Babıâli, siyaseti saraydan uzaklaştırdı ama...

Doç. Dr. Bünyamin Bezci, siyasetin ne olduğunu, eskiden saraylarda icra edilen siyasetin nasıl toplumun tüm katmanları tarafından icra edilen bir şey haline geldiğini anlattı. Ahmet Serin yazdı.

Babıâli, siyaseti saraydan uzaklaştırdı ama...

 

 

Doç. Dr. Bünyamin Bezci, akademik çalışmalarını Sakarya Üniversitesi’nde “Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi” alanında sürdüren bir akademisyen. Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nde, “Cuma Meclisi”ne konuk olarak siyasetin ne olduğunu, eskiden saraylarda icra edilen siyasetin, nasıl toplumun tüm katmanları tarafından icra edilen bir şey haline geldiğini anlattı. Siyaset kelimesinin, şu herkesin anlamını bildiği “seyis” kelimesiyle akraba olduğunu söyleyen Bezci, Osmanlı’dan günümüze siyasetin nasıl evrildiğini şu sözlerle anlatmaya başladı: “Siyaset, seyis kelimesiyle aynı köktendir. Seyis nasıl atı eğitip yönetiyorsa, siyaset de işte bu şekilde halkı yönetme sanatıdır. Nizamülmülk de siyasete bu gözle bakmaktadır. İşte bu siyaset, 1789 Fransız İhtilali’ne kadar herkesin yaptığı bir şey değildi. Sadece saray çevresi siyasetle meşgul olur, halk ise bu siyasetten habersizdi ve siyaseti umursamadan gündelik hayatına devam ederdi.”

Osmanlı’da kadınlar siyasetin içindeydi

Doç. Dr. Bünyamin Bezci, siyaset yapma mekânının saray olduğunu söyleyerek, sarayda yaşayanların, sarayın mimarisinden dolayı, bir şekilde siyasete karıştıklarını şu sözlerle anlattı: “Osmanlı’da siyasetin mekânı saraydı. Osmanlı saraylarında harem odaları, fiziki olarak devlet yönetimi odalarından ayrı tutulmadığı için, Osmanlı kadınları da siyasete müdahil oldular. Oysa mesela İran sarayında, devlet olaylarının konuşulduğu yer ile kadınların odaları arasında bir kilometreden fazla mesafe olduğundan, orada kadınların siyasete karışmadıklarını görüyoruz.”

Babıâli, siyaseti saraydan uzaklaştırdı ama…

Doç. Dr. Bünyamin Bezci, Osmanlı’nın gerilemesiyle birlikte, bu gidişata dur demek için bazı çalışmaların yapıldığını söyleyerek, bu çalışmalardan birisinin de siyaset merkezinin saraydan uzaklaştırılması olduğunu anlattı. Siyasetin saraydan kopma öyküsü, Bezci’nin ağzından şöyle anlatıldı: “Siyasetin saraydan ayrılması, Babıâli’nin yapılmasıyla gerçekleşir. Artık kadınlar Dolmabahçe Sarayı’nda kalmakta, siyaset ise yeni yapılan Babıâli’de yapılmaktadır. Bu, modern zamanların bir gerekliliğidir aynı zamanda. Ama bu değişiklik, başka değişikliklere de yol açar zamanla. Mesela, o güne kadar kendilerini, ‘Padişahın kulu’ olarak gören bürokratlar, bu ayrışmadan sonra kendilerini, ‘Devlet Adamı’ olarak isimlendirmeye başlar.”

