banner17

Anadilde eğitim hakkı var mı?

Ülkemizde ne yazık ki Anadilde eğitim hala daha ciddi bir sorun..

Anadilde eğitim hakkı var mı?

Hakkı hakkına teslim etmek hak mıdır?

En doğal insan haklarından biri olan fakat; Türkiye’de uzun yıllardır ciddi bir şekilde arka plana itilen anadilde eğitim hakkı, geçtiğimiz hafta Türkiye’nin birçok şehrinde gerçekleştirilen okulları boykot eyleminin ardından tekrar ülke gündemine geldi. Ülkemizde fikir ve vicdan hürriyetinin geliştiğini fark ettiğimi hissettiğim için yazdım.Türkiye, 12 Eylül halk oylaması ile aldığı kararlar neticesinde ülke içinde ve uluslar arası camiada geleceğe dair adımını ve engellere karşı da tavrını demokratik bir üslupla belirlemişti. Değişimin iyi ya da kötü tesirlerinin zaman içerisinde yansıyacağı bu atılımlar ve günümüzün medyasında da sıkça kullanılan bir söylem haline gelen açılımlar ile devlet olma bilincini halkın sesi olma makamına daha da yaklaştırmış oldu.

Taşımalı eğitim

Bundan on veya yirmi yıl öncesine kadar bazı kelimelerin ülke içinde kullanılması, anılması ve hatta telaffuz edilmesi dahi korkulara sebep olmakta idi. Sokaklarda, evlerde, kahvehanelerde insanların kavramların anlamını kavrayamamış ve bu kavramları maksadını aşan manalarda kullanılmasından ötürü söz söylemekten endişe ettiğimi dönemleri biraz olsun geride bıraktığımızı bugün (12 Ekim Salı) katıldığım bir panelde daha net görmüş oldum.Anadilde Eğitim ve Boykot paneli

Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden biri olan Boğaziçi Üniversitesi’nde tarihçilerin, öğretim üyelerinin, dil bilimcilerin katılımıyla gerçekleştirilen “Anadilde Eğitim ve Boykot” isimli panel, ülkemizin en önemli konularından biri olan anadilde eğitim konusunda özgür ve özgün fikirler geliştirdi.

Katılım genişti: Farklı üniversitelerden gelen öğrenciler ve halk

Bu panelde; geçmişten bugüne Türkiye'de dil hakları, Kürtçenin mevcut durumu, eğitimde çift dillilik ve dünyadan örnek modeller üzerine konuşarak bir taraftan mevcut siyasi durum ve tartışmaları değerlendirmek öteki yandan da bu tartışmaların ötesinde, çok dilliliğin ve eğitimin bir arada nasıl düşünülebileceği konusundaki fikirleri tartışmak;  belki de her şeyden önce bu konuların bu topraklarda da artık konuşulabileceğini kanıtlamak maksadıyla çok yerinde gerçekleştirilmiş fikirler içermiştir. Kürt halkı ve Kürt dili üzerine çeşitli araştırmalar yapan Tarih öğretmeni Alişan Akpınar, özel bir üniversitede öğretim üyeliği yapmakta olan Yar. Doç. Dr. Nesrin Uçarlar ve Sabancı Üniversitesi’nde Kürtçe dersleri veren Şerif Derince’nin hazır bulunduğu; Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Fatma Gök’ün ise yönettiği “Anadilde Eğitim ve Boykot” isimli panel farklı üniversitelerden gelen üniversite öğrencilerinin ve halkın katılımıyla iki buçuk saat sürdü.

Anadil ana haktır

Bir dilin varlığını ret etmek onu “yok” kılmaz

Tarih öğretmeni Alişan Akpınar yaptığı konuşmada, tarihsel süreç içerisinde Kürt halkının ve Kürtçe’nin durumuna ve konumuna ilişkin sözler kaydetti. Ayrıca Alişan Akpınar : “Osmanlı’da anadilde eğitim diye bir sorun yoktu. Devletin resmi bir dili vardı. Dönemin eğitim kurumları olan medreselerde insanlar istedikleri dilde eğitim görebiliyor ve istedikleri dilde eser verebiliyorlardı. Fakat sadece devlet kadrolarında çalışabilmek için Türkçe bilmek kıstas alınmıştı. Osmanlı toplumunda şimdiki gibi hangi okuldan yani hangi medreseden mezun olunduğu değil, hangi hocadan eğitim alındığı kabul gören ve eğitim seviyesini derecelendiren bir unsur olmaktaydı.” sözleriyle anadilde eğitim sorununa tarihsel bir vurgu ve hatırlatma yaptı.  Akpınar, sözlerine Kürt dilinin varlığının çok eski bir tarihe dayandığını açıklayan ve aynı dille yazılmış ciddi bir edebiyat tarihini ispatlayan sözlerle devam etti: “Bugün ‘Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi’nde Kürtçe yazılmış birçok edebi eser vardır. Bu eserler, yüzyıllar boyu süregelen bir dile ait çok ciddi bir önem taşıyan Kürdi bir külliyatın varlığını, gerçek kılmaktadır. Yıllardan beri Kürt dilinin varlığını reddeden söylemler, külliyen yalandır.”

