banner17

Allah'ın lanetinin yanında cehennem bir hiçtir

Abdurrahman Ateş, farklı söylemleri ve net tavırları ile kesinlikle izlenmesi gereken hocalardan biri. Şakir Gönülce, hocanın Malatya Yeni Cami'de verdiği bir tefsir dersinden notlarını aktarıyor.

Allah'ın lanetinin yanında cehennem bir hiçtir

Malatya Yeni Cami'de haftanın 4 günü akademisyenlerin sohbet verdiğini sizlerle daha önceden paylaşmıştım. Pazartesi günleri yatsı namazından sonra Doç. Dr. Abdurrahman Ateş hocanın sohbeti, yaz saati uygulaması nedeniyle geçen hafta akşam ile yatsı namazı arasına alındı.

Akşam namazından sonra sohbetin başlamasına kadar geçen on-on beş dakikalık zaman içerisinde dinlenme ve düşünme fırsatı buluyorsunuz. Camide oturmak bile insanda tarifi imkansız bir tad bırakıyor. Ama asıl anlatmak istediğim Abdurrahman hocanın Kur'an'a bakış açısı, farklı tespitleri ve farklı söylemleri. Sohbet esnasında öyle şeyler söylüyor ki şaşırıp kalıyorsunuz. Önceden bildiğiniz bir konu bile olsa bir de hocadan dinlemek insanı çok farklı yerlere götürüyor. Bu hafta Bakara suresi 158 ve 159. ayetler üzerinde konuşan hoca yine dinleyenleri mest etti, en azından ben öyle hissettim. Ayrıca sohbet esnasında dinleyicilerin sorularına da cevap veren hoca, dinleyicilerin farklı bir sohbet ortamı yaşamalarına neden oluyor.

Sabrın ve mücadelenin en güzel örneği

Mealen Bakara 158. ayet şöyle der: “Şüphesiz Safa ile Merve, Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir.”

Abdurrahman hoca önce nişanenin ne olduğunu açıklıyor. Bayrak aslında bir kumaş parçasından başka bir şey değildir ancak o kumaş parçasına bir ülkenin değerleri yüklenirse eğer, işte o zaman o bayrak anlam kazanır ve değer bulur. Zira o bayrağın anlamı kumaşında değil üzerine yüklenen değerlerdedir.

Safa ve Merve de birer tepeden başka bir şey değildir aslında, ancak bu tepelere yüklenen anlam işte bu tepeleri Allah'ın nişaneleri, Allah'ın sembolleri haline getirmiştir. “Sırf Allah'ın emri olduğu için yalnız kalmaya, açlığa ve susuzluğa sabreden Hacer annemizin henüz bebek iken Hz. İsmal'i yalnız bırakarak Safa ve Merve arasında koşması sabrın ve mücadelenin bir kadında tecellisidir” diyor Abdurrahman hoca. Hacer annemiz “bu Allah'ın emridir” diyebilir, öylece bekleyebilirdi. Ama büyük bir sabır ve mücadele örneği gösterek kendi imtihanını kazandığı gibi bizlere de örnek olmayı başarmıştır. İşte bugün hac ve umrede o sevaba nail olabiliyorsak eğer, bunu Hacer annemizin mücadelesine borçlu olduğumuzu aklımızdan çıkarmamalıyız.

Yine Kur'an ayetlerini Arapça'dan Türkçe'ye çevirmekle bir şey elde edemeyiz, bu ayetleri Allah'ın ve Peygamberin yüklediği anlamlarla birlikte düşünmek zorundayız. Kur'an ayetlerine bu anlamları yükleyemiyorsak, o ayetleri Kur-an ayetleri olmaktan çıkarıyoruz demektir.

Allah'ın laneti onların üzerine

Bakara 159: “İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap’ta açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lânet eder, hem de bütün lânet etme konumunda olanlar lânet eder.”

Peki Allah'ın laneti nedir?” diye soruyor Abdurrahman hoca. Dinleyicilerden biri hemen atılıyor:Allah'ın rahmetinden mahrum kalmaktır.” Hoca konuyu iyice açıklamak adına misaller vermeye devam ediyor. “Allah'ın rızasının yanında cennet nasıl bir hiç ise, Allah'ın lanetinin yanında da cehennem bir hiçtir” diye ekliyor.

İşte Kur'an'da açıklananları gizleyenler Allah'ın lanetine uğrayanlardır. Kur'an'ı eğip bükemezsiniz, ayetleri çarpıtamazsınız, birileri rahatsız olacak diye bazı ayetleri görmezden gelemezsiniz. Eğer Kur'an'dan bir şeyler biliyorsanız bunu anlatmak ve açıklamak zorundasınız. Aksi takdirde Allah'ın ve lanet etme konumunda olanların lanetine maruz kalanlardan olursunuz. Kur'an'dan bildiklerinizi açıklarken de bunu parayla satamazsınız, Kur'an'dan para kazanamazsınız. Sohbetine devam eden hoca “Kim ne derse desin Kur'an'dan para kazanmak haramdır, vallahi haramdır” diyerek bu konunun da altını kalın bir çizgiyle çiziyor. Yatsı ezanının okunmaya başlamasıyla bu güzel sohbet maalesef sona eriyor.

Doç. Dr. Abdurrahman Ateş'in, farklı söylemleri ve net tavırları ile kesinlikle izlenmesi ve kesinlikle değerlendirilmesi gereken şahsiyetler arasında olduğunu düşünüyorum. Hocanın hemen hemen her gün başka mekanlarda tefsir sohbetlerine devam ettiğini ve bu sohbetlerinden hiçbir maddi kaygı gütmediğini bilmem söylememe gerek var mı?

Sohbetin tadı henüz damağımızda iken yatsı namazına durmak ise farklı lezzetler katıyor iç dünyamıza. Şükürler olsun ki Rabbime, böyle güzel sohbetlere katılmayı nasip ediyor bizlere...

 

Şakir Gönülce haber verdi

Güncelleme Tarihi: 23 Nisan 2014, 13:52
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20