Ayasofya'nın kubbesi çökmüş!

TYB'de hareketli günler yaşanıyor. Bir güne bir çok kültürel program sığıyor. Sizler için takip ediyoruz…

Ayasofya'nın kubbesi çökmüş!

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nde bu dönem ciddi bir hareketlilik görülüyor. Bu yıl ikincisi düzenlenen Edebiyat Festivali ile birlikte kültürel etkinliklerin ardı arkası kesilmeden sürüyor. Bazı günler üç farklı program aynı günde gerçekleştiriliyor TYB’de. Biz de bu tatlı hareketlilik hiç bitmesin istiyoruz…

4 Mart günü de TYB böyle hareketli günlerinden birini yaşıyordu. Şeyh Galip salonunda bir program, ana salonda ise başka bir program gerçekleşti. Aras Neftçi fotoğraf eşliğinde “Anıt Mimarimiz” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Belkıs İbrahimhakkıoğluProgramı Türk Edebiyatı Vakfı’ndan ve dergisinden tanıdığımız bir hanımefendi açtı: Belkıs İbrahimhakkıoğlu. Kısaca Aras Neftçi’yi tanıtan Belkıs Hanım sözü Aras Beye devretti hemen.

Anıt mimari de ne?

Aras Neftçi “şu an içinde bulunduğumuz mekân da bir anıt mimaridir” deyince anıt mimariden kastın ne olduğunu anladım. Yapılan bir eser yapıldığı dönemim özelliklerini taşısa da taşımasa da gelecek nesiller için bir anıt mimari özelliği taşırmış Aras Neftçi’ye göre…

Kısa bir açıklamadan sonra kendi çektiği fotoğraflarla bir İstanbul gezisine çıkardı bizi Aras Bey. Bazı ayrıntılar yakalamış olduk bu gezinti sırasında. Bizans döneminden kalan Bozdoğan kemeri üzerindeki Osmanlı kitabesini görmüş olduk yakın çekimden. II. Mustafa döneminde tamir görmüş ve o kitabe eklenmiş yapıya.

En büyük kubbe kimin?

Ayasofya Cami’yle ilgili fotoğraflar çok ilgimi çekti. Kubbenin yakın çekim görüntülerini yine ziyarete gittiğimizde göremeyeceğimiz mekanlarını Aras Beyin objektifinden görmüş olduk. Bu sırada bir dinleyici neden en büyük kubbenin Ayasofya’da olduğunu ve bizim onu geçmediğimizi sorunca Aras Bey Ayasofya da bizimdir cevabını verdi. Hem bir kubbenin güzelliği kubbenin çapıyla ölçülmezdi. Aynı zamanda Ayasofya kubbesinin her dörtte biri çökmüş ve farklı yüzyıllarda yeniden yapılmıştır.

Mimar Sinan Cami…

Fotoğraflarla anıt mimarimizi gezerken Mimar Sinan’ın vakfiyesi olan caminin fotoğraflarına geldik. Fotoğraflardan biri 20 yıl kadar önce çekilmiş diğer fotoğraf ise daha yakın bir zamana aitti. Eski fotoğraf da caminin etrafı açık ve cami görünürde iken yeni fotoğrafta caminin etrafı ağaçlarla, çitlerle kapanmış, eser nerdeyse görünmez bir hale bürünmüştü. Aras Neftçi bunu eleştirerek bu eserlerin görünmek için yapıldığını böyle eserin adeta saklanmaması gerektiğini söyledi.

Kuş evleri saray yavrusudur…

Anıt mimarilerimize fotoğraflarla yolculuk devam ederken Ayazma Cami üzerindeki kuş evlerinde gelip durduk. Kuş evlerinin çok özel fotoğraflarıyla görüntüleri karşımızdaydı. Bu evlerin gerçek bir saray, konak gibi balkonları, perdeleri, merdivenler vardı. İnsan handiyse küçülüp o evlere girmek istiyor.

Fotoğraflarla güzel bir İstanbul gezisi yaptıktan sonra insan yanı başındaki bu güzelliklerin nasıl da farkına varmadan geçip gidiyormuş diye geçirdim içimden. Ben bunları düşünürken Aras Neftçi son cümlelerini kurdu. Bu anıt mimarilere tapacak değiliz. Mesele gelecek nesillere bunları aktararak medeniyeti öğreteceğiz. Şehir hafızamızı bu eserler sayesinde muhafaza edeceğiz…

 

Besim Bal aktardı

Güncelleme Tarihi: 08 Mart 2011, 22:14
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26