Bahattin Karakoç'un elini öptüm

Abdurrahim Karakoç’u anma toplantısına giden Aydın Başar, kültür hayatının nabzını tutmayı da ihmal etmemiş. Toplantıdan notlarını aktarıyor..

Bahattin Karakoç'un elini öptüm

 

Dört beş yıl kadar önceydi, Cağaloğlu’nda bir yerde şair Bahattin Karakoç ile yaklaşık iki saat kadar sohbet etmiştik. Beş altı kadar arkadaşla birlikte ona sorular sormuş, uzun ve doyurucu cevaplar almıştık. O gün şairimiz bizimle sanata, edebiyata ve şiire dair görüşlerini paylaşmıştı. Bana ve orada bulunan diğer arkadaşlara son derece şefkatli ve sevgi dolu bir hitapta bulunmuştu. İyiliğini, iyi niyetini, seviyeli yaklaşımını o sohbet boyunca gerçekten hissetmiştik.Bahattin Karakoç

Şiir üzerine konuşmayı seviyordu

Kendisine sorduğumuz sorulara verdiği cevapları bir kağıda not aldığımı hatırlıyorum ancak o notları nereye koyduğumu hatırlamıyorum. O günkü sohbetten tek hatırladığım şairimizin edebiyat ve şiir üzerine konuşmayı sevdiği ve bu konuda son derece dolu olduğu idi.

Bir de kardeşi merhum şair Abdurrahim Karakoç ile şiir tarzlarının farklı olması üzerine de birkaç şey söylemişti. Abdurrahim Karakoç malum halk ozanı tarzında şiirler söylüyordu, Bahattin Karakoç ise böyle bir tarzdan uzaktı. Doğrusu onun şiir tarzına ne deniyor, bunu tam kestiremiyorum. Fakat “modern şiir” gibi sevmediğim bir kavramı da onun şiirine layık göremem.

Her ikisinin de esmer çehrelerinden çektikleri kara sevdanın izleri okunuyor

Bahattin Karakoç, yüklü bir kelime hazinesini şiirinde kullanan, çeşitli sanatlara yer veren şehirli bir şair olarak karşımızda duruyor. Merhum Abdurrahim Karakoç için ise buğday kokan bir Anadolu ozanı olduğunu söyleyebiliriz. Fakat ikisinin de ortak özelliği bizden olmaları, bizim olmaları ve şifrelerinin “aşk” olması… Her ikisinin de esmer çehrelerinden çektikleri kara sevdanın izleri okunuyor…

Evet, kara sevda çekmişler, yanmışlar, kavrulmuşlar… Belki de onları çektikleri bu sevda masumlaştırmış. İyi insan olmalarında, gönül adamı olmalarında bu sevdanın payı büyük olmuş. Kanaatim odur ki bu iki güzel şahsiyetin çektikleri sevda da asil ve adam gibi bir sevdadır.

Abdurrahim Karakoç“Hak yol İslam yazacağız” diyen bir mücahitti

Merhum Abdurrahim Karakoç ile dünya gözü ile görüşmek ve sohbet etmek nasip olmadı. Ama biz kendisini hep sevdik ve kendimize yakın hissettik. O bizim gözümüzde hem hakiki bir şair olarak, hem de katıksız bir mümin olarak çok kıymetliydi. Yani hem nice şairleri kıskandıracak kadar güzel olan “Mihriban”ın şairiydi, hem de askerlerin miğferinden Buda’nın tunç heykeline kadar her yere “Hak yol İslam yazacağız” diyen bir mücahitti.

Bediüzzaman'ın tabiriyle müspet milliyetçiydi

Dini önceleyenlerle milliyeti önceleyenler arasında bir köprüydü Abdurrahim Karakoç. Tıpkı merhum Muhsin Yazıcıoğlu gibi… Biz milliyetçilerle belki merhum Türkeş sevgisinde buluşamıyorduk ama Muhsin Yazıcıoğlu ve Abdurrahim Karakoç sevgisinde buluşabiliyorduk.

Bunda Abdurrahim Karakoç’un, üstad Bediüzzaman’ın “müspet milliyetçi” dediği kimselerden olmasının büyük payı vardır. Nitekim Karakoç’un vefat etmeden önceki son yazısını okuduğumuzda ırkçılığı dinimizin yasakladığını ifade ettiğini görüyoruz.

Abdurrahim Karakoç anıldı

Geçtiğimiz günlerde Çemberlitaş’ta Türk Ocağı’nda yapılan Abdurrahim Karakoç’u anma toplantısında şairin birçok dostu ve seveni onunla ve şiiriyle ilgili birçok şeyler söylediler. Kimisi yüzeysel ve klasik birkaç söz ile onu anlatırken kimisi de yüreğinden gelen sesin tercümanı oldu.

Konuşmalar içinde dikkatimi çeken üç nokta vardı. Birincisi şair Bahattin Karakoç’un, kardeşinin cenazesine her kesimden insanın geldiğini ve milletin onu bağrına bastığını söylemesi idi… İkincisiNurettin Durman İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürü Abdurrahman Şen’in, Karakoç’un şiirinin 70’li yıllarda iki partiyi buluşturduğunu söylemesi idi... Üçüncüsü ise şair Nurettin Durman’ın şairin “Hak yol İslam yazacağız” şiirine vurgu yapmasıydı.

