Bir iftarda bunca güzel olur mu?

dunyabizim.com'un da mensubu olduğu KİM AŞ'nin iftarındaydık. Cafcaf, dunyabulteni.net ve sondevir.com ekibi bir araya geldi.

Bir iftarda bunca güzel olur mu?

Mustafa Nezihi ilk defa katıldığı Dünya Bizim'in iftarını ve sonrasını anlattı. Çok önemli isimler katıldı bu güzel anlatıya. Atasoy Müftüoğlu, Taner Yüncüoğlu... Buyrun.

Asım Gültekin’le başladı yolculuk. Üsküdar’dan. Yanında eşi ve çocukları. Gültekin, dağıtılacak ödüller için ‘en’leri yazıyordu. Zaman güzel bir ramazan ikindisiydi. Güneş yüzümüze, içimize, eşyaya ve denize vurup ışıtıyordu. Tramvayla Beyazıt’a vardık. Genel yayın yönetmeni Ensar’a gitti. Yanımızda cami vardı, abdest alıp girmemek olmazdı. Diğer yanda biinlerce kitap… bir kaç tane de olsa almamak olmazdı. Aldık.

Bismillah: Çorba, köfte ve pilav...

Yavaş bir yürüyüşle Ensar Vakfı binasına doğru yola çıktık. Sakindi akşam üzeri. Girişte Berat Zarifoğlu Abla’ya ve kızı Cafcaf'tan Betül Hanım'a selam verdik. Hal hatır sorduk karşılıklı. Yemek salonuna çıktığımda iftara az bir vakit vardı. Erhan Erken Bey misafirlerini kapıda karşılıyordu. Girişin solundaki en dip masada Ali Bulaç, Akif Emre, Ahmet Mercan, Mahmut Balcı, A. Ali Ural ve bir kaç kişi daha sükûnetle sohbet ediyorlardı. Ben birdenbire kendimi Zeki Bulduk’la en ön masalardan birinde buldum. Zeki Bulduk yine hoş sohbetti. Sağımda oturan Ömer Asım, sevindirici bir gülümserlikti. Dünya Bülteni mensubu Filistinli Mus'ab Subuh Kur'an-ı Kerim okudu.

28193Ezan okunduğunda sitemizin hamisi Erhan Erken Ağabey bizim masadaydı, genel yayın yönetmeni de çorbayı bizim masada içti. Çorba, patatesli-sulu köfte ve pilav iftarlığımızdı. dunyabizim.com’da hurdacılarla ilgili nefis bir yazı yazan Volkan Yahşi ile aynı masada selamlaştık.

Selamlaşmalar, tanışmalar, musafahalar

Nureddin Durman ağabeye selam verirken Mehmet Fatih Kutan’ı da göz ucuyla selamlamaya başlamıştım aslında. Birbirimizi sadece fotoğraflarımızda görmüştük. Yemek faslı biter bitmez gidip cebren tanışmaya karar verdim. Saçlarım dokuz numara, sakalllarım üç numara olmuştu. Tanıyamadı. İsimler fısıldandı. Gülümsendi, musafaha edildi. Bereketli bir gece başlamıştı bile. Aşağıda beraber çay içelim deyip çıktım. Çaylar yukarda içiliyormuş. Ürdün'den taze gelen Mehmet Erken’den Kutan’ın telefonunu aldım. Yukarı davet ettim. Çay ve sigara faslında kısa bir peşrev geçtik. Bir kaç kişi daha vardı. Fatih, akşam namazında ne imam olmayı ne de cemaat olmayı kabul etti. Mahcubiyetin tecellisi mi desek? (gyy yorumu: Entelliktendir entellikten...)

Ali Bulaç nelerden bahsetti?

Salonda başlayan ney sesine, uzaktan katılabildik. Kerem Abadi sunucuydu. Gayet sakindi, başarılıydı. Abartı ve gösterişten uzaktı. Yakışıyordu. Özellikle ‘en’ ödülleri için, spontane, dallar bulurken performansı çok iyiydi. Ali Bulaç müslümanların, Türkiye’nin genel durumuyla ilgili bazı tesbit ve yorumlarda bulundu. Kardeşliğe, umuda, dirence, parçalanmamaya vurgu yaptı. Erhan Erken ağabey Dünya Bizim, Dünya Bülteni, Cafcaf ve yeni kurulan Son Devir'le ilgili bilgiler verdi. Emeği olanlara teşekkür etti. Çıtanın yükseltilmesini diledi.

