Bir Sohbet Halkasından 5 Hikmet Damlası

‘’Önemli olan insanlara İslam’ı anlatmak değildir. Asıl amaç onlara en güzel örneği göstermektir. Arnavutların yüzde doksanından fazlası bu yolla Müslüman oldu. Fatih de aynı usulü Bosna’da denedi.’’ Haşim Akın’ın etkinlik haberi.

Bir Sohbet Halkasından 5 Hikmet Damlası

Osman Nuri Topbaş Hoca Efendi birçok defa yaptığı gibi geçen haftalarda Konya’ya bir dizi ziyaret ve buluşmalar gerçekleştirdi. Bu buluşmalarında kendisinden nasihat bekleyen sevenlerine “daha iyi Müslüman olma, örnek Müslüman kıvamını yakalama ve kalbi hassasiyet inşası” yolunda bir dizi nasihatlerde bulundu ve bu konudaki birikimlerini paylaştı. Bu sohbetten derlenen hikmet damlalarından 5 tanesini sizlerle paylaşalım.

1. Örnek insan ihtiyacı

Babamın Ermeni bir dükkân komşusu vardı. Bu adam bir gün Müslüman oldu. Babam onu tebrik etti ve Müslüman olmalarını sağlayan nedeni sordu. Adam şunları anlattı: “Bizim Müslüman ve güzel ahlakıyla tanınmış bir komşumuz var. Bildiğimiz kadarıyla çok âlim bir insan da değil. Bu adamın inekleri vardı. Bu ineklerin sütünü sağar, satar ve bunla geçinirdi. Daha çok da bu kazançlarıyla fakir fukaraya infak ederdi. Bir gün bize bir kova içinde süt getirdi ve ‘bu süt sizindir!’ dedi.”

Biz böyle süt istemedik. Neden bizim olsun ki?” dedik. O şu cevabı verdi: “Benim ineğim bugün sizin bahçeden ot yemiş. Ben sonradan fark ettim. Bu nedenle 40 gün bu ineğin sütünü size vereceğim. Zira o size ait olan bir ot ile karnını doyurdu.” Buna çok şaşırdık. Biz durumu helal ettik ama o bunu kabul etmedi. Biz bu haram-helal anlayışından etkilendik ve bu kadar ince bir ölçü hak din olmalı deyip Müslüman olduk.

2. Balkanların İslamlaşması

Osmanlı sultanlarından I. Murad Han, Kosova’yı fethettikten sonra ne yaptı? O bölgenin insanın inşa etmek için Konya ve Kayseri gibi Anadolu’nun temiz ahlaklı, güzel İslami yaşantısı olanlarını bölgeye nakletti. Önemli olan insanlara İslam’ı anlatmak değildir. Asıl amaç onlara en güzel örneği göstermektir. Arnavutların yüzde doksanından fazlası bu yolla Müslüman oldu. Fatih de aynı usulü Bosna’da denedi. Çünkü Allah; “siz yeryüzünde Allah’ın şahitlerisiniz!” diye buyuruyor. Bizim yaşantımız Allah adına bir şehadettir. Bunun için çok dikkatli olmak zorundayız.

3. Niyeti tashih etmek

Geçmiş dönemde bir adam, arkadaşından borç istedi. O da bunun için kefil istedi. Borç isteyen adam; “Benim kefilim ancak Allah’tır.” dedi. Diğeri de bunu kabul etti. “O zaman bana bir şahit getir de onun yanında verelim.” dedi. Adam gene “Benim şahidim de Allah’tır. O her şeyi görmektedir.” dedi. Adam bunu da kabul etti ve ona istediği parayı verdi.

Parayı alan dam, bir gemiye binip istediği yere gitti. Orada işlerini gördü. Borcunu ödeme zamanı yaklaşırken, parayı hazırladı. Limana geldi ama kendisini götürecek bir gemi bulamadı. Günler geçtikçe daha da tedirgin oldu. Bir ağaç aldı ve içini oydu. Bu ağacın içine bin dinar olan borcunu koydu. Ve borçlu olduğu kimseye bir mektup yazarak içine bıraktı. Bu ağacı denize attı. Allah’tan emanetini sahibine ulaştırması için dua etti. Şöyle dedi: “Ya rabbi! arkadaşım benden kefil istedi, ben seni kefil gösterdim. Şahit istedi, ben gene seni şahit yaptım. Şimdi de ona ulaşmak k için gemi bulamıyorum. Ne olur bu emanetimi ona ulaştır.

Alacaklı olan kimse de arkadaşı gelir ümidiyle deniz kenarına çıkmıştı. Orada bir odun buldu. Bunu yakmak için alıp evine getirdi. Onu kırınca hem parayı hem de mektubu buldu. Bir süre sonra borçlu gemiyle döndü. Adama bin dinarını getirdi. O da “Sen bana bunu göndermemiş miydin?” dedi. “Hayır, ben gemi bulamadım ve sana ulaşamadım.” dedi. Alacaklı kimse mektubu gösterip, “Allah senin bu borcunu bana ödedi. Haydi, bu paranı al ve git. Allah kendisine güvenenleri mahcup etmedi.” dedi. Önemli olan kalpteki niyettir. Allah mutlaka yardım eder.

4. Hakkını isteyen adam

Sosyal sorumluluklarımızla ilgili bir başka hadis-i şerif de şöyledir: Kıyamet gününde bir kişi hesaba gelirken, tanımadığı birisi onun yakasına yapışır ve hakkını vermesini ister. Adam; “Ben seni tanımıyorum ki senin bende ne alacağın olabilir?” diye itiraz eder. Adam da bunun üzerine şu karşılığı verir: “Asıl sorun da burada ya. Biz seninle komşu olduk, aynı şehirde, aynı mahallede yaşadık. Sen namaza gittin, kuran okudun, haramı helali öğrendin… Ama beni unuttun. Bunlar için beni çağırmadın. Benim hidayetim için bir gayret göstermedin. Beni görmedin, görmezden geldin… Bu sorumsuzluğun karşılığını istiyorum der.”Hepimiz çevremize karşı sorumluyuz.

5. Özel bir nezaket örneği

İstanbul’u fethederek bir çağ açıp, diğerini kapatan Fatih Sultan Mehmed; o gün çevresindeki paşalarına şöyle diyor: “Bende gördüğünüz bu sevinç sadece bu şehri fethettiğimiz için değildir. Asıl sevincim; bu günlere kadar gelişimizde bize destek olan ve terbiyemizi tamamlayan Akşemseddin gibi büyük bir insanın yanında olmamdandır. Allaha hamt olsun ki bizi böyle güzel bir insana talebe etti ve onların terbiyesiyle büyük muzafferiyetleri nasip etti.”

 

Haşim Akın

 

Güncelleme Tarihi: 09 Ağustos 2018, 16:14
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER