banner17

Atasoy Müftüoğlu: İslam'ı Tarif Ediyoruz ama Tecrübe Etmiyoruz

Atasoy Müftüoğlu, geçtiğimiz günlerde Cağaloğlu'nda ‘Yeni Bir Dil İnşa Etmek’ temalı bir konuşma yaptı. Şakir Kurtulmuş etkinlikten notlarını aktarıyor.

Atasoy Müftüoğlu: İslam'ı Tarif Ediyoruz ama Tecrübe Etmiyoruz

Atasoy Müftüoğlu, MTTB ve Birlik Vakfı İstanbul Şubesi’nin ortaklaşa düzenlediği konferansta ‘Yeni Bir Dil İnşa Etmek’ temalı bir konuşma yaptı. 28 Ocak Cumartesi günü MTTB’nin Cağaloğlu’ndaki binasındaki konferans salonunda gerçekleşen etkinliğe çoğu üniversiteli gençlerden oluşan kalabalık bir topluluk katıldı.

Müslüman toplumların bilinçlerini yenilemeleri gerektiğini kaydeden Müftüoğlu, bir Müslüman bilincinin tepeden belirlenmesinin kabul edilebilir olmadığını, belirlenmiş bilincin bir şekilde bizi, çöküşe, iflasa maruz bıraktığını ifade ederek, “böyle bir duruma nasıl ve neden maruz kaldığımızı da fark edemiyoruz” dedi. Kıyamete kadar hiç konuşulmaması gereken şeyleri konuştuğumuzu ama asıl konuşmamız gerekenleri konuşmadığımızı söyledi.

Her türlü durumda hakikati söyleyen topluluğa acilen ihtiyacımız var

Konuşmasında Muhammed İkbal’in şiirlerinden bazı alıntılar yapan Atasoy Müftüoğlu, İkbal’in bir şiirinde ‘zaman seninle savaşıyorsa, sen de zamanla savaş’ dediğini, oysa bizde bunun tam tersi “zaman sana uymazsa sen zamana uy” dendiğini hatırlatarak, “İslam toplumları ne zaman bu bilinci kaybettiler, neden bu şekildeler, bunu düşünüp tartışmalıyız” dedi. Geçmişin ayrıntıları üzerinde gereğinden fazla durduğumuzu, ama bugünü hiç gündemimize getirmediğimizi ifade ederek şunları söyledi: “Günümüzde toplumlarımızda düşünce dünyamızı ve zihin dünyamızı modern seküler kavram ve kurumlar, modeller, tarzlar ve pratikler belirlemeye devam ediyor. Bu durum zihinsel/düşünsel bir yıkımla karşı karşıya bulunduğumuzu gösterir. Kimsenin ufkumuzu kapatmasına imkân vermemeliyiz. Yeni bir dil inşa etmek, yeni bir duyarlık, yeni bir dinamizmden bahsetmek demektir. Bizi yok sayan bir iradenin ürettiği seviyeye mahkûm ediliyoruz. Bugün dünyada sadece istatistikler konuşuluyor.’’

Bugün kullandığımız dilin kimsenin umurunda olmadığını söyleyen Müftüoğlu, “her türlü durumda hakikati söyleyen topluluğa acilen ihtiyacımız var. İçe ve geçmişine kopuk bir topluluk tarihle olan ilişkisini de kesmiş oluyor” diyerek, gerçek umudun, gerçek sorumluluklar aldığımızda belireceğini ifade etti. Gerçek umudun dünya ölçeğinde fark edilir temel dinamizmle başlayacağını belirten Atasoy Müftüoğlu, kendimizi tek bağlama, tek yoruma, tek üstada kapatan bir zihniyetin umuda istidadının olmayacağına dikkat çekti.

