banner17

Avrasya El Sanatları Fuarı Bursa'da!

Bazı sergiler vardır ele bir kez geçer kaçırmaya gelmez, Bursa Fuarı da öylesi bir fuar işte.

Avrasya El Sanatları Fuarı Bursa'da!

 

Bursa’da bu yıl ikincisi düzenlenen “Geleneksel Avrasya El Sanatları ve Hediyelik Eşya Fuarı”nı ikinci gününde ziyaret etme fırsatı buldum. Merinos Kültür Merkezi’nin birinci katında kurulan fuar cıvıl cıvıl, iç ısıtan renkleri ile görülmeye değerdi.

Katılımcılar her yerden!...

Hem ülkemizden hem de yurt dışından katılım oldukça fazla idi.  Hediyelik takılar satanlardan tutun da yurdun ta öbür ucundan pestil, marmelat, peynir, fıstık, tereyağı, battaniye getirenler bile vardı. Görebildiğim kadarı ile yurt içinden katılım daha ziyade Ankara’dandı.  Ankara’yı ise Antalya ve Siirt takip ediyordu.  Yurt dışından ise  Kenya, Mısır, Endonezya, Hindistan, Çin, Sudan, Pakistan, Türkmenistan, Özbekistan görüp kaydedebildiklerimdi. Böyle söylüyorum çünkü bazı stantlar fuarın ikinci günü olmasına rağmen henüz kurulma aşamasında idi.  Ülkemizden katılan illerden hatırımda kalanlar ise; Ankara, Çanakkale,Erzincan, Balıkesir, Siirt, Adıyaman ve Trabzon..

Herkes gidebilir

Fuarın adı her ne kadar el sanatları ve hediyelik eşyalar olsa da, günlük hayattaki ihtiyaçları karşılamak adına, el sanatlarına ilgi duymayanlar bile gidip gezebilir ve bunun için pişman olmaz. Farklı kültürlerden sergilenen eşyalar gözlerinize bayram ettirirken, arkada çalan müzik ise kulaklarınızı dinlendirmek için birebir..

Emr-i Bil Maruf her şekilde.. ...

Fuara Bursa’dan  katılan Aşkın ablamız ve eşi Hakan ağabey, Hint kınası ile  süsler yapıyor. Bu daha ziyade gençlerin dikkatini çeken bir şey. Aşkın ablamız ile oturup yaptıkları işe dair sohbet etme fırsatı buldum. Kendisinden duyduğum cümleler beni hem şaşırttı hem de bazı şeyleri bir kere daha gözden geçirmeye itti. Hint kınasını tercih etmelerinin sebebi, bu kınanın tene sürüldüğünde abdest geçiriyor  olması imiş. Uzaktan bakıldığında dövme gibi görünse de işin mutfağında farklı şeyler oluyor. Aşkın abla ve eşi, dövme görüntüsünde bu süsleri yaptırmaya gelen gençlere, tene yaptırılan kalıcı dövmenin hem dini boyutunu hem de sağlık açısından zararlarını anlatıyor. Bugün bir çok gencin kalıcı dövmenin abdest geçirmediğinden haberi olmadığını  üzülerek söylüyor. Aşkın ablanın eşinin şu sözleri ise beni gerçekten mesrur etti.. “Bu süsler kına ile yapıldığı için bir süre sonra siliniyor, ben yaptıranlara yüzlerce kez, ücretsiz yapmaya hazırım, yeter ki öyle bir hata yapmasınlar.” Böyle düşünen insanların  olduğunu görmek içimde bir şeyler kıpırdattı.. Fuara giderseniz,  Aşkın Karayün ve Hakan Karayün’ün standına uğramadan geçmeyin derim..

Niyet halis olursa akıbet düzgün olurZeki Ağabey

Yukarıda okuduğunuz cümleyi  Balıkesir / Susurluk’tan gelen Zeki Ayhan ağabeyimiz kahvelerimizi yudumlarken söyledi. Yanında çok fazla kalmamış olmamıza rağmen, o kısacık sürede kendisinden öyle çok öğrendik ki, vakit nasıl geçti anlamadık. Zeki Ağabey, devekuşu yumurtasından çeşitli süsler yapıyor. Kolye, küpe, bileklik, broş, lamba gibi. Zeki Ağabeyin bir özelliği var: Devekuşu yumurtasından çok çeşitte süsler yapmak. Bu işe yaklaşık 11 yıl önce kurmuş olduğu devekuşu çiftliğini batırdıktan sonra başladığını öğreniyoruz. Sadece o değil, 2000-2005 yılları arasında ülkemizde yaklaşık 750 devekuşu çiftliği sahibi iflas etmiş. O zamanın mağdurlarından olan Zeki Ağabeyin bir diğer özelliği (belki hassasiyeti demek daha doğru olur) işlerinde dini hassasiyet noktalarını gözetiyor olması. Yaptığı işten dolayı, pek çok yerde stant açma imkanına sahip. Yaz aylarında memleketin sahil boylarında açtıkları sergide yaptığı süslere hat yazısı ile “Allah lafzı” ve benzer mahiyetteki kelimeleri yazmaması dikkat çekici... Şöyle diyor:  Sahil  ortamını az çok bilirsiniz,dikkat eden var, etmeyen var. Yanımdan ayrıldıktan sonra yere koymayacaklarını, lavabo vs gibi yerlerde kullanmayacaklarını nereden bileceğim. Böyle bir sorumluluk alamam. Ancak özel siparişlerde bu türden yazılar yazıyorum..”  Bu fuara giderseniz muhakkak Zeki Ayhan ağabeyin yanına uğrayın ve bir kahvesini için derim.

