banner17

Bir mezhep çatışması mı geliyor?

Sanal alemde ve medyada mezhep çatışmasıni körükleyen, dört gözle bunu özleyen tipler var. Prof. Dr. M.Ali Büyükkara, Birlik Vakfı Bursa Şubesinde mezhep meselesini anlattı

Bir mezhep çatışması mı geliyor?

 

Son yıllarda Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler ve bu gelişmelerde mezheplerin rolü, Müslüman coğrafyada her an mümkün olan mezhep çatışması riski ve Türkiye’nin de böyle bir çatışmaya sinsi bir şekilde itilmesi ihtimali gibi yakıcı güncel konular herkesin merak edip cevabını aradığı konular olmayı sürdürüyor.

Birlik Vakfı Bursa Şubesinin Cuma Meclisinde bu sorulara cevap arandı MÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. M.Ali Büyükkara tarafından. M.Ali Büyükkara, İslam ülkelerine bir de mezhebi ihtilaflar yönüyle bakarak olayı değişik açıdan yorumladı. Bölge’yi nasıl bir geleceğin beklediğini anlattı, ufuk açıcı analizler yaptı. Sohbetin sonunda merak edilen sorulara cevaplar vererek konunun daha iyi anlaşılmasını sağladı. Sohbetin ilgi çekici notları şöyle:

Mezhepler ne zaman, nasıl ortaya çıktı?

Bilindiği üzere mezhepler, Peygamberimizin vefatından yaklaşık yirmi beş sene sonra ortaya çıktı. Mezheplerin ortaya çıkışı da, siyasi sebeplerle oldu. İlk ciddi tartışma konusu, hilafete kimin geçeceği ve halifeliğin kimin hakkı olduğuydu. Bu konudaki tartışmalar siyasi tartışmalardı ve bu konudaki taraf tutma da, mezheplerin ortaya çıkmasına yol açtı. O zaman ortaya çıkan çatışmanın taraftarları olan Şia ve Ehl-i Sünnet anlayışı, işte bu şekilde ortaya çıktı.

Daha sonra sıcak savaşa da dönüşen bu tartışma konusu yüzünden sadece iki savaşta 50-60 bin kişi ölmüştür.

İşte, hilafetin kimin hakkı olduğuyla başlayan bu tartışma, o günden bu yana devam etmektedir.

Ne acıdır ki bu çatışma, günümüzde de bazen sıcak savaş olarak kendini göstermektedir. Mesela yakın zamanda sadece bu yüzden Hazreti Talha ve Hazreti Zübeyir’in kabirleri ile hazreti Selman-ı Farisi’nin kabri tam da bu yüzden bombalanmıştır.

Ortadoğu’daki Müslüman devletler ve mezhebi yapıları

Her zaman için potansiyel bir mezhep çatışmasının yaşanabileceği bir coğrafyada, bu çatışmanın nerede ve nasıl yaşanacağını anlamak için bu ülkelerdeki mezhepleri ve bu mezheplerin de aralarında benzerlik-farklılık, yorum yakınlığı-yorum uzaklığı gibi hususları da bilmek gerekir.

Müslüman devletlerin sadece dördünde Şia anlayışının nüfusun çoğunluğunu  oluşturduğunu görürüz. Bu ülkeler İran, Irak, Bahreyn ve Azerbaycan’dır. Ülkeler bazında mezheplere baktığımızda, şunu görüyoruz:

...

Yemen

Mekke-Medine’ye giden deniz yolunu kontrol ettiği için stratejik önemi olan bu ülke nüfusunun %70’i Şafi, %30’u ise Şiinin bir yorumu olan Zeydi mezhebindendir. Bu ülkede mezhepler arasında gerginlik yoktur. Hatta denebilir ki Zeydi’ler, içlerinden çıktıkları Şia’dan çok Ehl-i Sünnet anlayışına daha yakındırlar.

Bunun en belirgin sebebi de Zeydi’ler ile diğer Şia arasındaki yorum farkıdır: Zeydi’ler, Hz. Peygamberin vefatından sonra halifeliğin gerçekte Hz. Ali’nin hakkı olduğunu ama bir içtihat hatası sonucu yine faziletli insanlar olan başkalarının bu makama geçtiklerini düşünüp bu olayı tekfir noktasına getirmezler. Bilindiği üzre Şia’nın birçok yorumu için bu konu, diğer mezhepleri tekfir etme şeklinde ortaya çıkabiliyor.

Yemen’de Zeydi Husi Hareketi, çok önemli bir harekettir. Şii kökenli olan bu Hareket, 2000 yılında bir isyan başlattı ve 2010 yılına gelindiğinde bazı kentlerde yönetimi ele geçirdiler. Husiler, Yemen’in kuzeyinde etkili olan bir harekettir. Toplum tarafından desteklenmektedirler. Şii kökenli bir Hareket olduğu için de Suudi Arabistan’ı korkutmaktadır.

