Asıl hedefleri Hürrem değil Kanuni!

Can Alpgüvenç Hoca, Osmanlı terbiyesine göre eşlerin birbirlerine ismi ile hitap etmemesi gerektiğini söyledi.

Asıl hedefleri Hürrem değil Kanuni!

 

Milletlerin özgüvenini sağlamasında ve geleceğe daha sağlam adımlarla yönelmesinde tarih bilgisinin tetikleyici bir etkisi söz konusudur. Tarihin akışı içerisinde zaman zaman güçten düşen milletler, kendilerine lazım olan motivasyon gücünü tarihlerinde bulabilirlerse düştükleri yerden kalkmaları da mümkün olabilecektir.

Bizi diriltecek ruh Osmanlılarda…

Mesela bizim bu motivasyonu tarihimizden almamamız için hiçbir sebep yok. Çünkü bizim tarihimizde hakikaten bizi diriltecek olan ruhun çekirdeği var. Burada; “Geçmişte üç kıtaya hükmettik” edebiyatı yapmak değil maksadımız... Zira bize göre büyüklüğün ölçüsü devletlerin sahip olduğu topraklar veya o topraklarında yaşayan insanların çokluğu değildir. Osmanlı 600 yüz yıl hangi mantalite ile yönetildi? Yönettiği topraklarda adaleti tesis edebildi mi? Devletin yöneticileri sefih kimseler miydi, yoksa asil kimseler miydi? İslam ahlakı ve hukuku, devletin neresindeydi? İşte bizim büyüklük kıstaslarımız bu ve benzeri sorularla ortaya çıkmaktadır.

Osmanlıların altı yüz yılda hiç hatası olmadığını iddia etmiyoruz. Evet, hataları olmuştur, onlar da bilahare konuşulabilir. Ancak Osmanlı’nın din-i İslamiye’yle yücelen ve onun hukukunu uygulayan bir devlet olduğunu kimse inkar edemez. Hatta bu konuda laik demokratik bir ülkede yaşayıp da onu beğenmemek insaf değildir.

Biz burada şunu görüyoruz ki son günlerde iyiden iyiye yaygınlaşan Osmanlı düşmanlığının arka planında sinsi bir din düşmanlığı yatmaktadır. Bilinmelidir ki bu topraklarda yaşayan insanların tarihî kökleri Osmanlı’ya dayanır. Dolayısıyla bizler bu topraklara uzaydan gelmedik, yani soysuz ve köksüz insanlar değiliz. Öyle ise Osmanlıyı yani köklerimizi inkâr edemeyiz.

Osmanlı’yı inkâr etmek, onun ilmî geleneğini inkarı da doğuruyor

Osmanlı’yı inkâr etmek, sadece tarihî ve kültürel köklerden kopmamız anlamına gelmiyor. Osmanlılardan gelen her şeyi inkâra sürüklüyor. Örneğin Osmanlı’nın bir ilim ve medrese geleneği vardır. Ve öyle sağlam bir gelenektir ki bu, tarih boyunca felsefe artığı sapkın zümrelere göz açtırmamıştır. Bugün az sayıda da olsa bu geleneği temsil eden âlimlerimiz bulunmaktadır. İşte bizim bu çizgiyi muhafaza edebilmemiz için Osmanlıyı da hakkıyla anlamamız gerekiyor.Can Alpgüvenç

İki türlü tarih var

Günümüzde malum olduğu üzere Osmanlı’ya en çok harem ve hanım sultanlar üzerinden savaş açılmaktadır. Takva ehli ve saliha olan hanedan mensubu hanımefendiler, bazı dizi ve romanlarla olduğundan farklı olarak gösterilmektedir. Bu konuda ciddi çalışmaları olan Can Alpgüvenç Hocamız, çeşitli konferans ve seminerlerle, yazdığı kitaplarla onlara yapılan bu haksızlıkları ortaya koymaya ve yapılan yanlışları düzeltmeye çalışıyor.

