Bilgisayar Oyunlarında İslamofobi Üzerine Konuşuldu

Dünyanın farklı bölgelerinden İslamofobi üzerine çalışan genç akademisyenleri bir araya getiren Genç Akademisyenler Forumu'nun açılışına katılan Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, konuşmasında, Forum’un konseptine uygun bir şekilde, Bakanlığın 'Bilgisayar Oyunlarında İslamofobi' konulu kampanyasına değindi. Deniz Baran notlarını aktarıyor.

Bilgisayar Oyunlarında İslamofobi Üzerine Konuşuldu

2016’nın ortalarıydı. Kafamda video oyunlarına –küçüklüğümden beri haşır neşir olduğum hobime- İslami ve daha da ötesinde felsefi-ahlaki-siyasi bir yaklaşım sergileyecek bir çalışma yapmanın arzusu doğdu içime. Hedefim de kapsamlı bir röportaj yapmak ve tabiri caizse balta girmemiş ormana ilk baltayı vurmaktı. Fakat 2016’nın sonbaharında, ben tam bu niyetimi fiiliyata dökmek üzere harekete geçerken, ilginç bir tesadüf oldu ve bizim mahalleye ait bazı yayınlar da aynı konuya eğilmeye karar verdi. Sonra video oyunları ve İslamofobi ilişkisine dair bazı girişimler gördük ve hatta daha sonrasında da Gençlik ve Spor Bakanlığı bu meseleyi çerçevesi belli, geniş kapsamlı bir kampanyaya dönüştürmeye karar verdi.

Güzel de oldu…

Yine tabiri caizse, balta girmemiş ormana tek başına girip bir iki ağacı güç bela devirmektense Amerika kıyılarına ayak basan Avrupalı koloniler gibi hızla ormanı alaşağı edebilecek bir çabalar dizisi ortaya çıktı.

Durum böyle olunca ben de sadece, LEVEL ve Oyungezer dergilerinin kurucu ekiplerinde yer alan, hâlihazırda MAYADEM’de görev yapan ve Türkiye’nin video oyun yayıncılığının önde gelen isimlerinden Sinan Akkol ile röportaj fikrimi hayat geçirmekle yetinmedim. Diğer çabalara kayıtsız kalmayıp Nihayet ile Genç dergisi’nin video oyunlarını ele alan sayılarını da inceledim.

Ancak Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın, konumuzla tam da alakalı olan kampanyasına değinme fırsatım olmamıştı. Hâlbuki bu konuda yazıp çizdiklerimde bir not da ona düşmem gerekir diye düşünüyorum.

21 Mayıs’ta Ankara’da başlayan ve hafta boyu süren “Young Academics Forum” (Genç Akademisyenler Forumu) bana bu hususa dair bir not düşmemi sağlayacak fırsatı verdi. Diplomasi ve İşbirliği Gençlik Derneği’nin (YCDC) düzenlediği bu forum, dünyanın farklı bölgelerinden İslamofobi üzerine çalışan genç akademisyenleri bir araya getirmeyi hedefliyordu. Programın açılışına katılan Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç ise konuşmasında, Forum’un konseptine uygun bir şekilde, Bakanlığın “Bilgisayar Oyunlarında İslamofobi” konulu kampanyasına değinmeyi tercih etti. Konumuzla doğrudan alakalı olan bu konuşmadan notları sizlere aktaracağım.

Türkiye’de 25 milyon oyuncu var

Bakan Kılıç’ın ilk vurgusu, İslamofobi’nin tek taraflı bir nefret olmadığıydı. Kılıç, Geert Wilders gibi radikal söylemlere sahip aşırı sağcı Avrupalı politikacıların İslamofobi’yi kullanmasının yanında DAEŞ gibi şiddet yanlısı aşırıcı grupların da İslamofobi’yi araçsallaştırdığına değindi. Bu sürecin sonunda, Yahudilerin bir zamanlar İspanya’da uğradıkları baskı ve zulüm dönemine benzer bir döneme girilebileceğine dair uyarılar yaptı.

Kılıç, Bakanlığın neden böyle bir kampanyaya odaklandığını ise çarpıcı istatistiklerle açıkladı:

- Dünyada dijital oyunları oynayanların sayısı 1,5 milyara ulaşmışken Türkiye’de bu sayı 25 milyon.

- Dijital oyun sektörünün iş hacmi 110 milyar dolar.

- Türkiye’de her gün 39 milyon saat oyun oynanıyor.

Kılıç, işte tüm bu çarpıcı istatistiklerin ve bu kadar yaygın şekilde oynanan oyunların içerisinde mukaddesata saldırı niteliği taşıyan birçok ögenin varlığının, “dijital oyunların katkılarının ve götürülerinin” muhasebesini yapmayı zorunlu kıldığını söyledi. Artık Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın hedefinin, bu oyunlardaki menfi algı yönetiminin (bir nevi eskilerde Hollywood etkisi denen bir şekilde) önüne geçmek için mücadele etmek olduğunu ortaya koydu.

Kılıç’ın önemle vurguladığı bir yaklaşım ise video oyunlarına toptan bir savaşın açılmaması ve bir olgu olarak toptan kötülenmemesi idi ki ben de bu yaklaşıma çok önem veriyorum. Bakanlığın, gerçeklerden kopuk bir arkaik bakışla kampanyaya başlamış olması, kampanyanın verimliliğini epey düşüreceği gibi doğru bir kavrayışı da sağlayamamış olurdu. Lakin tam tersine, Bakanlığın spesifik olarak oyunlardaki İslamofobik bilinçaltı mesaja ve mukaddesata saldırı niteliğindeki ögelerle mücadeleye odaklanacak bir perspektif yakalaması oldukça önemli ve şahsen bu kampanyanın organize bir şekilde yürütülüp Türkiye’nin diğer Müslüman ülkelere de öncülük yapması durumunda oldukça ciddi sonuçlar doğurabileceğine inanıyorum. Örneğin, daha önce gelen tepkiler üzerine Counter Strike oyun serisinin eski oyunlarından birinde, oyundaki İslamofobik seslendirmelerin değiştirildiğini biliyoruz.

Sadece eleştiriyle değil, üretim yaparak mücadele etmek

Bakanlığın kampanyasının “oyun oynamayalım demiyoruz, doğru yönlendirelim diyoruz” söylemi üzerinde inşa edilmesinin altını dolduracak bir başka şey ise Türkiye’deki yahut Müslüman dünyadaki oyun yapımcıları ile koordineli çalışılması ve onların da bu sürece, gerekirse yeni oyunlar geliştirerek yahut başka oyunlardaki İslamofobik ögeleri kendi oyunlarının içeriklerinde dengeleyerek katkı yapmaları olur diye düşünüyorum. Buna benzer sorular yönelttiğimizde Bakan Kılıç’ın da aynı doğrultuda düşündüğü hatta “Türkiye şu an bu konuda yalnız, İslam dünyasından başkaca katkılarla bu ses cılız olmaktan çıkmalı” fikrine sahip olduğunu gördük. Ancak bu elbette uzun vadeli bir stratejinin (belki de bir devlet sübvansiyonu stratejisinin) konusu ve Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın mevzubahis projesinin kapsamına giren bir husus değil. Sadece yeri gelmişken değinmek istedim.

Bakanlığın kampanyasına dair daha detaylı içerik bu linkte bulunabilir:

www.oyunlardaislamofobi.com

 

Deniz Baran

Yayın Tarihi: 30 Mayıs 2017 Salı 16:00 Güncelleme Tarihi: 30 Mayıs 2017, 16:00
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26