Bediüzzaman Said Nursi nasıl hakkıyla anlaşılır?

Boğaziçi Yöneticiler Vakfı tarafından Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen 'Bediüzzaman Fikriyatı' panellerinin ilkinde Metin Karabaşoğlu konuştu. Elif Bayır etkinlikten notlarını aktarıyor.

Bediüzzaman Said Nursi nasıl hakkıyla anlaşılır?

Boğaziçi Yöneticiler Vakfı, Boğaziçi Üniversitesi'nde “Bediüzzaman Fikriyatı” panelleri düzenliyor. İki oturumda gerçekleşmesi planlanan panellerin ilki 19 Şubat tarihinde gerçekleşti. Yazar Metin Karabaşoğlu’nun “Bediüzzaman aslında ne demek istemişti?” sorusunu yanıtlamaya çalıştığı paneli, çoğunluğunu üniversite öğrencilerinin oluşturduğu kalabalık bir dinleyici kitlesi takip etti. Etkinliğin en dikkat çekici yönlerinden biri, üniversitenin kuruluşundan beri birçok Batılı aydın, bilim adamı ve düşünür hakkındaki panellere ev sahipliği eden konferans salonunun belki de üniversite tarihinde ilk kez Türkiye yakın geçmişine gerek entelektüel, gerek dini anlamda büyük katkı sağlamış böyle bir isim hakkında bir organizasyona kapılarını açmış oluşuydu diyebiliriz.

Bediüzzaman'ın anlaşılmasının önündeki perdeler

Programın başından itibaren Metin Karabaşoğlu altı çizilecek birçok cümle kurdu. “Bediüzzaman aslında ne demek istemişti?” sorusuna Said Nursi ve onun gibi birçok başka ismin anlaşılmasında bugün perde olan noktalara değinerek cevap vermeye çalıştı. Karabaşoğlu’na göre bu perdelerin en başında bu isimlerin Batının oluşturduğu modernizm odaklı bir algıyla anlaşılmaya çalışılması var. Dünyanın merkezine Batının konulduğu bir düzende, Batı dışında kalan tüm inançlar ancak bir parantez oluşturabilirken, bu algıyla yapılacak olan tüm yorumlarsa ancak Batının etkin olduğu geriye kalanlarınsa edilgenlikten öteye gidemediği yorumlar olacaktır. Bu noktadan hareketle “Bediüzzaman hakkında bugüne kadar verilen eserler Batı merkezli çözümlemeler olmaktan öteye geçememiştir” diyen Karabaşoğlu, akıllarda kalması gereken bir hatırlatma yapıyor: Bu bakış açısının aksine Müslüman bireyin öncelikli çabasının kendini ve kainatı anlamak, varoluş gayesini gerçekleştirmek ve bu süreçte edilgen değil etken bir rol üstlenmesini amaçlayan İslam, Batının tez olduğu düzende kesinlikle bir antitez değildir, asli hareket noktasıdır.

Metin Karabaşoğlu’na göre Bediüzzaman Said Nursi’nin hakkı ile anlaşılmasının önündeki diğer bir perde ise bugünkü Müslüman entelektüel camiada Said Nursi hakkında yaygın olarak kabul edilen aksiyoner portre. Entelektüel kimliği göz ardı edilerek deyim yerindeyse yalnız “mücahit bir adam” söylemine indirgenen bir Bediüzzaman algısı onun reaksiyoner tavrının da üstünde durulmasını engelliyor. Karabaşoğlu tam bu noktada bugüne kadar üstüne yaptığı okumalar ve eserlerinden yola çıkarak kendi Said Nursi tasavvurunu paylaşıyor dinleyicilerle: Bediüzzaman’ı anlamak onun tüm hayatını iki kelime etrafında şekillendirdiğini ve sürdürmeye çalıştığını anlamaktır. Bediüzzaman tüm hayatı bir mümin ve müslim olarak yaşamaya çalışmıştır. Bu tasavvura daha önce bahsi geçen Müslüman camianın üstüne eğilmediği bir noktayı da ekliyor Karabaşoğlu: Bediüzzaman kendini ontolojik, ahlaki ve entelektüel tabloda özgür kılmaya çalışan ve kendi ontolojisini inşa etmeye çalışan bir isimdi. Bu inşa yalnız bireysel değil toplum boyutunda da külli ve bütüncül bir inşadır. “1400 yıllık bir İslami mirasla şekillenmiş olan bu basit inşa tanımı bireyi önce kendi nefsine, daha sonrasında da içinde bulunduğu zamanın nefsi emmarelerine karşı özgürleştirecek temeli oluşturabilir” önerisini yaparken Said Nursi’den bir alıntıyı da cümlesine ekliyor: “İki hayatımı iki elime koymuşum, tek hayatlılar karşıma çıkmasın.”

“Bediüzzaman Fikriyatı” panellerinin ikinci oturumu 26 Şubat Perşembe günü yine Boğaziçi Üniversitesi'nde “Risale-i Nur bakış açısından İslam ve Modernite” başlığıyla devam edecek. Prof. Syed Farid Alatas, Prof. Dr. Said Özervarlı ve Prof. Dr. İsmail Hacınebioğlu’nun konuşmacı olarak katılacağı panel dili İngilizce olacak.



Elif Bayır yazdı

Güncelleme Tarihi: 20 Şubat 2015, 16:04
YORUM EKLE

banner19

banner13