Ali Ural Mevlana'yı ve hocalarını anlattı

‘Çocuk değilsin, deli de değilsin, peki acaba gerçekten hür müsün?’ diye sorar Mevlana’nın hocası Tirmizi.

Ali Ural Mevlana'yı ve hocalarını anlattı

 

Türkiye Yazarlar Birliği’nde gerçekleştirilen, şair-yazar A. Ali Ural’ın düzenlediği Yazarlığın Saklı Bahçesi programının bu ayki konusu “Mevlana ve Mevlana’yı Mevlana Yapan Yüce Şahsiyetler”di. Mevlana, her ne kadar Şems ile anılsa da, Şems’ten önceki hayatı da Şems kadar önemli ve bir nevi Şems’e hazırlık mahiyetindedir. Öyle ki; Şems’in hocası Rükneddin, “Konya’ya git. Orada yanmayı bekleyen bir kandil var. Git, onu tutuştur.” diyerek Mevlana’nın hazırlık aşamasının kemâline bu sözleriyle işaret eder. Kim bilir; kandil olup yanmayı beklemek de yanmak kadar değerlidir.

Eskilerin pasaportu: Kimsiniz? Nereden geliyor, nereye gidiyorsunuz?

Mevlana’yı hamlıktan kurtarıp pişmeye ve dahi yanmaya hazırlayanların başında kıymetli babası Bahaddin Veled gelmektedir. Sultanu’l Ulema (Âlimlerin Sultanı) lakabına mazhar olan bu bilge isim Belh’ten çıkıp Müslümanların yaşadığı yerleri gezdiği zaman büyük bir ilgiyle karşılanır. Üstelik o zamanlarda uçak, tren gibi bir vasıta olmadığı gibi hiçbir haberleşme cihazı da bulunmamaktadır. Pasaport sorularının, “Kimsiniz? Nereden geliyor, nereye gidiyorsunuz?” olduğu bir dünyada, “Allah’tan geliyor, Allah’a gidiyoruz.” diyen bir isimdir Bahaddin Veled. Dünya malına değer vermeyen, bildiği doğruları çekinmeden söyleyen bu bilge ismi, verdiği cevapla dahi tanıyan âlimler bulunmaktadır.

Mevlana, babası Bahaddin Veled ile henüz çok küçük yaştayken 8 yıl sürecek yolculuğa çıkar. Bu yolculuk; birçok bilginle tanış olacağı kutsal bir yolculuktur. “Bu” der Ali Ural, “Filmlere konu olması gereken bir yolculuktur. Fakat bunların filmlerini maalesef çekemedik. Ama bir gün umarım bunu yapanlar da çıkacaktır!”

‘Esrarnâme’ Türkçe’ye çevrildi

Mevlana küçük bir çocuk da olsa bu ‘müstakbel okyanus’ kalp ehlinin gözünden kaçmaz. Onlardan biri de Mevlana’nın aşk ehli olup, gönülleri ilahi aşkın ateşiyle tutuşturacağını söyleyen Nişabur’da tanıştığı Feridüddin Attar’dır. Attar, henüz çocuk yaşta olan Mevlana’ya kitap hediye eder. Bu, Mevlana’nın ileriki yıllarda Mesnevi’sinde de hikayelerine yer vereceği, bir menkıbeye göre de Şems’in kitaplarını havuza attırdığı esnada Mevlana’nın ellerini titreten kitap “Esrarnâme”dir. Bu kıymetli eser Esrarnâme’nin yakın zamanlarda Türkçe’ye de çevrildiğinin haberini alıyoruz Ali Ural Bey’den.

Mevlana aşk ve ilim meydanına çıkar ama kendisinden önceki isimleri (Attar ve Senâi’yi) de hayırla yâd ederek muhabbetine vefâsını katar. “Senâi” diyor Ali Ural, “pek tanınmıyor ama Mevlana’nın düşüncelerinin oluşumunda onun eserlerinin etkisi büyüktür.” Senâi’nin de eserlerinin Türkçe’ye çevrilmesinin gerekliliğini ifade eden Ural, yeri gelmişken, kişinin kendinden öncekilere selam verme inceliğinin de sanatını bereketlendireceğini belirtiyor.

Ali UralTirmizi’nin mühim öğütleri

Mevlana, babası Bahaddin Veled’in vefatından sonra eğitim için Kayseri’ye gider. Ve hayatındaki en önemli şahsiyetlerden olan Seyyid Burhanettin Tirmizi ile tanışır. Mevlana, Tirmizi’den aldığı eğitimin akabinde Konya’ya gider. Hocası Tirmizi kendisini şu önemli sözlerle yolcu eder: “Hür olmadan kul olamazsın! Çocuk değilsin, deli de değilsin, peki acaba gerçekten hür müsün? Kölelik yalnızca düşman eline düşmekle olmaz. Kim bir şeyi çok seviyorsa o kimse sevdiği şeye köle olur. Sevdiği ona Efendi olur. Sevdiği ister kadın olsun, ister altın, ister köpek olsun, sen ister nefis deyiver ona. Eğer nefsine kul olmuşsan artık Rabbine kul olabilir misin?”

Tirmizi, çok önemli bir isimdir ve Ali Ural Bey de yaptığı araştırmaları sunarken Tirmizi’nin sahte âlim ile gerçek âlimi, sahte şeyh ile gerçek şeyhi ayıran şu öğüdüne de yer verir: “Bir kimse Allah’ı sevmeye davet ediyorsa işte o Allah yolundadır. Bir kimse halka kendini sevdirmeye gayret ediyorsa işte o şeytanın ortağı olan bir sahtekârdır.”

Aşk varsa şiir vardır

Şems’e hazırlanan Mevlana, hayatının ikinci dönemine girmektedir. İki okyanus buluşmuş ve yanmaya hazır bir kandil olan Mevlana için yanmayı gerektiren bir süreç başlamıştır. Bu iki dostun yıldızlara bakıp sabahlara dek süren ilahi muhabbetleri Mevlana’nın sevenlerince kıskanılır. Ve fitne kazanının dumanları şehri kapladığında Şems, Konya’yı terk eder. Böyle başlayan ayrılık Mevlana’nın ömrünün sonuna kadar sürer ve onu adeta bir çıra gibi yakar.  “Aşk varsa şiir vardır” diyor Ali Ural ve ekliyor: “Mevlana’nın söylediği bütün şiirler bu aşkın, bu tutuşmanın dumanlarından başka bir şey değildir.”

 

Özge Sena Bigeç, “Ali Ural topladı, biz kokladık” dedi

 

Güncelleme Tarihi: 24 Nisan 2012, 20:35
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
muzaffer tekin
muzaffer tekin - 7 yıl Önce

BİR DE ÜSTAD SEZAİ KARAKOÇTAN OKUYUN MEVLANAYI,YUNUSU, MEHMED AKİFİ

banner19

banner13