'Bırakınız yapsınlar' anlayışı ruh dünyamızı felç etti

Geçtiğimiz Cuma akşamı Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı'nın düzenlediği ve vakfa bağlı kardeş kuruluşlarının da iştirak ettiği mezuniyet programına katılan Kamil Büyüker, etkinlikten ve Osman Nuri Topbaş Hocaefendinin sohbetinden notlarını aktarıyor.

'Bırakınız yapsınlar' anlayışı ruh dünyamızı felç etti

Eğitim alanında önemli çalışmalara imza atan ve talebe yetiştirme noktasında son dönemde güzel hizmetler eden Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, Cuma akşamı Bağlarbaşı Kültür Merkezi'nde bünyesinde eğitim gören öğrenciler için bir mezuniyet programı gerçekleştirdi.

Program, vakıf talebelerinden Tanzanyalı Adem Marumba'nın Kur'an tilaveti ile başladı. Kur'an tilavetinin hemen ardından ise muhterem Osman Nuri Topbaş Hocaefendi kürsüye geldi ve çok geniş bir yelpazede bir konuşma yaptı. Esasen eserlerinden istifade ettiğimiz ve daha çok tasavvufi yorumlarına aşina olduğumuz hocaefendi, bu kez çok farklı alanlarda önemli tesbitlerde bulundu. Muhyiddin-i Arabî, Hallac-ı Mansur, Bahaüddin Nakşibend, Mevlana konuşmada ağırlıklı değindiği isimler iken, bunun yanında sekülerizm, liberalizm, dünyevileşme gibi güncel ictimai, siyasi meselelere de atıflar yaptı.

"Makinenin terakkisi vicdanları sıfırladı"

Hocaefendinin sohbetinde önemli bir nokta ise imam hatip okulunda talebe iken Nurettin Topçu'nun sosyoloji derslerinde yaptığı nasihatlerdi. Hocaefendi o hatırasını şöyle anlattı: “Nurettin Topçu hocamız bizim imam hatip okulunda sosyoloji derslerimize girerdi. Bir gün derste bizlere sordu: 'Evladım, bugünkü insan mı mesuttur, yoksa dünkü insan mı? Yani siz mi mesutsunuz, yoksa dün yaşayan dedeleriniz mi mesuttu?' Biz de 'bugünkü insan yani bizler mesuduz' dedik. 'Niye?' diye sordu. 'Rahatlık arttı' dedik, 'dün çamaşır elde yıkanırdı. Bugün makinede ve aynı anda onlarca çamaşır çok kısa sürede yıkanıyor. Üç aylık yol, üç saatte gidiliyor. Eskiden yazın kuyuya su saldırılırdı, şimdi buzdolapları var. Soğuk su ihtiyacı gideriliyor, yemekler bozulmuyor vs... Böyle bir takım kolaylıklar saydık. Hocamız 'hayır' dedi, 'Makinenin terakkisi insanı vahşileştirdi. İnsan vahşete büründü. 1944'te Amerika iki tane atom bombası fırlattı Japonya'ya. İki şehir kömür oldu. Kadın kömür oldu, ağaç, hayvan her şey kömür oldu. Ne hakla? Demek ki makinenin terakkisi vicdanları sıfırladı.' dedi.

Televizyon ve internet ağıyla kalplerimiz dizayn edilmeye çalışılıyor

Bu hatırasından yola çıkarak konuşan Osman Nuri Hocaefendi, bugün de makineleşmenin ruhları esir alması ile beraber ruhani, kalbî hayatın dumura uğradığını ifade etti. Öyle ki bu manevi inkırazdan sonra "bırakınız yapsın, bırakınız geçsin" hastalığının bünyeyi sardığını da sözlerine ekledi.

Ruhunuz nasıl olursa olsun şeklinde, ten planında bir hayat dizayn edilmeye çalışıldığını, bunun da müsebbipleri olarak günümüzde zalim tröstlerin, zalim kartellerin baş rolde olduğunu ifade eden Topbaş, “sekülerlik, globalleşen dünya ile televizyon, internet üzerinden robotlaşan zihinler, beyinler ve kalpler kumanda edilmeye çalışılıyor” dedi. “Televizyonun, internetin çocuğu olan nesle ailenin fiziki yakınlığının fayda vermediği de görülüyor” dedi.

Gerçek şehitleriniz varsa zafer tecelli ediyor

Osman Nuri Topbaş Hocaefendinin konuşmasından bazı satırbaşları şunlar: "Gençlik bir milletin istikbalinin en net göstergesidir. Her devrin gençliği kendi karakterine uygun enerjisini harcayabileceği bir heyecan âleminde yaşar. Bu sebeple her millet gençliğin his ve fikir dünyasına göre şekillenir. Eğer bir millette gençler güçlerini, ilim, ahlak, maneviyat yoluna sarf ediyorsa, o gençlikte istikbal vardır. Aksine gençler bir çok güçlerini nefsani arzular peşinde ziyan ediyorlarsa akıbet, hezimet ve felakettir. Çanakkale en net tarihi bir tablodur. Bir savaşta eğer gerçek şehitler veriliyorsa arkadan nusret-i ilahi tecelli ediyor ve zafer geliyor. Tersine, ruhunu ziyan etmiş molozlar ölüyorsa arkadan enkaz gelmiş oluyor. Bir mütefekkir şunu söylüyor. Hakim milletler ile mahkum milletler arasında tek bir fark terazinin bir kefesini diğerine ağır getiren bir gram gibidir, yetiştirilmiş bir avuç ideal insanın varsa galip milletsin, yoksa mağlupsun. Önemli olan keyfiyette ve ideal sahibi bir mümin olabilmektir."

Sohbetten sonra vakfın müesseselerinde kalıp mezun olan talebeleri tanıtan kısa bir sinevizyon gösterimi yapıldı. Ardından Ömer Karaoğlu konseri ile program son buldu.

 

Kamil Büyüker haber verdi

Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2015, 15:27
YORUM EKLE

banner19