Kılıç ve bıçak öldü, çakıya tutunuyoruzDenizli işi kılıçlar

Denizli’nin Yatağan ilçesinden gelen Ömer Altıntaş ve Bekir Aktaş ağabeyimiz çok dertliydi. Haksız da değiller. Çin’den gelen ürünler onların da başını ağrıtıyormuş. Selçuklu’dan Osmanlı’ya ve oradan da günümüze kadar  kılıç, çakı ve bıçaklar Denizli / Yatağan’da yapılırmış. İşler bu zamana kadar gayet yolunda imiş, ta ki Çin’den ülkeye  birçok ürünle beraber bıçak ithal edilene kadar. “Şu gün zaten kılıç satımı yapılmıyor, bıçak ve çakı üzerine yoğunlaştık. Fakat Çin ürünleri bizi mahvetti, bıçak ve kılıç satışları öldü, çakı ile hayatta kalmaya çalışıyoruz, ancak görünen o ki, onun da ömrü azaldı” diyor Bekir Ağabey.

“Gençler ecdadını daha iyi bilsin ve düşünsünler istiyorum”

Bu cümleyi kuran ise Ömer Altıntaş Ağabeyimiz. Fuarda onların standına gelip, “bu kılıçları neden getirdiniz, ne gerek vardı, sanki satış mı yapılıyor” gibi cümleler kuranlara Ömer Ağabey çok kızmış. Kılıçlardan bir tanesini elime verdi ve ne kadar ağır olduğuna bakmamı istedi. Kılıçlar gerçekten oldukça ağır. Ki bunlar özel koleksiyonlar için yapılan daha hafifçe kılıçlar imiş. Ömer Ağabey şöyle söylüyor: “Şu bir haftalık fuarda kılıç satışı yapamayacağımı bile bile bu kılıçları buraya getirdim. Gençler ellerine alsınlar baksınlar. At üzerinde kılıçlar ile ülke fethetmenin ne kadar zor olduğunu anlasınlar. İstanbul’un kıymetini bilsinler. Hem at üzerinde dengeni koruyacaksın, hem ata mukayyet olacaksın ve bu kadar ağır bir kılıç ile günler boyu savaşacaksın. Kolay değil. Gençler ecdadını daha iyi bilsin ve düşünsünler istiyorum.”

Ve daha neler neler..Çanakkale işi...

Çanakkale / Küçükkuyu’dan gelen Meriç Soyer, denizden çıkarttığı ürünlere önce kendisinin hazırlamış olduğu özel karışımdan sürüyor sonra da onlara çeşitli şekiller veriyor. Böylelikle aldığınız ürün sadece denizden çıkarılmış malzemeden yapılmış olmakla kalmıyor, gece ışıklar kapandığı zaman ışıl ışıl parlıyor..  Beypazarı’ndan gelen bir başka ağabey, getirdiği geleneksel örtülerden bahsetti bize. Öteden beri kullanılan bu örtüler açık renkten koyu renge doğru sıralanmış. “Çok önceleri kadınlar dışarı çıkarken bu örtüleri üstlerine alırdı ve yüzlerinin de bir kısmını örterlerdi. Çeşitli renklerden yapılmasının sebebi de bu. Karşıdan gelen kişiyi tanımak, yaşlı mı yoksa genç mi olduğunu anlamaktı” diyor.

Ben sevdim, eller gezsin..

Daha anlatmak ile bitiremeyeceğim bu fuar 22 aralık tarihinde açıldı, 31 aralık’a kadar devam edecek. Mısırdan gelen papirüs resimleri, Siirt’ten gelen battaniyeleri, Adıyaman’dan gelen pestilleri, Çin’den gelen ıvır zıvırı, Ankara’dan gelen bakırları, nereden olduğunu bilmediğim çeyizlik eşyaları, Hint kınasından yapılan şekilleri, satranç takımının taşlarının Osmanlı ve Fransız askeri figüründen yapılmış tasarımını, Alaaddin’in sihirli lambasını, oymalı nargileleri, çeşitli doğal taşları, Osmanlı saray kokularını, el yapımı hakiki deri ürünleri, seramikten, çiniden yapılan süsleri, kokulu kandilleri, kuş sesi çıkaran düdükleri, keçeden yapılan çantaları ve farklı ülkelerin kendi kültürlerine ait olan adını bilmediğim, sayamadığım çeşitli eşyaları görmek için bu fuarı kaçırmayın derim..

 

Emine Yaşar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 27 Aralık 2011, 00:06
YORUM EKLE
YORUMLAR
zeki ayhan
zeki ayhan - 7 yıl Önce

İyi niyetlerin için Teşekkür ederiz Emine kardeşim...

meriç soyer
meriç soyer - 7 yıl Önce

haberimi yaptığınız için çok teşekkür ederim...

ahmet yataga
ahmet yataga - 7 yıl Önce

Yataganda Üretimini Yaptıgımız Bıcak Ve El Aletlerinin İnternette SAtıs Sitesini Acmıs bulunuyoruz Sİz değerli bıcak dostlarını sıtemıze beklerız www.yataganelaletleri.com

banner8

banner19

banner20