Allah'ın selamı dururken neden 'bay bay'?

Kayseri Kültür Yayınları Fuarı birçok yayınevine ev sahipliği yaparken, birçok yazarı da okurlarıyla buluşturma fırsatı sundu. Davetli yazarlar içinde beni en çok heyecanlandıran yazar ise Yavuz Bahadıroğlu idi.

Allah'ın selamı dururken neden 'bay bay'?

 

Kayseri, daha çok ticari yönüyle ön plana çıktığından olsa gerek, söyleşi, panel, fuar tarzı sosyal aktivitelerin pek sık düzenlenmediği bir şehrimiz. Fakat pek sık olmamakla birlikte çeşitli fuarlar da düzenlenmiyor değil. Bunlardan bir tanesi geçtiğimiz günlerde Kayseri’nin tarihî medreselerinden biri olan Hunat Medresesi’nde düzenlendi.

Fuarın büyüklüğü İstanbul gibi büyük şehirlerdekilere nazaran hayal kırıklığı olsa da Kayseri için gayet umut verici idi. Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Kocasinan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kocasinan İMKB Anadolu İmam Hatip Lisesi tarafından organize edilen Kayseri Kültür Yayınları Fuarı birçok yayınevine ev sahipliği yaparken, çeşitli imza günü ve söyleşiler de tertipleyerek birçok yazarımızı da okurlarıyla buluşturma fırsatı sundu. Davetli yazarlar içinde beni en çok heyecanlandıran yazar ise Yavuz Bahadıroğlu idi.a

Yavuz Bahadıroğlu ismini, küçüklüğümden babamın kütüphanesindeki kitaplarından hatırlarım. Babamın kitaplarını kurcalayıp içlerinden istediklerimi seçip okuyabilecek yaşa gelene kadar kütüphaneye uzaktan bakıp durdum. Zamanı geldiğinde de henüz oluşmamış ilgi alanıma göre, kendi kafamdan bir sırayla bazı kitapları okumaya başladım. Küçükken tarih benim için dikkatle okunulması gereken zor bir türdü. İşte tarihe olan bu bakış açımdan dolayı “baba” kitapları sona saklamıştım, yani tarih kitaplarını.

Babamın anlattıklarından Yavuz Bahadıroğlu’nun tarih hakkında yazdığını biliyordum. Çeşitli çocuk kitapları da vardı ama onları zaten okumuş ve onların tarihî konularla pek de ilgili olmadığını görmüştüm. Yavuz Bahadıroğlu’nun tarih kitaplarını okuduktan sonra tarihe bakış açımın biraz değiştiğini gördüm. Çünkü kitapların dili o kadar da ağır gelmemiş, aksine tarihî konular kurguya o kadar güzel yedirilmişti ki ağır tarihî bilgiler arasında kaybolmak yerine kendinizi kitaba kaptırırken tarihî olaylara da şahitlik ediyordunuz. Bu bakımdan Yavuz Bahadıroğlu bana tarihi sevdiren çok da “baba” bir isimdir benim için.

Allah’ın rahmetini dilemek varken “bay bay” demelerimizden dert yandı

Fuara geri dönecek olursak… Ben fuara bir açılış günü, bir de son gün Yavuz Bahadıroğlu söyleşisi, imza günü ve kapanış için gittim. Yanımda bir adet kendi adı olan Niyazi Birinci adıyla yazdığı bir kitap ile dört adet de Yavuz Bahadıroğlu kitabıyla gittim. Elimdeki kitaplar tahmin ettiğiniz üzere babamın kütüphanesinden bana geçmiş, yaşları yaşımı ikiye katlayan, babamın benim yaşlarımdayken alıp okuduğu kitaplarıydı. Ve o zamanki yayınevinden basılmıyordu artık kitaplar. Biraz çekincem vardı dolayısıyla kitapların eskiliğinden.

yEski kitapların değerli oluşunu bildiğim halde bu yersiz çekincenin nereden geldiğini merak ederek imza kuyruğunda bekliyordum. İmza sırası bana geldiğinde Yavuz Bahadıroğlu’nun, kitaplarımı görüp de “Eski kitapları severim” demesi ve imzasını çakması bir oldu. Tabi benim bir oh çekmem de. Kitaplarımdan birini “Eskici” hitabıyla adıma olmak üzere diğerlerini de adıma imzaladı ve bir tanesini babam adına imzalamasını rica edip yanından ayrıldım. Bir hayli uzun bir kuyruk arkamda sıralanmaya devam ediyordu. Ayrılmadan bir fotoğraf çekilmeyi de ihmal etmedik tabii.

Fuarın son günü olduğundan kapanışı yapmak da Yavuz Bahadıroğlu’na düştü. Kapanış konuşmasında günümüz Müslümanları arasında da çok yaygınlaşmış, bizim kültürümüzle de pek de örtüşmeyen bir konuya değindi; selamlaşmalarımız. Allah’ın rahmetini dilemek varken, “günaydın” demek veya Allah’a emanet etmek dururken “bay bay” demelerimizden dert yandı. Biz giderek Batı kültürüne yeltenirken, Batı ve Avrupa’nın bizim Kur’an ve sünnet kaynaklı güzel hasletlerimizi örnek alıp nasıl da günlük hayatlarına uyguladıklarından bahsetti. Kendisi yoğun programından dolayı biraz da yorgun olduğundan lafı çok da uzatmadan biz sevgili okuyucularını Allah’a emanet ederek yerinden ayrıldı.

Yavuz Bahadıroğlu’nu tanıdık siması ve babacan tavırlarıyla ne zaman televizyonda veya bir programda görsem aileden birini görmüş gibi olurum. Ne de olsa tarihe onun kitaplarının sayfaları arasından göz kırptım küçüklüğümden beri.

Bu arada Yavuz Bahadıroğlu’nun okuduğum ilk tarih kitabı Şirpençe idi. Okumayanlara tavsiyemizdir.

 

Merve Yalçın haber verdi

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2013, 11:28
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13