Avrupa’ya gönderilen ilk Müslüman talebeler

Osmanlı Devleti’nin Batı’ya öğrenci gönderme fikrini ilk dillendiren kişi Halil Hamit Paşa olmuştur. Bu fikri o sırada tahta çıkan III. Selim de desteklemiştir. Ahmet Serin’in etkinlik haberi.

Avrupa’ya gönderilen ilk Müslüman talebeler

“Geçmiş zamanlarda bir topluluğun başka bir topluluğa öğrenci göndermesi, hoş görülen bir şey değildi çünkü bunu talep etmek geri kaldığını kabul etmek demekti.” cümlesi, toplulukların anlayışlarının zamanla nereden nereye evrildiğini ifade eden bir örnek olarak hafızalarımıza kazındı Dr. Salih Erol’un Birlik Vakfı Bursa Şubesindeki sohbetinde.

Avrupa’ya Gönderilen İlk Müslüman Talebeler” başlığıyla konu hakkındaki bilgilerini bizlerle paylaşan Dr. Salih Erol Osmanlı gibi, geleneği olan, hükümranlık duygusu genlerine işlemiş bir devletin bunu yapmasının daha da zor olduğunu not düştü.

Konuyla ilgili düşüncelerini anlatmaya devan eden Dr. Salih Erol, Osmanlı eğitim sisteminde Müslüman talebeler ile Hristiyan talebelerin aynı eğitim kurumlarında ders görmediklerini aktardı sonra. Bu farklılığın, zamanla Hristiyan talebelerin eğitim için yurt dışına gitmelerini kolaylaştırdığını ifade eden Dr. Salih Erol, Osmanlı’nın yurt dışına öğrenci gönderebilmeyi ancak 1830 yılından sonra kabul edebildiğini belirtti.

Osmanlı’nın yurt dışına öğrenci gönderebilmesinin, öncelikle devlet olarak geride kalmayı kabul etmek gibi bir psikolojik bariyerin aşılmasıyla ilgili olduğunu belirten konuşmacı, Osmanlı’nın bu psikolojiye Karlofça Antlaşması’ndan sonra girmeye başladığını söyledi. Bunun da hemen olmadığını, Osmanlı’nın uzun süre kaybettiği toprakları geri alabileceğini düşündüğünü söyleyen Erol, özellikle Ruslar karşısında ardı ardına alınan yenilgilerin ve devam eden toprak kayıplarının, yöneticileri ve halkı bir şeylerin yolunda gitmediğine dair düşüncelere sevk ettiğini not düştü.

Biz ne yaptık da geri kaldık?

Bu bilgilendirmelerden sonra Dr. Salih Erol, konuyla ilgili olarakYavaş yavaş geri kalmaya başladığını kabullenen Osmanlı, diğer ülkelerin ne yapıp da ileriye gittiğini merak etmeye başladı. Özellikle Avrupa devletleri olan Fransa, İtalya, Almanya gibi devletlerin ekonomik, sosyal, siyasi hayatlarını öğrenmek istedi Osmanlı yöneticileri.”

Osmanlı’nın yine de dışarıya öğrenci gönderme konusunda gönülsüz olduğunu söyleyen Dr. Salih Erol, yurt dışına ilk öğrencileri Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın gönderdiğini söyledikten sonra Kavalalı’nın bu alanda yaptıklarını “1815 yılında Mısır’dan yurt dışına öğrenci göndermeye başlayan Kavalalı, 1826 yılında Paris’te bir Mısır okulu kurdu. Mısır’dan eğitim için yurt dışına çıkan talebeler, ilk önce bu okulda eğitim aldı. Bu yöntemin başarısı üzerine, Osmanlı da daha sonra aynı yöntemi uygulamıştır.” cümleleriyle özetledi.

Osmanlı’nın geri kalmışlığını kabullendikten sonra bu duruma hal çaresi arayan padişahlardan I. Mahmud’un, 1730 yılında itibaren ülkede çeşitli eğitim kurumları açmaya başladığını da “I. Mahmud, 1730’lu yıllarda askeri ve teknik olarak Batılı sayılan okullar açtı. Böylelikle I. Mahmut, Osmanlı’yı Batı’ya açtı. Bu dönemde Batı’dan Hristiyan hocalar getirildi ama bunların kendi kimliklerini kullanmalarına izin verilmedi. Hepsi bir Osmanlı hocası kimliğinde ders verdi. İlk anda isim değişikliğini kabul eden hocalar, 1780’lerden sonra isim değişikliğini kabul etmeyip kendi kimlikleriyle ders vermeye başladılar.”  sözleriyle anlattı.

III. Selim’in hamleleri

Osmanlı’da Batı’ya öğrenci gönderilmesi fikrini ilk kez düşünüp bunu gündeme getiren kişiyle ilgili olarak da “İlk kez Halil Hamit Paşa, Batı’ya öğrenci gönderilmesi fikrini dillendirmiştir. Samimi görüştüğü Fransız büyükelçisi ile konuyu istişare edip olgunlaştırdıktan sonra, üvey evlatlarından bazılarını Paris’e eğitim almaları için göndermiştir. O arada tahta çıkan III. Selim de bu projeyi desteklemiş ve Osmanlı, eğitim amacıyla yurt dışına öğrenci göndermenin kapısını açmıştır. III. Selim, daha sonra Nizam-ı Cedit adı altında yeni bir ordu kurmuş, askeri güçlendirmek istemiştir. Bu adımların tek amacı, Avusturya, Rusya gibi devletlerle askeri olarak baş edebilmektir. III. Selim, bunlarla da yetinmedi, Avrupa ülkelerinde daimî elçilikler açtı.” bilgilerini aktardı Dr. Salih Erol.

Dr. Salih Erol, Osmanlı’nın yurt dışına öğrenci gönderme macerasını anlattığı sohbetini “Yurt dışına medrese kökenliler pek gönderilmedi. Gönderilenler de geldikten sonra üniversitelerde hoca oldu. Bir süre sonra, Paris’te 1857 yılında ‘Osmanlı Mektebi’ kuruldu. Bu gelişmeden kısa süre sonra Fransızlar, ‘Siz buraya gelmeyin, biz oraya okul açalım.’ dediler ve böylelikle Paris’teki Osmanlı Mektebi kapanırken İstanbul’da ‘Galatasaray Lisesi’ açıldı. 1863 yılında da Robert Kolej kurulmuştu zaten. Bu liseler, İstanbul’un hâkim noktalarına, geniş araziler üzerine kurulmuştur. Öyle ki, Robert Koleji’nin bünyesinden daha sonra Boğaziçi Üniversitesi çıkmıştır. Osmanlı’nın bu yurt dışı macerasını ilk eleştiren padişah, II. Abdülhamid olmuştur. II. Abdülhamid, İngiltere ve Fransa’nın ahlak sistemlerini beğenmemiş, eğitim alanında Almanya ile iş birliğine gitmiştir.” sözleriyle noktaladı.

Ahmet Serin

Güncelleme Tarihi: 25 Şubat 2019, 09:37
YORUM EKLE

banner19

banner13