Bu Hareket, ilerde Yemen’in bölünmesine yol açabilecek bir potansiyeli de taşımaktadır.

Suriye

Bu ülkede Şia’nın çok sert yorumunu benimseyen Nusayri mezhebi %15 oranına sahiptir. Toplumun çoğu Sünni’dir. Bu yüzden de Nusayri azınlık, kendi mezhebini ön plana çıkarmadığı gibi, Sünni çoğunluğu onore edecek jestler yapmaktan da geri kalmaz. Nusayri mezhebi, Hz. Ali’yi insan olmaktan çıkarıp bir “ilah” olarak benimseyen, İslam’ın haram kıldığı birçok şeyi helal, helal kıldığı birçok şeyi ise haram sayan çok katı ve çok uç bir anlayışa sahip olup sadece Suriye’ye özgü bir anlayıştır. Bilindiği gibi, Esed ailesi de Nusayri’dir.

Suriye, İran’ın Şia anlayışına çok aykırı bir ülke olmasına rağmen İran’ın yakından ilgilendiği bir ülkedir. Herkes İran’ın bu ilgisinin sebebinin mezhebî yakınlık olduğunu düşünmektedir ama bunun asıl sebebi, İran’ın Suriye üzerinden Lübnan’a ulaşabilmesidir. Yani İran, Lübnan ve Hizbullah’ın hatırına Suriye ve Nusayri yönetimine katlanıp Esed iktidarını destekliyor denebilir. Çünkü Esed iktidarının gitmesi halinde yerine Sünni (Selefi) karakterli İhvan-ı Müslimin gelecek ve İran’ın Hizbullah ile irtibatı kopacaktır ve bu da İran’ın göze alabileceği bir şey değildir. Diğer yandan, İran’ın Suriye’yi desteklemesi çok ciddi bir risktir ve İran bu riski göze almış görünmektedir.

Irak

Aslında Irak, Şiiliğin vatanı ve merkezidir. Ama ülkeyi uzun yıllar boyunca Ehl-i Sünnet olan Saddam Hüseyin’in yönetmesi, İran’ın İslam Devrimini gerçekleştirip bir model olması gibi sebepler yüzünden Irak, Şii dünyanın merkezi olmayı İran’a kaptırmıştır. Saddam sonrası kurulan şimdiki düzenin, aslında bu ülkenin ‘normalleşmesi’ olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

Irak Şii uleması ile İran uleması arasında gizli bir çatışma vardır. Mesela Humeyni’nin “Velayet-i fakih” yorumuna Irak Şii uleması karşı çıkmaktadır.

Önümüzdeki dönemde İran Şii uleması ile Irak Şii uleması arasında daha ciddi çatışmaların yaşanması sürpriz olmayacaktır.

Suudi Arabistan

Suudi Arabistan, bölgenin en önemli ülkelerinden biridir. Ülkenin resmi mezhebi, Selefilik’tir (Vehhabilik). Ülkedeki Şii nüfus, nüfusun %10’u kadardır. Selefiler, Şiileri Müslüman olarak kabul etmezler. Bu yüzden de, ülkedeki Şii nüfus ciddi bir baskı altındadır. Ama günümüzde Suud Şiileri de hakları için çabalamaktadır.

Bahreyn

Şii nüfusun çoğunlukta, yönetiminse Sünnilerde olduğu bir ülkedir Bahreyn.

Bahreyn, İran ve Suudi Arabistan’ın nüfuz çatışmasının yaşandığı ülkedir. İran, Bahreyn üzerinden Suudileri kuşatmaya çalışmaktadır. Öte yandan Suudi Arabistan da, yoksul olan bu ülkeye büyük maddi destek vererek kontrolü altında tutmaya çalışmaktadır.

Bahreyn, her an patlama potansiyeli taşıyan bir ülkedir. Mesela, yakın zamanda Bahreyn’de yaşayan Şiilerin başlattığı bir isyan, Suudi tankları tarafından bastırılmış; İran’ın müdahalesi ise çeşitli arabulucu ülkeler tarafından engellenmiştir.

Bu özelliklerinden dolayı Bahreyn, olası mezhep savaşlarının yaşanacağı ülkelerin en başında gelir. Bu ülkede her an bir mezhep çatışması mümkündür.

Lübnan ve Hizbullah

Lübnan, Müslüman devletler için önemli bir ülke. Hizbullah da, Lübnan için önemli bir örgüt. Bilindiği gibi Hizbullah, birçok irili ufaklı örgütün İran tarafından birleştirilmesiyle 1982 yılında kuruldu ve kurulduktan kısa süre sonra da ülkenin gündemini etkileyen bir örgüt oldu. Hizbullah, İsrail’le savaşıp İsrail’i püskürttüğü için tüm dünya Müslümanlarının da desteğini ve sempatisini toplayan bir örgüt. Şu anda bölge denklemi için mutlaka hesaba katılan bir örgüt olma özelliğini korumaktadır.

