Arkadaşının vurduğuna sorma, sen de vur!

Ebubekir Kurban Bursa’da konuştu. Arkadaşlık anlayışından ve Mavi Marmara gemisinde yaşananlardan bahsetti.

Arkadaşının vurduğuna sorma, sen de vur!

 

TYB Bursa Şubesi’nin, tarihî dokusu yeniden canlandırılan Seyyid Usul Kültür Merkezi’nde bu haftaki konuğu Ebubekir Kurban idi. Bilenler bilir ki Ebubekir Kurban nevi şahsına münhasır biridir ve arkadaş canlısıdır. Ebubekir Kurban, birçoğu yazar adayı olan dinleyicilerine, kendine özgü o cana yakın tarzıyla birikimlerini aktardı.

Konuşması boyunca üç ana konuya değindi. Arkadaşlık, Mavi Marmara ve Türkiyeli olmak… Üç konu dedik gerçi ama bunları tek başlık altında toplamak da mümkündü: “Nasıl adam olunur?”

Arkadaşın vuruyorsa sorma, sen de vurEbubekir Kurban

Ebubekir Kurban, karakterini biçimlendiren bazı kişilerin ve bazı sözlerin olduğunu anlattı ilk önce. Kendisini “Arkadaş delisi” olarak tanıtan Kurban, arkadaşlıkla ilgili şunları söyledi:

“Eskiler, ‘önce refik, sonra tarik demişler.’ Yani önce arkadaş, sonra yol… Yol zaten belli ama o yolu yürüyecek arkadaşların kim oldukları önemli. Arkadaşlığı bana anneannem öğretti. Çevresine topladığı biz çocuklara ‘Bir arkadaşınızı birisine yumruk atarken gördüğünüzde, hiçbir şey sormayın, siz de onunla beraber onun yumruk attığını yumruklayın.’ dedi. Bu cümle, benim karakterimi oluşturan sözlerden biri oldu.

Günümüzde kimse böyle söylemiyor artık. Böyle bir durumla karşılaştığımızda ya ortadan çekilmeyi öğütlüyor artık büyüklerimiz bize ya da hiçbir şeye karışmayıp yumruk yiyenin de haklı olacağını düşünmemizi… Önce arkadaşımıza güvenmeyi öğrenmeli, sorgulamamalıyız. Bize veya arkadaşımıza laf söyleyen, saygısızlık yapan, mesela sevdiklerimize, sevgilimize laf atan birine de mi hak vereceğiz!?”

Hakan Albayrak’ın sözü havada kalmasın diye ‘Evet, geliyorum.’ dedim

Mavi Marmara’ya binişinin de arkadaşlık uğruna olduğunu söyleyen Kurban, bunun öyküsünü şöyle anlattı: “Mavi Marmara’nın hareketinden bir ay kadar önce bir dost meclisindeyiz. O sıralar herkes Mavi Marmara’ya binerek sefere çıkmak istiyor. Araya torpiller konuyor. Biz de bir dost meclisinde sohbet ediyoruz. Konuşmanın bir yerinde Hakan Albayrak, ‘Mavi Marmara’yla sen de geliyorsun değil mi?’ dedi. Ben o ana kadar bu konuyu düşünmemiştim. Konu önemli; eşimin, annemin yakınlarımın haberi yok böyle bir şeyden. Ama ben Hakan’ın sözü havada kalmasın diye ‘Evet, geliyorum.’ dedim. Mavi Marmara’ya binişim böyle oldu.

İnsanımız, Mavi Marmara’yı bağrına bastı. Mavi Marmara’yla Gazze’deki kardeşlerine şiir gönderen de oldu, inşaat malzemesi de… Ama biz onları şimdi teslim edemedik. İnşallah ilerde daha güzel şeyler olacak. Mavi Marmara olayı, bir şeyleri başlattı ama o başlayan şey hâlâ sonuçlanmadı. Zaman ve sabır gerek. İnşallah her şey iyi olacak.”