Millî dindarlığa ikna edildik

Günümüzde din anlayışının çok değiştiğini, adeta sembolleştirildiğini ifade eden Müftüoğlu, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Bireysel dindarlığa ikna edildik. Millî dindarlığa ikna edildik. Ulus dindarlığına ikna edildik. Bütün bunlar ümmetin bağlarının kopmasına neden oldu. Ümmet İslam’a yabancılaştığı için ulus devlet tercihinde değerlendirildi. İslami varoluş, tarihe, ekonomiye müdahale etmemizi ister. Oysa bugünkü anlayış böyle mi? Hiç bir alana müdahale etme imkanı tanımayan bir şeyden söz ediyoruz. Bir toplumda din adına düşüncesizleştirmekten daha vahim bir şey olabilir mi? İslam’ı tarif ediyoruz ama tecrübe etmiyoruz. Tecrübe etmek adına hiçbir projemiz yok. Kur’an nasıl bugüne teşmil olunur, nasıl ilahi güç perspektifi çıkarmalıyız, bunları düşünmüyoruz. Yoksa sadece Kur’anı okumak, gramer bilgilerini öğrenmek yeterli değildir.’’

Hayatlarımızı eski- tozlu- küflü önyargılarla sürdürmeye devam ediyoruz

İslam’ı yirmi birinci yüzyılda insanlığın dikkatine nasıl getirebileceğimize dair çalışmalar yapmamız gerekirken, geçmişin duygusal mirası şeklinde sahiplenmeye ve yaşatmaya çalıştığımızı kaydeden Müftüoğlu, gündelik olaylara çok fazla zaman ayırıp dikkatimizi orada harcadığımız için, tarihi anlamada, tarihsel olaylara nüfuz etmede çok zorlandığımızı, kopya düşüncelerle taklit hayatlar yaşadığımız, iyimserliklere dayalı bir zihniyetle bütünleştiğimiz için aslında yanılsamalarla bütünleştiğimizi ifade ederek şunları söyledi: “Bizler, Müslüman toplumlar olarak tarihsel serüvenimiz etrafında eleştirel çözümlemeler, sorgulamalar, yüzleşmeler yapamadık. Bugün de karşı karşıya olduğumuz üzere küresel-sömürgeci-emperyal kültürün kapsamlı üretkenliği karşısında, geçmişe, yerelliklere sığınıyoruz. Yerleşik bilgileri, kalıpları tartışılabilir hale getiremediğimiz için hayatlarımızı eski- tozlu- küflü önyargılarla sürdürmeye devam ediyoruz. Zaman, nitelikli kadrolar tarafından, İslami bütünü ve üretkenliği gerçekleştirmek üzere ortak bilinç temelinde ve doğrultusunda büyük ölçekli fikirler, düşünceler, yapılar üretme zamanıdır.”

Kültürel muhafazakârlık içerik üretmiyor

Genç kuşakların kendi dillerine ilişkin okumalar yapmaları gerektiğini, tarihi, ekonomiyi, düşünceyi, sanatı, kültürü pekiştirmek durumunda olduklarını ifade eden Atasoy Müftüoğlu, kuşaklar arasında çok fark olduğunu, gençlerin bu farkı kendi dilleriyle olan ilişkilerini geliştirerek kapatabileceklerini söyledi. Kültürel muhafazakârlık dediğimiz şeyin içerik üretmediğini, İslam dünyasında bu anlamda bir içerik bulunmadığını kaydeden Müftüoğlu, İslam dünyasının, maruz kaldığı emperyalizme yanıt verecek hale gelmesi gerektiğini belirterek “bugünü yaşıyoruz ve bugüne önereceğimiz hiçbir şey yok. İbn-i Haldun’dan bu yana bir tarih felsefecisi yetişmedi, neden, diye kendimize sormalıyız” dedi.

Konuşması ilgiyle izlenen Atasoy Müftüoğlu, her zaman olduğu gibi gençlere seslenerek ‘gençler bize gelmeyin, kendinize gelin’ dedi ve sözlerini ‘kimsenin ufkumuzu kapatmasına imkân vermeyelim’ diyerek bitirdi.

 

Şakir Kurtulmuş

Güncelleme Tarihi: 30 Ocak 2017, 11:16
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Bünyamin Atalar
Bünyamin Atalar - 2 yıl Önce

Cağaloğlundaki konferansa katıldım. Hayatımda ki en iyi, en etkili konferanstı diyebilirim.Çok derinlikli, felsefi, yoğun çarpıcı hakikatleri dile getirdi Müftüoğlu.Allah kendisinden razı olsun. Müslümanlar içersinde böyle adamlar olduğu sürece ümit var oluyorum....

banner8

banner19

banner20