Son olarak Can Alpgüvenç Hocamız Türk Edebiyatı Vakfı’nda bu konuda bir konferans verdi. Can Alpgüvenç Hocamız bu konferansına şöyle başladı: “Biliyorsunuz iki türlü tarih var. Birincisi gerçek tarih, ikincisi de ideolojik/resmi tarih. Ne yazık ki tarih düşmanları tarafından bize bir tarih giydirilmiştir. Bu giydirilen tarihle, gerçek kahramanlarımız adeta milletimizden gizlenmiştir. Onlar bir şekilde milletin gözünden düşürülmeye çalışılmıştır. Mesela Osmanlı padişahlarımıza ağır suçlamalar yapılmıştır. Fakat yeni çalışmalarla gerçekler bir bir ortaya çıkarılmaya başlandı. Artık insanlarımız yıllardır okullarda anlatılan uydurma tarihe inanmıyorlar. İşin aslını araştırınca tarihimizin hiç de onların anlattığı gibi olmadığını anlıyorlar. Gerçek tarihin ortaya çıkmasıyla bu çıkmazdan yavaş yavaş kurtuluyoruz. Bu sefer insanlarımızın tarihe ilgileri de artmaya başlıyor.”

Kanuni, büyük bir kahramandır

Milletler için tarihî kahramanların çok önemli olduğunu üzerine basa basa vurgulayan Can Alpgüvenç Hoca, bizim en önemli kahramanlarımızdan birisinin de Kanuni Sultan Süleyman olduğunu söyledi. Türklerin Batıdaki en güçlü temsilcisinin Kanuni Sultan Süleyman olduğunu, Batıda en çok bilinen padişahın da o olduğunu söyleyen Can Alpgüvenç Hoca, Washington Kongre Galerisinde büstü olan tek devlet adamımızın da Kanuni olduğunu söyledi.

Konuşması esnasında son günlerde tartışılan dizilere de atıf yapan Can Alpgüvenç Hoca, bu konuda şunları söyledi: “Deveye sormuşlar ‘boynun neden eğridir?’ O da ‘nerem doğru ki’ demiş… Dizinin doğru yanını bulamıyorum. Doğru olan isimler var sadece. Dizinin her tarafı bozuk… Başta bir cümle geçiyor. ‘Bu bir kurgudur’ falan diye bir şey. Madem kurgudur, o zaman isimleri de değiştirin… Hem isimler aynı, hem her şey Harem’de geçecek, hem de ‘bu kurgudur’ deyip bize yutturacaksınız. Bu dizi Osmanlıyı kesinlikle yansıtmıyor. Ne öyle bir Kanuni var, ne öyle bir Hürrem Sultan var.”

Asıl hedefleri Hürrem değil Kanuni…

Bu dizilerle Hürrem Sultan’a sataşılmasının asıl sebebinin Kanuni’yi yıpratmak olduğunu söyleyen Can Alpgüvenç Hoca, sözlerine şöyle devam etti: “Kahramanlarımızı gözden düşürerek bizim kendimize olan güvenimizi yıkmaya çalışıyorlar. Güven kaybına sebebiyet veriyorlar. Fakat onların karalamaları gerçek Kanuni hakkında yazılan eserleri gündeme getiriyor. Artık o okunmaya ve tanınmaya başladı. Hürrem okunmaya başladı. Evet, mevcut diziler tarihimize olan merakı tahrik ediyor. Herkes Osmanlı sarayını, Harem’i, Kanuni’yi, Hürrem’i merak ediyor. Bu konuda çok soru geliyor bana. Kısa vadede bizim aleyhimize bu diziler. Çünkü çok kötü gösteriyor bizi. Ama uzun vadede lehimize… Toplumun içinde bir ikilem oluştu. Hürrem Sultan’ın kötü ve entrikacı bir kadın olduğuna inananlar var. Bir de hayırsever, vatansever, dindar bir hanım olduğuna inananlar var. Bu iki fikir çatışıyor. Bunu dizilerden öğrenenlerin bazıları kitap okuma ihtiyacı duymaya başlıyorlar. Veya konferans dinleme ihtiyacı duyuyorlar. Sorular soruyorlar. Sonunda doğruları bulacaklar.”

Kanuni Sultan SüleymanHarem bir ahlak yuvasıdır

Mevcut dizede Harem’in bir ahlaksızlık yuvası olarak lanse edildiğini söyleyen Can Alpgüvenç Hoca, Harem’in padişahların gönül eğlendirdiği yer değil, ailesinin yaşadığı yer olduğunu ve orada dinî ilimlerin ve Kur’an eğitiminin mükemmel bir şekilde verildiğini, adeta oranın bir ahlak yuvası olduğunu söyledi. Cariyelerin ise küçük yaştan itibaren din ilimleri ve edeple yetiştirilen saray hizmetçileri olduğunu söyleyen Can Alpgüvenç Hoca, dizideki Harem sahnelerinin gerçeği hiçbir şekilde yansıtmadığını söyledi.