28195Güray Süngü'ye “Deli Gömleği” için teşekkür!

Hediyeler dağıtıldıktan, bazılarına telif ücretleri verildikten sonra vakfın giriş katında yer alan bahçede, bana “Deli Gömleği”ni giydiren Güray Süngü’yle öykü üzerine sıkı bir muhabbet başladı. Aykut Ertuğrul’la Fatih Kutan da başka güzelliklerden bahis açmışlardı. Genel yayın yönetmenimizi beklerken, Süngü’nün ikinci romanının bir ay sonra çıkacağını da öğrenmiş oldum. 

Çınaraltı'nda Atasoy Müftüoğlu!

Meğer sevgili Asım Gültekin Beyazıt meydanına doğru yola çıkmış bile. Biz de ayaklandık. Hem çay içeceğiz orda, hem Taner Yüncüoğlu dinleyeceğiz. Bir masa bulup oturuyoruz. Çaylar geliyor. Çakmaklar çakılıyor. Söz sözü çağırıyor. Bazılarımız fuara sefer düzenliyor. Bazılarımız o eski Çınaraltı’nın hakkını vermeye çalışıyor. Duman eksikliğini gidermek için büfeye gidip geldiğimde; bir de ne göreyim! Masamızda Atasoy Müftüoğlu Ağabey. Gözlerime inanamıyorum. Elimde tutuşmayı bekleyen nesneyi çaktırmadan masaya bırakıyorum. Aklım ve gönlüm tutuşsun istiyorum. Ancak bir kaç dakika kalabiliyor masamızda. Asım Gültekin masadakileri tanıtıyor. İncelikle ve memnuniyetle karşılık veriyor. Mehmet Fatih Kutan’ı övüyor ve destekliyor.

Noktayı Taner Yüncüoğlu koydu!

Vakti saati gelince Taner Yüncüoğlu güzel sesiyle, icrasıyla sahnede beliriyor. Bizi geçmişe, derinliğe, dirence, aşka, sabra, Allah’a çağırıyor. Kuru ve sıkıcı değil. Bedii ve sıcak. Samimi. Tasannu’dan, yapaylıktan uzak. Güray Süngü gidiyor, Aykut Ertuğrul ve İrem Ertuğrul gidiyor. Mahmut Balcı da gidiyor. Diğerlerimiz konserin sonuna kadar bekliyoruz. Son Kabataş-Üsküdar motoruna yetişmek için tramvaya biniyoruz yeniden. Tramvayda Fatih bir Filistinli dostundan, Gazze bombardımanından ve arkadaşının kimliğinde bilgilerin ayrı ayrı Arapça ve İbranice yazdığından bahsediyor. Filistinliler’in kimliğini Yahudiler veriyormuş! Yüzlerce sert cümlenin sarsıcılığından daha sarsıcı. Allahümmensürna ale’l-kavmi’z-zalimin! Amin.

 

Mustafa Nezihi Pesen kısa kısa haber verdi

GYY'nin eki: İftarımızda Fatma Barbarosoğlu, Bedri Gencer, Hakan Arslanbenzer, Suavi Kemal Yazgıç, Taner Yüncüoğlu, Zafer Acar, Dursun Ali Taşçı, Mustafa Altınsoy, Münir Üstün, Fahri Solak, İbrahim Şamil Köroğlu, Aykut Nasip Kelebek, Mehmet Emre Ayhan (sahi Mehmet Emre yaşıyor mu, neden yazmıyor?), Fatma Kebire Hanım, Fatma Ünal, Hacer Kor, Ebru Keskin, Bünyamin Yılmaz, Esad Eseoğlu, Yavuz Selim Güneş, Rumeysa Betül Arı, Meryem Uçar, Abdullah Yalnız, Selim Tiryakiol, Yusuf Temizcan, Osman Erken, Üzeyir Başpınar; Cafcaf'tan ise Ahmet Kesgin, Turgut Yılmaz, Mehmet Keskinkılıç, Yusuf Kot, Emre Bilgiç, Yasir Eryılmaz, Nisa Özaydın, Mustafa Aydın, Serhat Albamya, Serhat Gülseçen, Emin Şen, Önder Yavuz, Burak Gültekin, Z. Ayla Karadağ, Ahmet Mutlu, Yunus Emre Özsaray, Abdullah İlhan var idi.