Anadilde Eğitin ve Boykot paneliAnadili konuşmak gericilik ve/veya cahillik olarak nitelendirilemez

Daha sonra söz alan akademisyen Nesrin Uçarlar, günümüzde farklı ülkelerdeki eğitim dili üzerine yaptığı araştırmalarla ilgili konuştu. Yar. Doç. Dr. Nesrin Uçarlar’ın, Marmara Üniversite’si Siyaset Bilimi Bölümü’nde sunduğu “Çoğunluk İktidarı ve Azınlık Hakları Direnişi: Türkiye’de Kürtçe Dil Hakları” konulu doktora tezinin aynı üniversite tarafından doktorasının dondurulmasıyla noktalanmış ve bu olay medyada büyük yankı uyandırmıştı. Kürt dili üzerinde araştırmalarını derinleştiren akademisyen, Türkiye’de –ne yazık ki- bulamadığı özgür akademik ortam dolayısıyla doktorasını İsveç’te tamamlamak zorunda kalmıştı.  

Uçarlar, dillere dair dünyadan örnek modeller üzerine konuşarak bir taraftan mevcut siyasi durumu ve dillerin ülkelerdeki konumu üzerine açıklamalar yaptı. "Fransa’da Fransızca konuşmak, eğitimli, kültürlü, çağdaş ve laik olmayı niteleyen bir unsur iken; Korsikaca konuşmak, tıpkı bugün Türkiye’de Kürtçenin maruz kaldığı gibi gericiliği, cahilliği, seküler olmayan yapıyı temsil eder. Bu durum da Fransa’da ve Türkiye’de yaşanan dil sorunu açısından bakıldığında çok yerinde bir karşılaştırmadır. Fakat buna rağmen Fransa’da Sarkozy döneminde yerel yönetimleri güçlendirmek adına bazı hakların genişletilmesi hususunda bir halk oylamasına gidilmiştir. Fakat Korsika bölgesinde yaşayan insanların anadillerinde eğitim hakkını istemelerine rağmen bölgede Korsikaca dilinde eğitimin başlamasıyla beraber bu eğitimden geçen kişilerin Fransa’nın diğer bölgelerinde iş bulabilme  kaygılarından ötürü bu halk oylaması gerektiği gibi neticelenememiştir.Kürt Şiiri Antolojisi, Selim Temo

Bu durum, devletlerdeki baskın ideolojinin, bu ideolojinin dışındaki insanlara yeteri kadar hakkını teslim ettirememesidir” sözleriyle anadilde eğitim sorununun farklı ülkelerdeki pozisyonuna ilişkin düşüncelerini kaydeden Uçarlar, anadilde eğitim kavramı yerine ‘anavatanda eğitim’, ‘çift dilli eğitim’ olarak ifade edilmesinin daha anlamlı ve yerinde olacağını ve daha çok destek göreceğini belirterek, yaptığı konuşmayı sonlandırdı.

Bu toprakların sesiyle düşünmek ve farklı kültürlerin bir arada yaşayabilmesine olanak sağlamak adına düşüncelerin esnemesi ve farklı anadan doğmasından başka diğer baskın ideolojik dili konuşan insanlardan bir farkı olmayıp, Müslüman olan, camilerde yan yana omuz omuza saf tuttuğumuz insanlara merhamet gözlüğümüzü gözümüzden eksik etmeden bakmak,  insanlığımız için ve benimsediğimiz inançtan ötürü çok daha anlamlı ve samimi olacaktır. Ailelerin çocuklarına küçük yaştan beri İngilizce, Fransızca gibi modern dünyanın kabul gören dillerini öğretebilme çabası yanında annesinin ve babasının konuştuğu dilden utanan ve toplum içerisinde bunu gizlemeye çalışan bireyler yetiştirmek ve sonrasında bu bireylerden sağlıklı düşünen nesiller yaratabilmek oldukça güç bir durumdur. Her şeyden öte anne evinden gelen dili bilmediği için dedesiyle konuşamayan bir nesil kendi özüne ve değerine nasıl sahip çıkar?Dil eğitimi

Fransızca modernlik Kürtçe utanç sembolü mü?

