banner17

Arnavut coğrafyasında Osmanlı izleri konuşuldu

Kosova’dan Priştine Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi dekanı Prof. Dr. Milazim Krasniqi, 'Arnavut Coğrafyasında Osmanlı Dönemi Kültür İzleri' başlıklı bir söyleşide konuştu. Mahmud Sami Mertoğlu etkinlikten notlarını aktarıyor.

Arnavut coğrafyasında Osmanlı izleri konuşuldu

11 Eylül Cuma günü Arnavut coğrafyasında Osmanlı dönemi kültür izleri temalı bir konuşma gerçekleşti. Ana hatlarıyla Osmanlı’nın bölgeye gelmesi sonrası bölgeye etkisinden bahsedilen bu konuşmadan izlenimlerimizi aktarıyoruz.

Konuşma, Bilim ve Sanat Vakfı’nın TAM (Türkiye Araştırmaları Merkezi) sohbet çatısı altında yapıldı. Bu dönemin başlangıç söyleşisi olan bu konuşma, “Balkan Tarihi Konuşmaları” serisinin onuncusu. Konuşmacı Kosova’dan Priştine Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi dekanı Prof. Dr. Milazim Krasniqi idi. Kendisi bu konuşmaya katılmanın, genç kuşaklar için Osmanlı’nın öneminin anlaşılmasına önemli bir katkı sağlayacağını düşündüğünü belirtti.

Prof. Krasniqi, konuşmasında Osmanlı ve Balkan coğrafyası arasındaki birlik ve beraberlik unsurlarının gözardı edilemeyeceği kadar güçlü olduğunu belirtti. 500 yıl beraber yaşamış olmanın, iyilikler ve kötülükleri beraber görmüş olmanın tarih açısından oldukça önemli olduğunu vurguladı. Krasniqi, konuşmayı mantıksal eleştiri çerçevesinde yürüteceğini ifade etti. Bilim çerçevesinde yapılan başlangıç ile profesör, bilimin kendisinin ana misyonunun gerçeği bulmak olduğunu belirtti.

Eğer olayları değişik perspektiflerden inceleme, yorumlama fırsatını yakalarsak, gerçeği görme olasılığımız artar. Duruma göre bilimin gerçeği doğru veya yanlış gösterme ihtimali her daim mevcuttur. Fakat eğer biz elimizden geldiğince araştırma yaparsak, kaynaklara ulaşma ihtimalimizin o derece artacağını ifade eden Krasniqi, günümüzde yapılan araştırmalarda maalesef tarihçilerin genellikle Rus ve Sırp kaynakları kullandıklarını belirtti. Bunun sebebi de, 1912 sonrası Arnavutların Sırp yönetimine geçmeleri ve Sırpların Osmanlı sonrası etkileri tamamen silmek istemeleridir. Yönetim değişikliğine ek olarak İkinci Dünya Savaşı sonrası komünist ve marksist görüşlerin ortaya çıkması bu kötü gidişata yardım etti. Sırpların baskısı ile tarihe bakışın değiştiğini söyleyen Krasniqi, fakat Arnavut ve Sırpların aynı bakış açısıyla Osmanlı’ya bakmalarının imkansız olduğunu ifade etti. Osmanlı öncesi Sırp yönetiminde olan Arnavutlar, sonrasında Osmanlı’ya geçtiklerinde her açıdan değişime gittiler.

Arnavutların Osmanlı’ya kolay ve çabuk katılmasında iki önemli etken

Kosova’da bir grup Rum Osmanlı karşıtının olduğunu belirten Prof. Krasniqi, bunların her fırsat bulduklarında Osmanlı’yı barbar ve istilacı olarak göstermeye çalıştıklarını belirtti. Kendisi ve birkaç diğer entelektüelin bu istilaya karşı durduklarını söyledi.

Mantıksal eleştiri çerçevesinde neredeyse her gün Osmanlı arşivlerinden yeni dosyaların çıktığını belirten Krasniqi, kendi düşüncelerini bu dosyalarla karşılaştırarak tarih bilgilerini yenileyebileceklerinin veya sağlama oturtabileceklerinin mümkün olduğunu söyledi. Son 20 yılda özellikle Batıda oldukça önemli eserler çıkmıştır. Bu eserler Osmanlı’nın Arnavutlar üzerindeki etkilerinden etraflıca bahsetmektedir. Sırpların yaptıklarının tersine basmakalıp tezleri yıkan bu eserler, objektif olduklarından, tarihi anlamada son derece önemlidir. Osmanlı’yı bir koruyucu olarak gördüklerini ifade eden Krasniqi, Osmalı’nın meşruiyetlik çerçevesinde ele alınmasının doğru olduğunu söyledi. Çünkü ne zaman meşruiyetlik çerçevesinde imparatorluğa bakarsanız, olaylar birbirini takip eder. Ayrıca, her milletin farklı bakış açısına sahip olduğunu belirten Krasniqi, Türklerin bile farklı bakış açısına sahip olduğunu belirtti. Her ırkın kendine has mitlerinin olması ve tarih tarafından bu mitlerin şekillenmesi bakış açısını da etkilemektedir. Öyle ki, Prof. Krasniqi’ye göre kimi zaman imparatorluklar içerisinde yapılan farklı ırk evlilikleri de bu nokta ile bağlantılıdır.

