Ali Şir Nevai tam anlamıyla bir dilbilimciydi

Doğumunun 573. yılında, 15. asrın en önemli şahsiyetlerinden biri olan Ali Şîr Nevâî Edirne’de düzenlenen bir programla anıldı. İsmail Alperen Biçer etkinlikten notlarını aktarıyor..

Ali Şir Nevai tam anlamıyla bir dilbilimciydi

 

Doğumunun 573. yılında, 15. asrın en önemli şahsiyetlerinden biri olan Ali Şîr Nevâî Edirne’de düzenlenen bir programla anıldı. Trakya Üniversitesi Düşünce, Edebiyat ve Tiyatro Topluluğu (DÜŞET) tarafından düzenlenen program topluluk başkanı İbrahim İşbilir’in açılış ve selamlama konuşmasıyla başladı. Doç. Dr. Rıdvan Canım, Yrd. Doç. Dr. A. Selma Sol ve Yrd. Doç. Dr. Nursel Özdarendeli’nin konuşmacı olarak katıldığı paneli Prof. Dr. Recep Duymaz yönetti.

Onlar gönülleri kuşatan ve tarihi aşan isimler

Giriş mahiyetinde kısa bir konuşma yapan panel yöneticisi Duymaz, 17. asırdan bugüne Türk dünyasının ve İslam ülkelerinin içinde bulunduğu parçalanmışlıktan ve ayrılıklardan söz etti. Fakat başta Ali Şîr Nevâî olmak üzere gönülleri kuşatan ve tarihi aşan isimlerin insanları birleştirici yönlerinin olduğuna dikkat çeken Duymaz, toplumun sahip olduğu bu değerleri iyi anlaması gerektiğini vurguladı. Edirne’de ve Trakya Üniversitesi’nde ilk kez böylesine kapsamlı ve çok yönlü bir Ali Şîr Nevâî panelinin yapıldığını ifade eden Duymaz, düzenleme heyetindeki öğrencilerine teşekkür etti.

Bahar boldu vü gül meyli kılmadı könlüm”

Ali Şîr Nevâî panelinin ilk konuşmacısı Doç. Dr. Rıdvan Canım oldu. Canım, Nevâî’nin kısa bir biyografisini aktardıktan sonra eserleri hakkında bilgi verdi. Dönemin büyük bir kültür merkezi olan Herat’ta dünyaya gelen Nevâî’nin, kendisinden sonra gelen hemen herkesi etkilediğini vurguladı. Canım, şuurlu bir Türk milliyetçisi olarak nitelendirdiği Nevâî’nin şiir estetiğini somut olarak izah edebilmek için Nevâî’nin bir gazelini okudu. Eski Türk Edebiyatı hocası olan Rıdvan Canım, akademisyen kimliğinin yanı sıra şair olarak da tanınır. O, Alî Şîr Nevâî’nin şiir estetiğini anlatırken salonda bulunanların kendisinden şiir dinleme arzusunu hissetmiş olmalı ki Nevâî’nin,

Bahar boldu vü gül meyli kılmadı könlüm

Açıldı gonca ve lîkin açılmadı könlüm

beytiyle başlayan meşhur gazelini okudu ve ardından maalesef Türkçeden Türkçeye kısa bir tercüme yaptı!

Nevâî’nin şiirlerinde Türk ve Türklük kavramları

Panelin ikinci konuşmacısı Yrd. Doç. Dr. Nursel Özdarendeli idi. Özdarendeli, dinleyicilere, Nevâî’nin şiirlerinde Türk ve Türklük kavramlarını nasıl ele aldığı konusunda metinlere dayalı olarak bilgi verdi. Nevâî’nin milletinin dertleriyle dertlenen, toplumun değerleriyle çatışmayan gerçek bir aydın olduğunun altını çizdi. Özdarendeli’nin yaptığı bu aydın tanımı bugün özlenen ve aranan aydın tipinin de bir tanımıdır aslında. 15. asırda, millî kimliğin ifadesi olan Türk kelimesinin en çok Nevâî tarafından kullanıldığına dikkat çeken Özdarendeli, Türk kelimesinin “güçlü, kudretli, dik başlı, mağrur ve sevgili” anlamlarında kullanıldığını ifade etti. Böyle zengin bir kelime ve anlam dünyasına sahip olan Nevâî’nin, kelimenin tam anlamıyla bir “dilbilimci” olduğunu söyleyen Özdarendeli, referans olarak da onun Muhakemet-ül-Lügateyn adlı eserini gösterdi.

Nevâî toplumun hafızasına efsane ve anlatılarla kazınmış bir şahsiyettir

Panelin son konuşmacısı Yrd. Doç. Dr. A. Selma Sol, Türkistan coğrafyasında yaşayan insanlar arasında Nevâî’ye dair anlatılan efsanelere ve rivayetlere değindi. Şiirleriyle ve veciz ifadeleriyle halkın hafızasına kazınan Nevâî bir takım efsanelere konu edilerek yeniden şekillendirilmeye çalışılmıştır. Halkın Nevâî’ye bir olağanüstülük yükleme gayretlerinin sonucunda ortaya çıkan bu efsanelerden ve mucizelerden söz eden Sol, konuşmasını örneklerle zenginleştirdi. Sözgelimi, otuz yılda bir görülen kuyruklu yıldızın Nevâî’nin doğduğu gece de görüldüğü halk arasında konuşulmaktadır. Onlara göre bu gece doğan kişiler üstün feraset sahibi ve bilge kişilerdir. Ayrıca Sol, bugün bizim Nasreddin Hoca’ya atfederek anlattığımız bazı fıkraların benzerlerinin Nevâî’ye atfen anlatıldığını söyledi. Konuşması esnasında birkaç fıkrayı dinleyicilere anlatan Sol, panelin en renkli konuşmasını da yapmış oldu.

Ali Şîr Nevâî’ye dair yapılan bu konuşmaların ardından Uluslararası Öğrenciler Merkezi’nde Türkçe öğrenimi gören öğrenciler geleneksel kıyafetlerini giyerek Nevâî şiirleri okudular. Sonrasında ise dinleyiciler Türk halk kültürüne ait bir müzik aleti olan kopuz eşliğinde türküler söyledi. Bilim ve sanatla bütünleştirilen programın sonunda katılımcılara Özbek Pilavı ikram edildi.

 

İsmail Alperen Biçer yazdı

 

Güncelleme Tarihi: 04 Mart 2014, 15:05
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13