Panelde Sabancı Üniversitesi Kürtçe Öğretim Görevlisi Şerif Derince, konuşmasında kendisini de bir o kadar derinden etkileyen bir yarayı, Kürtçe konuşan insanların yaşamından bir örnek ile dinleyicilerle paylaştı. “On yaşlarında bir çocuk, İstanbul’da evinin önünde annesiyle Kürtçe konuşuyormuş. Birkaç dakika sonra çocuğun yanında duran arkadaşı “Siz neyce konuşuyorsunuz ki böyle; ben sizi anlayamıyorum” diye çocuğa sormuş. Küçük çocuk, birden heyecanlanarak “–Fransızca- konuşuyoruz” diye cevap vermiş. Annesi bu duruma o anda cevap vermeyip apartmandan içeri girmiş. Küçük çocuk eve döndüğünde; anne, çocuğa: “-Bugün, arkadaşının yanında neden konuştuğun dili sakladın?” diye sorduğunda çocuğun cevabı yürek dağlayıcıydı. Küçük çocuk: “Utandım! Utandım anne. Anlatamadım işte.” Bu sözler insanlığın bir yakarışıdır. Bu sözler, göçüğün altında kalmış bir depremzedenin hayattan hala korkuyor olmasıdır.  

Dil hiyerarşisinin içinde bulunan bir topluluğun küçük yaşta oyunlar oynadığı, tekerlemeler söylediği dili, utanılacak bir kavram olarak göstermek ve bu dilde konuşan insanların kendi dillerine ait bir yığın edebiyatı ve tarihi bir kenara itmek devlet ideolojisini ayrı tutarsak fertler için inançlarının ve gerektirdiği hoşgörünün çok ötesinde bir tutum olacaktır. Çözümü belki kısa belki de çok uzun zamanlar alacak bir konunun eşiğinde, bir dile mensup olan ve sayısı milyonları bulan bir kitleye devlet eliyle henüz gerçekleşmese bile önce sokaktaki halk eliyle anavatanda ana dilin yanında; anne dilde eğitimin yapılabileceği bilincinin verilebilmesi en erken çözüm olabilecektir belki de. Yeni Şafak gazetesinde Sami Hocaoğlu’na; Vakit gazetesinde Arif Çevikel’e selam olsun. Düşünmek, düşünebilmek; dinlemek, dinleyebilmek… İnsana, insan olma hasebiyle değer vermeyi ve bu çerçevede değerlendirmeyi haber verdi yaratıcı kudret.  Selamı duyanlardan ve alanlardan olmak ne güzel… Şimdi ise; Cemil Meriç’in sorusuna cevap gerek : “Düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı bir ülkede, düşünce adamı nasıl çıkar?

 

 

Samet Akten tefekkür etmeyi seçti

Güncelleme Tarihi: 24 Ekim 2010, 02:18
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Gülnihal Bimahal
Gülnihal Bimahal - 8 yıl Önce

Devlet, bütün güneydoğuyu ve doğuyu sadece bir ilmiş gibi değerlendirip yatırımlarını sınırlı tutmasaydı, eğitim ve kültürde ihmal etmeseydi şimdi kürtler kürtçeye "anadil" bile demezlerdi. O değil, terör doğudan beslenemezdi bile!

Şimdi ise zararı neresinden dönsen kardır, dönemi. Kürtlere kendi dillerinde eğitim şart! çünkü herşeyin başı eğitim.

fehime
fehime - 8 yıl Önce

anadilde eğitim alanların eğitim sonrasını çok merak ediyorum ne değişecek acaba terör bitecekmi mesela anadillerinde bu insanlara dağlara çıkmayın dencek mi? ya da asıl meselenin anadilde eğitim mi yoksa arka planında başka hesaplar mı var bütün bunalrı deneme yanılma yöndetiylemi öğreneceğiz yoksa aklı selim birileri çıkabilecek mi merak ediyorum doğrusu....

mansur
mansur - 8 yıl Önce

Sadece anadil konusu değil, her konuda devlet vatandaşına bütün haklarını iade ettiği zaman, bu ükede gerçekten adil bir düzen hakim olacak. Vatandaşının dilini yine vatandaşına yasaklayan devlet diye bir şey kalmayacak. Kürtçe'nin de -tıpkı diğer diller gibi- Allah'ın ayetlerinden bir ayet olduğunu idrak edecekler insanlar.
PKK ve benzeri örgütler halkı kullanabilmek için eskisi kadar kolay bahaneler bulamayacaklar istismar edilecek.
İnşaallah!

banner8

banner19

banner20