İsrail askerleri bize yaklaşmaya çekiniyorlardı

Mavi Marmara’nın sadece Türkiye’dekileri değil, tüm insan hakları savunucularını heyecanlandırıp Mavi Marmara’nın değişik ırk ve değişik inançtan bir sürü insanın Gazze için bir araya gelmesini sağladığını söyleyen Kurban, Mavi Marmara baskınında yaşadıklarından yola çıkarak İsrail askerinin karakter analizini de yaptı:

“Uluslar arası sulardayken baskın yedik. İsrail askerleri, arkadaşlarını koruma adı altında rastgele ateş açıyorlardı her yöne. Bizler de kendimizi savunuyorduk. Ellerinde silahları vardı ve sonrasında bize üstün geldiler. Ama yine de bize yaklaşmaya çekiniyorlardı. Bir kişiyle birkaç asker ilgileniyordu ve hareketleri ürkek, gözleri korku doluydu askerlerin. O an anladık ki, İsrail askerlerinin güç ve becerisiyle ilgili anlatılan her şey koca bir yalanmış.”

Mavi Marmaraİrlandalı aktivisti İsraillilerle nasıl kafa buldu?

Kendine özgü anlatımıyla sohbetini sürdüren Kurban, solcu bir İrlandalı aktivistin İsrail askerlerini nasıl kafaladığını da anlattı:

“Bizi cezaevine attılar. Daha koğuşlara, hücrelere atılmamıştık. Gemide olduğumuz halde neler olup bittiğini, kaç ölü kaç yaralı olduğunu hâlâ bilmiyorduk. Bulunduğumuz alanın duvarında dört tane ankesörlü telefon vardı. Telefonları görünce hepimiz telefonlara koştuk. Tabii telefonların hepsi bozuk. İsrail askerleri uzaktan bize bakıyorlardı.

Sonra bir İrlandalı solcu aktivist, gayet ciddi bir şekilde ankesörlü telefona gitti, ahizeyi eline aldı ve numaraları tuşlayarak bağıra bağıra annesiyle konuşmaya başladı. İsrail askerleri onun konuştuğunu görünce, yanına gidip telefonu elinden alıp onu susturmak istediler. Ama o direniyor, bağıra çağıra annesiyle konuşmaya devam ediyordu. İrlandalı daha sonra direnmeye son verip ahizeyi bıraktı. Elbette ki telefon bozuk olduğu için hiç kimseyle konuşması mümkün değildi ama İsrail askerleri bunu bile anlayamadı. İşte İsrail askeri bu!”

İnsanın kendini bir yere ait hissetmesi gerek

Aidiyet duygusunun önemli olduğunun da altını çizen Ebubekir Kurban, kendini bir yere ait hissetmeyen birisinin hiçbir şey olamayacağını şu sözlerle anlattı: “Üniversite öğrenciliği yıllarımızda ‘Türkiyesiz bir dünyada yaşar mısınız?’ gibi sorular yöneltirdik birbirimize. Arkadaşların birçoğu, evrensel olmaktan falan bahsederek yaşanabileceğini söylerlerdi. Bense her seferinde buna itiraz eder, yaşanamayacağını söylerdim. Memleketin yoksa hiçbir yere ait olamazsın ki. Memleketin sana, bir yere ait olduğun duygusunu verir. Ben her yerde yaşayamam. Bir yere ait olmalıyım.

Mesela ben Gesi Bağları türküsünü de çok severim. Aslında sevdiğim şey türkünün formu değildir. Onun bana çağrıştırdıklarını seviyorum. O bana memleketimi çağrıştırıyor, ölümü çağrıştırıyor. Yaşadığım yerleri çağrıştırıyor. Böylelikle ben kendimi bir yere ait hissediyorum. İnsanın kendini bir yere ait hissetmesi ise, hakikati bulmak için gereklidir.”

 

Ahmet Serin muhabbetle aktardı

Güncelleme Tarihi: 22 Mayıs 2012, 10:32
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Nedim Tepebaşı
Nedim Tepebaşı - 7 yıl Önce

Arkadaşlık sorumluluk yüklenmektir.Arkadaş arkadaşının gidişatından,durumundan kendisini sorumlu bilmektir.Bu hasletler toplum olarak bizim kaybettiğimiz değerlerimizdir.Umarız sorumluluklarımızı yeniden anlarız.

zebercet
zebercet - 7 yıl Önce

tabi şeçilen arkadaşımız da iyi olması lazım , ve bu iyiliğin neye göre iyilik olduğunun düşünülmesi lazım , ve bu iyiliğin aslında islama göre iyilik olduğu bilinmesi lazım.

banner19

banner13