İran

Perslerin, Sasanilerin mirasçısı. Günümüzde de Şii dünyasının en önemli ülkesi. Şu anda dünya petrolünün ¾’ü Şiilerin hakim olduğu bölgelerde çıktığı için ve İran da Şii dünyası üzerinde çok etkili olduğu için mutlaka hesaba katılması gereken bir ülke.

Diğer yandan, 1979 Devrimiyle Müslüman dünyayı heyecanlandırdığı için ve öte yandan Batı emperyalizmine ve İsrail’e boyun eğmediği için de dünya Müslümanlarının ilgi ve sempatisini toplamıştır. Bu rolünün farkında olan ve köklü bir medeniyet tecrübesine de sahip olan İran, bir dünya gücü olma yönünde çalışmaktadır. İran’ın, özellikle bölgedeki ülkelerde yaşayan Şiilerle yakın ilişkisi vardır ve İran onların hamisi pozisyonundadır.

Bir başka önemli mezhep: Selefilik

Ortadoğu’da Şiilik kadar önemli bir diğer mezhep de Selefilik’tir. Selefiler de Ortadoğu’da Şiiler kadar etkindirler ve bu etkinlik, günden güne artmaktadır.

İlerde mezhepler arası bir çatışma yaşanacaksa, bu çatışma Şiilik ile Selefilik arasında olacaktır.

Etkili bir hareket: İhvan-ı Müslimin

Sünni karakterli bir hareket olan İhvan-ı Müslimin, bölgenin önemli aktörlerindendir. Siyaseti öne çıkarıp birleştirici olmaya çalışmaktadırlar. Şu anda Ortadoğu ülkelerinde yapılan demokratik seçimlerde İhvan-ı Müslimin’in partileri ezici çoğunlukla galip gelmektedirler. Buna en son örnek, Mısır seçimleridir.

Türkiye’deki Alevilik

Türkiye’de de bir mezhep olarak adlandırılan Alevilik, Ortadoğu’da ve diğer Müslüman ülkelerde görülen Şia benzeri bir mezhep değildir. Alevilik Şia’dan çok İslam öncesi inancın izlerini taşımaktadır.

Şia ve Ehl-i Sünnet arasında çatışma olup olmadığı nasıl anlaşılır?

Aslında bunu anlamanın çok basit iki yöntemi vardır:

1.İbadet ederlerken aynı camiyi kullanıyorlar mı,

2.Aralarında kız alıp verme var mı?

İşte bu iki ölçüt bize iki farklı anlayış arasında çatışma olup olmadığını gösterip muhtemel bir çatışma olup olmayacağının bilgisini verir.

Türkiye’ye düşen

Alttan alta kaşınan olası bir mezhep çatışmasında Türkiye’ye, Batı tarafından Sünni dünyanın hamisi rolü verilmeye çalışılmaktadır. Bu yapılarak Türkiye, İran’ın karşısına dikilecek ve İran’la çatıştırılacaktır. Ama Osmanlı deneyimine sahip Türkiye, bu tehlikeli senaryoyu okuyup bundan kaçınmaktadır. Bu kargaşada Türkiye, olaylara taraf değil, olayları yatıştırıcı bir ülke olarak rol almaktadır.

 

Ahmet Serin aktardı

GYY notu: Dünyanın bizim olması, biz Müslümanların elinde selamet yurdu olması için, elbette biz Müslümanlar arasında şiisiyle, selefisi ile, modernisti ile gelenekçisi ile, elitiyle rijitiyle (bu son ikisi pek caiz isimlendirmeler değil elbette) tüm fitne haline getirilebilecek hususların farkında olmalı ve Ümmetin kardeşliği için somut, şimdiye kadar ortaya konamamış önemli pratik çalışmalar ortaya koymalıyız. Ortaya konacak çalışmalar kanaatimizce -şimdiye kadar hiç fark edilmediği büyük önemiyle- kültürel çalışmalar olmalıdır! Kültürel çalışmalar ümmet arasında ortak bir dil geliştirme imkanını verecektir ama tabii bu dili fark edebilirsek inşallah

Güncelleme Tarihi: 27 Şubat 2012, 13:20
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
hasan
hasan - 7 yıl Önce

sayın prof. dr. m.ali büyükkara bunları anlatarak bir ayrılıgı koruklediğinin farkındamıdır acaba... iyi niyetten uzak bir sunum yapmış anlaşılan bu...

muzaffer tekin
muzaffer tekin - 7 yıl Önce

müslümanlar için mezheplar arası diyalog vakti...

Hüseyn
Hüseyn - 7 yıl Önce

Hasan bey, bir şey anlamınız gerekiyor, hoca anlattı diye böyle olumuş anlamını çıkartmanız gerekmiyor. Böyle olmuş ve olmaya devam ettiği için hoca anlatıyor. yanı kısaca bunlar acı şeyler ama amman saklayalım söyleyemeliyim de bu işi düzeltmez. yanlışları tespit edip düzeltme amacıya anlatacaz.

banner8

banner19

banner20