Konuşmada yer alan diğer önemli bir husus ise Osmanlı öncesi ve sonrası Arnavutların durumu. 1389 Kosova savaşı yıllarına kadar Arnavutların Sırplar tarafından asimilasyon dönemine geçmesi herkes tarafından kabul edilmektedir. Fakat Kosova Savaşı sonrası, Arnavutların Slavlaşması hemen durmuştur. Prof. Krasniqi’nin belirttiğine göre 15. yy’a kadar bulunan belgelerin ve toprakların çoğu Slav isimlere sahiptir. Fakat Osmanlı ile beraber bu isimler sona ermektedir. Arnavutların Osmanlı’ya kolay ve çabuk katılmasında başlıca iki önemli etken yatmaktadır. Birincisi, Arnavutların Sırp kilisesinden kurtulmak istemesidir. Zulüm karşısında Osmanlı’nın hoşgörü politikasıyla karşılaşan Arnavutlar Osmanlı’ya hızlı bir biçimde katılmıştır. İkinci sebep olarak da, Boşnakların Bogomil akımı etkisinde Osmanlı’ya katılmaları aynı şekilde etkili olmuştur. Prof. Krasniqi bunlara ek olarak eğer Osmanlı zulüm ve işkence ile İslam'ı kabul ettirmek isteseydi Sırp, Bulgar, Rum, Hırvat vb. bütün milletlerin İslam'ı kabul edeceklerini ifade etti.

Osmanlılar sonradan geldi algısı oluşturulmaya çalışılıyor

Sırplar Kosova savaşı üzerinden bir mit ortaya çıkarmıştır. Bu mit'e göre Sırp komutan Lazar’ın tutsak edilmesi sonucu kendisini Hz. İsa’ya benzetmişlerdir. Bu nedenle Kosova’nın komutan Lazar’a ait olduğunu düşünmektedirler. Prof. Krasniqi, buradaki komik olan noktanın ise, Arnavut tarih kitaplarında da bu konuya yer verilmiş olmasını belirtti. Bu durum sonucunda Kosova Savaşı’nın Müslümanlarla Hristiyanlar arasında olduğu algısı yerleştirildi. Böylelikle bunun yansıması olarak, 600 sene sonra Hristiyanlar tarafından bu savaşın intikamı Bosna Savaşı’nda alındı.

Prof. Krasniqi’nin belirttiği üzere Osmanlı’nın Balkanlara gelmesi sadece dini açıdandır algısı yerleştirilmeye çalışılmıştır. Bunun sonucunda Hristiyanlığı değiştirmiş algısıyla karşı karşıya kalan Osmanlı, Hristiyanlar tarafından bölgede tamamen yabancı konumuna getirildi.

Balkan ülkeleri ile Türkiye arasında daha sıkı müttefiklik mümkün

Günümüzde hâlâ İslam karşıtı entelektüeller Osmanlı’ya yapılan algıyı devam ettiriyor. Eğer Osmanlı karşıtı algı sona erdirilebilirse, Balkan ülkeleri ile Türkiye arasında daha sıkı müttefiklik mümkündür. Globalleşen dünyada, hem Arnavutlar hem de Türkler terörizm hareketine karşı cephe almıştır. Terörizmin sonlanması da müttefikliğin artmasına olanak sağlayacaktır.

Prof. Krasniqi’ye göre diğer önemli bir nokta ise Arnavutların AB’ye katılmasıdır. Eğer katılma işlemi gerçekleşirse daha fazla dost edinebileceklerini belirtti. Bu konuda bakanlıklar, dini kuruluşlar, sivil toplum örgütleri vb. kurumlara yanlış algının değişmesi hususunda büyük görevler düşmektedir. Bunun için ise Krasniqi tarihi belgelerin daha fazla araştırılması ve gerçeklerin konuşması gerektiğini belirtti. Böylece ülkenin nefret söylemi etrafında manipülasyonlara karşı güvence altına alınılması söz konusudur.

Konuşma sonucunda eksik veya anlaşılmayan noktalar sorularla birlikte giderildi. Çeşitli üniversite ve kuruluşlardan katılan dinleyici kitlesine karşı yapılan bu konuşma bir kez daha Osmanlı’nın bölgede ne kadar önemli olduğu özellikle biz genç talebelere hatırlattı.

 

Mahmud Sami Mertoğlu haber verdi

Güncelleme Tarihi: 13 Ekim 2015, 12:22
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20