Devlet demek, ordu demektir

Daha yakın zamana kadar güçlü devlet olmanın yolunun, güçlü orduya sahip olmakla eşdeğer olduğunu söyleyen Doç. Dr. Bünyamin Bezci, sanayi ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu durumun değiştiğini belirterek konuyu şöyle açtı: “Devlet demek, ordu demektir. Devletin amacı, halkını müreffeh yaşatmaktır. Bunun için de paraya ihtiyacı vardır. Geçmişte para, iki şekilde kazanılıyordu: 1. Seferlerden elde edilen ganimetler; 2. Vergiler. Her iki husus için de güçlü orduya ihtiyaç vardı. Ordu o kadar önemliydi ki, ordunun olduğu yer, devletin de başkenti oluyordu. Bursa, ordu orada olduğu sürece Osmanlı’nın başkentiydi. Ordu Edirne’ye geçince, başkent de Edirne oldu. Bu durum, Tanzimat’la beraber değişmeye başladı. Çünkü artık devletlerin para kazanmaları için, güçlü ordu gerekmiyordu. Yani devleti güçlü yapan, ordu değildi artık, teknolojiye sahip olmaktı. Bu aşamadan sonra güçlü devlet, güçlü ordu kurar oldu. Her şey değişti yani. Devletin teknolojiye sahip olması için de halkın eğitilmesi gerekirdi. Halkın eğitilmesi ise, onun siyasete katılmasına yol açtı.”

Eğitimi yükselen halk, siyaset konuşur

Eğitiminin yükselmesi için basınla tanışıp özgürlük alanı da artırılan halkın, kıraathanelerde öğrendiği bilgilerle, zaman içinde siyaset konuşur olduğunu şu cümlelerle anlattı Doç. Dr. Bünyamin Bezci: “Halkın eğitiminin artması ve ortamın daha da özgürleşmesi, artık Babıâli’ye taşınmış olan siyasetin halk katına inmesine yol açar. Halk, Babıâli’nin kararlarını tartışmaya, bu kararlara muhalefet etmeye başlar zamanla. Gazetelerin kıraat edildiği bu kıraathaneler, siyasetin de konuşulduğu mekânlar olur. Ama devlet de bu süreci gözlemler. Devlet de kendisini tahkim etmek için yeni bir yapılanmaya gider ve tüm merkezlere bir yönetici (vali), güvenlik birimi (jandarma) ve vergileri toplayıp denetleyen biri (defterdar) göndererek, halk üzerinde denetimini tahkim eder.”

Batı parlamentosu bizden farklıdır!

Doç. Dr. Bünyamin Bezci, 1789 Fransız İhtilali’ni yaşayan Batı’nın, bizden farklı parlamenter örgütlenmesini ve bunun sebeplerini şöyle açıkladı: “Batı’da parlamento, bir iktidar kavgasının sonucunda oluştu. Dolayısıyla Batı parlamentoları, devletten pay almak isteyen toplum kesimlerinin temsil edildiği mekânlar oldu. Bizde ise parlamento, bu şekilde biçimlenmedi. Bizde parlamento, devletten ayrılmayı düşünen/kendisini yabancı hisseden toplumsal kesimleri, birbirlerine bağlayan bir harç olarak şekillendi.”

Cumhuriyet döneminde siyaset nasıldı?

Cumhuriyet döneminde ise, siyasetin tümüyle farklı bir renge büründüğünü söyleyen Doç. Dr. Bünyamin Bezci, bu rengi şöyle anlattı: “Cumhuriyet döneminde siyaset farklılaşmıştır. Cumhuriyeti ilan edenler, halkı özgür kılmak için cumhuriyetin ilanını yeterli görmüşlerdir. Mesela halkın özgür seçimlere girmesine gerek duymamışlar, seçme ve seçilme haklarını önemsememişlerdir. Her ne kadar bu dönemde demokrasinin temeli atılmış olsa da, bu kadronun uygulamalarına bakıldığında, bu uygulamaların bazen otoriter, bazen de totaliter uygulamalar olduğu görülecektir. Halkın gerçek anlamda siyasete katılması ise, 1946 seçimlerinden sonra olmuştur.”

Soru ve cevaplarla devam eden sohbetin sonunda Doç. Dr. Bünyamin Bezci’ye, vakfın plaketi takdim edildi.

 

Ahmet Serin bildirdi

 

Güncelleme Tarihi: 23 Aralık 2013, 14:00
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13