Ayrıca Dünya Bülteni ve Son Devir ekibi de iftarda idi.

Fotolar: Burak Gültekin, Hatice Erken

(İftarımızdan fotoğraflar için tıklayınız.)

Yayın Tarihi: 20 Ağustos 2011 Cumartesi 04:18 Güncelleme Tarihi: 24 Ağustos 2011, 20:57
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
antisigarist
antisigarist - 10 yıl Önce

bu "sigara faslı" ibaresinden de kaçınılmalıdır. zira bireysel günahlar gizli tutulmalı. Hem kullanıldığı şekliyle genç takipçilerin zihninde böyle bir faslın dolayısıyla sigaranın, hayranı oldukları en azından sevgi besledikleri büyüklerinin hayatlarının bir parçası olduğu izlenimlerine kapılabilirler. Nerden bilebilirler ki onlar Allah'a rağmen, bu sigaraya ödenen paraların nereye gittiğini bilmelerine rağmen ve içilmemesini gerektiren daha onlarca sebebe rağmen içiyorlar. yazık!

antisigarist
antisigarist - 10 yıl Önce

okumaktan zevk aldığım haberin içerisinde geçen "çay ve SİGARA faslından" ibaresini görünce haberden de haberdekilerden de soğudum birden. Artık pek çok alimin haram dediği bu şeyin faslını yaptığınızı ne de rahat dillendirir olduğunuz. Allahu e'lam sıkı içici olduğunuz için ne haram ne tahrimen mekruh olmadığı konusunda da inatçısınızdır. Kusura bakmayın ama bana hiç masum gelmiyor. "alkol faslından sonra" gibi bir söz (böyle bir fasıl yapılsa dahi) nasıl dillendirilmemesi gerekirse, bu si (editöryal not: haberden ve haberdekilerden soğumanız normal bir tepki olmasa gerek. sadece o mekanda sigara içen beş altı kişiden soğumuş olmanıza bir şey diyemeyiz ama tüm etkinlikten, tüm konuklardan, içerikteki bilgilerden soğumuz olmak anlamına geliyor ifadeniz.. aman itidal. sigara konusunda tavrınıza bir şey elbet diyemeyiz. hatta gyy'miz sigarayı hiç tasvip etmez ama tepkiniz biraz aşırı olmadı mı özellikle haberden de haberdekilerden de soğumuş olduğunuzu ifade etmeniz -elbette hislerinize karışamayız ama- o iftarda sigara içmeyenlerin (%95'in) hakkına girmeniz anlamına gelebilir. )

feyzanur öztürk
feyzanur öztürk - 10 yıl Önce

fotoğraflara şöyle bir göz gezdirdim de, geçen seneki iftar daha mı kalabalıktı sanki? (editöryal cevap: fotoğraflar iftarın ilerleyen vaktinde, sonlara doğru çekildiği için bu izlenimi edinmiş olabilirsiniz.)

muratk
muratk - 10 yıl Önce

Ne çabuk soğur, ne çabuk ısınır olduk!

ahmet
ahmet - 10 yıl Önce

arkadaşların yorumlarına katılıyorum,'sıkı içici olduğunuz için ne haram ne tahrimen mekruh olmadığı konusunda da inatçısınızdır.' sonuçta sigara hem bedenimize büyük zarar veriyor -bu beden bize emanettir- hem de çok içenler ayda kaç yüz lira para döküyorlar, bu israftır büyük israf.. 'israf haramdır' dan söze devam edecek olursak sigara kanaatimce haramdır.Ayrıca hayran oldukları insanların sigara içtiklerini gören birkaç arkadaşımda da çok ciddi özenerek sigara içmeye başlamışlardır!!

melami
melami - 10 yıl Önce

mustafa nezihi'ye sordum bi daha sigaradan bahsetmeycekmiş:) yolunuz açık olsun

banner26