Bizde de Bizanslılar var

Bu yanlış Harem algısını Batılıların oluşturduğunu söyleyen Hoca, bizdeki bazı Bizanslıların da onlardan öğrendikleri şekilde Harem’i yansıttığını söyledi. Sadece dizilerde değil, bugün Harem’i gezdiren rehberlerin de Batılıların diliyle Harem’i anlattığını söyleyen Hoca sözlerine şöyle devam etti: “Harem’de turistleri gezdiren rehberler de Harem’i Batılıların ağzı ile turistlere anlatıyorlar. Prof. Dr. Ahmet Akgündüz Hocamız var, birçok lisan bilir kendisi… Bir gün Harem dairesinde asılı olan yazıları bir rehberin turistlere, padişahların hanımlarına yazdığı aşk mektupları olarak anlattığını görüyor. Ve orada uyarıyor rehberi. ‘Bunlar aşk mektubu değil, Kur’an ayetleridir’ diyor.”

Hürrem Sultan üç dil biliyordu

Mevcut dizide en çok hakkı yenilen ve iftiraya maruz bırakılan kişinin Hürrem Sultan olduğunu söyleyen Can Alpgüvenç Hoca, Hürrem Sultan’ı doğru düzgün Türkçe konuşmaktan bile aciz birisi olarak lanse ettiklerini söyledi. Bu konuda şunları söyledi: “Hürrem Sultan’ın mükemmel Türkçesi, mükemmel Farsçası, mükemmel Arapçası var. Ama diziye bakıyorsunuz. ‘Sülüman’ deyip dolaşıyor. Bir ‘Süleyman’ diyemiyor mu? Hayır, kasıtları var. Böyle yaparak onun yabancı ve yabancılıktan kurtulamamış biri olduğunu ima etmek istiyorlar. ‘Bu bir devşirmedir, Slavdır, Rustur’ demeye getiriyorlar. Dizide onu entrikacı olarak göstererek, onun padişahlara kendi paşalarını öldürten hain bir kadın olarak lanse ediyorlar. Ona göre buna bakın demek istiyorlar. Muzır bir şeytanlık vardır.”

Osmanlı terbiyesine göre kadın kocasına ismi ile hitap etmez

Gerçekte Hürrem Sultan’ın şair ve edibe olduğunu söyleyen Can Alpgüvenç Hoca, sözlerine şöyle devam etti: “Hürrem Sultan çok iyi derece şiir yazacak kadar Türkçeyi bilen birisidir. Hem sonra padişah hanımları kocalarına öyle ismi ile hitap etmezler. Onun yazdığı bütün mektupları okudum. Kocasına bir sefer bile ‘Süleyman’ diye ismi ile hitap etmiyor. Bir kadının kocasına ismi ile hitap etmesine Osmanlı terbiyesi manidir. Valide Sultan dahi evladına ismi ile hitap etmemiştir. Allah’ın aslanı manasına ‘aslanım’ demiştir.”

Osmanlı edebine göre eşlerin birbirlerine ismi ile hitap etmediğini söyleyen Can Alpgüvenç Hoca, unutulan bu Osmanlı edebini şu sözleri ile hatırlattı: “Benim de babam anneme ‘hanım’ falan der. Yani adını söylemezdi. Annem de ona ‘bey’ veya ‘efendi’ derdi. Anadolu insanı böyledir. Şimdi yolda, sokakta görüyorum; erkekler kadınlarla karşılaşıyor, ‘Aaa Murat’, ‘aaa Meral’ falan diyorlar. Bu cıvıklık ve laubalilik, samimiyet zannediliyor. Ama toplumuz böyle bir yere geldi.”

Kanuni’ye ve Hürrem’e birer Fatiha gönderelim

Son olarak dinleyicilere Ziya Nur Aksun’un Ötüken Yayınları’ndan çıkan 6 ciltlik Osmanlı Tarihi’ni okumayı tavsiye eden Can Alpgüvenç Hoca, dinleyicilerden Süleymaniye’de medfun bulunan Kanuni ve Hürrem’i ziyaret etmelerini ve birer Fatiha okumalarını istedi.

 

Aydın Başar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 17 Aralık 2012, 14:51
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13