasında havarilerine Hakkın lutfu ile bir sofra iniyor. Havarileri tıka basa doyduğu halde bir daha bu sofrayı bulamayız endişesiyle yemekleri ceplerine koyuyorlar. Mevlana diyor ki: ‘Edepsizlik budur. Şükretmemektir. Kanaat etmemektir.’ ”

Ayrıca hadis, tasavvuf ve siyer ilminin de bir ahlâk ilmi olduğunu belirten Bilal Kemikli, Peygamberimizi ayna edinmenin yollarından birinin de Siyer ilmi olduğunu, Siyer ilmiyle ilgili Ahmet Cevdet Paşa’nın Peygamber Efendimiz adlı kitabının neşredildiğini, burada başından sonuna kadar bir ahlâk peygamberi anlatıldığını söyledi.

Konuşmasının sonuna doğru şükretmenin önemi üzerinde duran Kemikli, konuşmasını bir ahlâki ilkeyi söyleyerek tamamlamak istediğini, bu ilkenin de ‘teşekkür etmek’ olduğunu söyledi. Ardından şöyle bir anısını anlattı: “Süleymaniye Kütüphanesi’nde çalıştığım sıralardı. Kütüphaneden çıkıp bir kuru fasulyeciye gittim. Oturdum. Siparişi verdim, bekliyorum. O anda aklıma düştü ve bu kuru fasulyede kaç tane insanın emeği var, saymaya başladım. Çiftçi, toptancı, perakendeci, lokantacı, aşçı… En az yetmiş kişi sizin önünüze bir kuru fasulye koymak için hizmet etti. Sofradan kalktığımda garsona ‘Çok teşekkür ederim,’ dedim. Çok mutlu oldu ve o an anladım ki o garsona teşekkür ettiğimde yetmiş kişiye teşekkür ettim.” Kemikli, konuşmasını şöyle bitirdi: “Şunun da altını çizeyim: Kula teşekkür etmeyen Allah’a şükredemez. Ahlâk şükredebilmekle başlar.”

Bilal Kemikli, konuşmasının sonunda Oğul Sen Sen Ol kitabını imzaladı. Kendisine güzel sözleri için teşekkür ediyoruz.

 

Taha Yusuf Gül

Güncelleme Tarihi: 27 Aralık 2016, 16:15
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20