banner17

Arşivlerde 20 milyon belge var!

Bayrampaşa Konuşmalarında bu hafta Mehmet İpşirli Hocamız kürsüdeydi.

Arşivlerde 20 milyon belge var!

Bayrampaşa Konuşmalarında bu hafta Mehmet İpşirli Hocamız kürsüdeydi. Mehmet İşpirli’ nin kendi ağzından padişah ve saray hakkındaki notlarımız.

Tartışmaların merkezi: Osmanlı

Osmanlı Devleti tartışmaların, konuşmaların odağında oturuyor. 1500 yıllık Türk tarihinin 600 yılında Osmanlı devleti hüküm sürmüştür. Bu tarihte kurulan 300’e yakın devlet arasında en uzun ve etkili olan Osmanlıdır. Abbasi imparatorluğu tarihte daha uzun görünse de etki bakımından bu kadar tesirli değildir. Abbasiler belli dönemlerinde güçlü olmuş, sonra bu gücünü yitirmiştir. Osmanlı tek hanedan ile 600 sene etkisini sürdürmüştür. Bunun yanında İslam’a en bağlı ve riayet eden devlettir. Abbasi ve Emeviler de bağlıdır ama İslam ile çelişen durumlar olmuştur. Osmanlı, İslam’ a bağlılık hususunda inanılmaz itaatkârdır.

Osmanlı Devleti kurumları ve kuruluşları ile yeni bir devlet olsa da kendisinden önceki Türk-İslam Devletlerinin geleneklerini reddetmemiş, o anlayışların bir devamı olduğunu göstermiştir. Gerek saltanat, gerekse hükümet idare açısından Osmanlı asırları içerisinde kendine mahsus bir düzen kurmuştur. Kendisinden önceki hükümetlerin de ortak mirasa katkıları olmuştur ama Osmanlı bu anlamda bir parlayan yıldız olarak tarih sahnelerinde yerini almıştır. Osmanlı’nın bir diğer özelliği de zengin ve güvenilir arşivlerinin olmasıdır. Osmanlı Devleti’nin üstünlüğü olan arşivden en önemli kanıt Sultanahmet Başbakanlık Arşivinde 20 milyon belge olmasıdır. Adil bir devlet sağlam bir kayıt sisteminden gelmektedir. Osmanlı Devleti’nde görevlerinin başında olanların da kayıt tutması önemlidir.

Adalet her şeyin başı

Osmanlı Devleti’nde hanedan temel kurumdur. Türk devletleri başta olan hükümdara çok önem verir. Bu hükümdarda hanedan ailesine mensuptur.  İslam’da belli bir hükümet modeli önerilmemiştir. Fakat devlet ile ilgili çok önemli öneriler vardır. Devlet modeli ne olursa olsun adalet esastır. Hz. Ebubekir seçim ile iş başına gelmiştir. Peygamber Efendimizin cenazesini kaldırmadan halk bir baş seçme düşüncesine girmiştir. Çünkü ümmetin yönetensiz kalması tehlikelidir. Tartışmalar, değerlendirmeler sonucunda seçilen Hz. Ebubekir olmuştur.  Hz. Ebubekir de kendisinden sonra Hz. Ömer’i tavsiye etmiştir. Hz. Ömer kendisinden sonra bir heyetin seçilmesini önermiş, oğlu Abdullah’ın da orada seçici olmasını fakat aday olmamasını söylemiştir. Bunu da ‘bir evden bir kurban yeter’ diyerek belirtmiştir.Topkapı Sarayı

Osmanlı Devletinde padişaha mübareklik kavramı yüklenmiştir. Fakat Osmanlı Devleti’nde hükümdar her istediğini yapamazdı. Ebu Suud’ un fetvası da, İslam hukukuna uymayan konuda padişah hüküm veremez şeklindedir. Topkapı Sarayı’nın ana kapısı Bab-ı Hümayunun üzerinde çeşitli yazılar vardır. Topkapı Sarayı cennete benzetilmiştir. İçinde Müslümanların bulunduğunu, aralarında fitnenin olmadığını belirten bir ayete yer verilmiştir. Sağında ve solunda iki cümle yer alır. Sağ tarafta ‘sultan Allah’ın yeryüzündeki gölgesidir’, solda ise ‘her haksızlığa uğrayan ona sığınır’. Bu cümleler hadis olarak verilir ama bu Ortadoğu geleneğinin Osmanlı’daki bir yansımasıdır.

Mutlak iktidarın sahibi Allah’tır. Allah’ın yeryüzündeki temsilcileri kimlerdir? İnsanlar mı hükümdarlar mı? Allah’ın halifesi Bakara Suresi’nde şöyle geçer: ‘Yeryüzünde kendime halifeler yaratacağım’. Hz.Davud’ u konu edinen ayette ise şöyledir: ‘Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife kıldık’ şeklindedir. Bu konuda herkesin kendince yorumlaması sonucunda çeşitli ihtilaflar çıkmıştır. Tanzimat döneminde de bu tartışma yeniden gündem bulmuştur. Osmanlı Devleti’ ne 36 padişahın da katkıları vardır ancak 1299-1566 yılları arasında 10 padişah görev almıştır. Bu insanlar evvela çok büyüktür çünkü ellerindeki güce rağmen kendilerini İslam hukukuna göre şekillendirmişlerdir. Geleneğe çok bağlıdırlar.

Her gelen kural koyamaz

Buna bir örnek verecek olursak:

Osmanlı teşrifatında beylerbeyi kazaskerden önce gelmektedir. Kazaskerin önemi daha büyük olmasına karşın bu böyle süregelmiştir. Bunu üzerine dönemin hükümdarı Yavuz Sultan Selim’e bu şikâyet söylendiğinde onun verdiği cevap; ‘Benden öncekiler bunu bu şekilde uygun bulmuş benim bunu değiştirmeye gücüm yetmez’ dir. İlk 10 padişah yapılacak keyfi hareketlerin devletin sonunu getireceğini düşünmüşlerdir. Her gelenin yeni bir kural koymasına izin vermemişlerdir.

Osmanlı’ da saray hükümdarın evidir. Örnek verecek olursa Topkapı Sarayı. Sarayın iki bölümü vardır: Haremlik ve Selamlık. Harem bölümünde padişahın ailesinin bulunur. Selamlık ise devlet idaresinde olanların bulunduğu yerdir. Bu sarayın katı ve yerleşmiş kuralları vardır. Haremlik ve selamlık bölümlerinin her ikisinde temel kural İslami adaba riayettir. Bu; davranış, giyim kuşam gibi şeylerdir. Bu kurallara riayet etmeyen kim olursa olsun cezalandırılırdı.

Sevde Kaya notlarını aktardı

Güncelleme Tarihi: 30 Aralık 2011, 21:27
YORUM EKLE
banner8

banner20