Birçok şair ve yazar katıldı

Toplantının ardından dışarıdaki bahçede çay ve helva ikramı yapıldı. O esnada ilk olarak Mahmut Balcı Ağabey ile sohbet ettik. Yayıncılıkta eski heyecanının kalmadığını söylediğimde beni yalanlamadı. Sanal âlemin ön plana çıkmasından falan bahsetti. Bir de Erzurum günlerinden ve Mustafa Nezihi Bey ile olan münasebetlerinden bahsetti. Renkli kişiliği ile Mahmut Ağabey’i burada görmek güzeldi.

Bu sene “Ramazan Sohbetleri” yapılacak

Osman SarıköseArdından daha önce Eyüp Sultan’da tanıştığımız Diyanet Vakfı İstanbul Şubesi müdürü Osman Sarıköse Bey ile kısa bir sohbet yaptık. Bu sene yine Ramazan’da yapılacak olan Beyazıt Kitap Fuarı etkinlikleri çerçevesinde Eskader ile ortak söyleşiler düzenleyeceklerini ve bu söyleşilerin bu sene “Ramazan sohbetleri” adı altında yapılacağını söyledi. Ben de kendisine, yapılacak dinî içerikli sohbetlerin Ramazan’ın ruhuna uygun olmasının iyi olacağını söyledim.

Şair Nurettin Durman çok iyi

Bahçede daha önce aynı gazetelerde yazdığımız şair Nurettin Durman Ağabey ile de ilk defa tanışma imkânı buldum. Bir ara ameliyat olduğunu duymuştum. Onun için kendisine ameliyat sonrasında nasıl olduğunu sordum. Hamdolsun bugün sağlık durumu çok iyi…

Yalnız kendisinden üzücü bir haber aldım. Nurettin Ağabey ameliyattan sonra, hakkında, “Bazen gelen kişilerin ziyarete mi tıraşa mı geldiklerini anlayamıyordum.” dediği berber dükkânını kapatmak durumunda kalmış. Uzun süre ayakta kalmayı göze alamadığı için böyle uygun görmüş. Bir de dükkânın vergisi ve masraflarını çıkartmak da başlı başına bir mesele imiş. Doğrusu o dükkânın kapanması beni biraz düşüncelere saldı. Gitmesem de Beylerbeyi’nde bir şairin berber dükkânı olduğunu bilmek bana güzel çağrışımlar yapıyordu.

Şair Nurettin Durman için herkesten iyi şeyler duyuyordum. İbrahim Tenekeci Ağabey de bana onun çok farklı ve güzel bir insan olduğunu söylemişti. Bu buluşmamızda da Nurettin Ağabey, İbrahim Tenekeci Ağabey’e olan sevgisinden bahsetti. Doğrusu Nurettin Durman Ağabey ile tanışmaktan dolayı çok memnun olduk. Konuşmamız esnasında hiçbir kimsenin aleyhinde konuşmaması, hep iyi görüp iyi düşünmesi ona olan sevgimizi arttırdı. Keşke bu camiada herkes onun gibi birbirine kinle değil, sevgi ile bakmayı becerebilse…Ali Hakkoymaz

Şair Ali Hakkoymaz ile de tanıştım

Şair Nurettin Durman Ağabey’e bir konuda daha teşekkür borçluyum ki kendisi o gün beni şair Ali Hakkoymaz Ağabey ile tanıştırdı. Efendimiz’in sünneti gereği Ali Ağabey’e sevgimi, hürmetimi ifade ettim. Gerçekten de Ali Ağabey benim kendisini gıyaben sevdiğim güzel bir insan… Onun öğretmen olduğunu ve okul idarecileri ile arasında geçen olayları dunyabizim’den okumuş ve hatta o idarecilere çok kızmıştım. Geçenlerde de Dost TV’deki programını izlemiştim.

İşte bazı insanları birbirinden ayırıp, diğerlerinden sıyırıp, süzüp saflaştırıp bazılarına böyle sevdiriyor Allah… Ben bu güzel yürekli insanı tanıdığım için çok memnun oldum. Onun o gülümsemesini görmenin de insana umut aşılayan bir tarafı olduğunu eklemeliyim.

Bahattin KarakoçVe Bahattin Karakoç’un elinden öptüm

Bahattin Karakoç için şair demesem de “kendisi şiir olan adam” desem acaba haddimi bilmezlik yapmış olur muyum? O gün onun ruhunun gölgesinde bir yerde, yakınlarında olmak bana müthiş bir huzur verdi. Onun bembeyaz saçları ve elinde de bir bastonu vardı. Yürürken asistanı olduğunu söyleyen bir hanımefendinin elinden tutarak yürüyordu. Esmer teni ve bakışları o şiirin mısraları idi. Evet evet, karşımda koskoca bir şiir duruyordu.

Kardeşinin vefatı belli ki onu çok üzmüştü. Kendisi de tıpkı kardeşi gibi çok güzel bir insandı. Belli ki bu güzellik aileden geliyordu. Çıkarken yanına yaklaştım ve “Ellerinizden öpebilir miyim” dedim. Hemen elini uzattı ve hürmetle ellerinden öptüm. Bütün iyiliği ve bütün güzelliği ile ve “dünya” demeyen, “Allah” diyen lisan-ı hali ile bana mukabele etti. En samimi ve memnun haliyle “Allah yardımcın olsun” dedi. Zannedersem samimi bir duasını almayı başardım.

 

Aydın Başar oradaydı

GYY notu: Aydın kardeşimizin haberinde kullandığı müsbet milliyetçilik tabirinin tartışılabilir bir tabir olduğunu ifade etmemiz gerekiyor.

Güncelleme Tarihi: 29 Haziran 2012, 15:10
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13