Aklı kalbinde mimarlar lazım!

Mimar ve Mühendisler Grubunun düzenlediği Şehirlerimizin Geleceği konulu sempozyumda idim.

Aklı kalbinde mimarlar lazım!

 

Bir dönem afiş topladım okulumun duvarlarından. Gidemediğim etkinliklerle doluydu artık odam. Bir süre sonra, ben de başka üniversitelerde yapılan etkinliklere dahi gidebilmeye başladım. Öncelikle bu hafta koşar adım gittiğim Mimarlık Fakültemde bir seminerle başladım şehre doymaya. Bir sonraki gün Yıldız Teknik Üniversitesi’nde, Dünya Şehircilik Günü dolayısı ile düzenlenen 7. Şehircilik Kongresine katıldım. ‘Herkes için kent, herkes için planlama: Akıllıca, adaletle, yeniden’ dediler ve en çok da adaletten bahsettiler. Ardından vefatının 150. yılı olması hasebiyle Sultan Abdülmecid ve döneminin anlatıldığı uluslararası sempozyuma katılma fırsatı buldum. Prof. Dr. Butrus Abu-Mennah; Şehircilik Sempozyum’unda savunulanın aksine ‘eşitlik adalet değildir’ dedi. Ve son olarak varlığından yeni haberdar olduğum Mimar ve Mühendisler grubunun ‘Şehirlerimizin geleceği, tehditler ve fırsatlar’ adlı sempozyumundaydım.Bedri Gencer

Medineden kente, medeniyetten  modern vahşete!

Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bedri Gencer, modern vatandaşlığın temellerinin atılışı ile ilgili, Tanzimat Fermanı’nda Müslümanların ve gayri-müslimlerin eşit olarak anıldığını belirtti. Ferman öncesinde aynı sokakta veya mahallede, farklı konut biriminde yaşamaktaydılar. Yani eşit değildiler. Devrimsel eşitlik için fermana, apartman tarzı evler yapılabileceği eklenmişti.

Ayrıca, ilk defa şehre medine diyen bir beyefendi ile karşı karşıyaydım. Semantik bapta medinenin kentten farklı oluşundan dem vuruyordu. Planlanmış şehir ve planlanmamış şehir yoktu. Medine, dinin altyapısını oluşturan bir mekanizmaydı. Her organizma gibi ruhu ve makul bir bedeni vardı. Modern kentse; sanayi devrimi sonrası çıkmış bir mekanizmaydı, ruhsuz ve bedensizdi. Kentin kimliksiz sokakları numaralarla adlanmışlardı, medine sokakları ise birer isme sahiptiler. Dini, kültürel ve kentsel dönüşüm bir aradaydı. Kent bize yabancıydı ve bizi de yaşam ve ölüme yabancılaştırıyordu. Topraktan uzaklaştıkça canileşiyorduk araştırmalara göre. Ve ölürken bile ayağımız yerden kesikti ranza sistem sayesinde.

Şehirler ve şehirciliğimizin geleceği

Bedri Bey’den sonra, dönüşüm varsa dönüştürülen de vardır dedi Mimar Mehmet İşci. Dönüştürme Allah’ın tasarrufundaydı aslında. Kalp bozulunca bozuluyordu beden İmam-ı Rabbani’ye göre. Ve İslam şehri; şehri kuran hâkim iradenin görünür olmadığı, kendiliğinden oluşmuş güzellikler manzumesiydi merhum Turgut Cansever’e göre.

Medeniyetlerin aynası kutlu şehirler

İBB Maltepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nazif Gürdoğan’a göre ise; o kadar güzel olmalıydı ki şehir; gül alınıp-satılan yerlere şehir diyebilmeliydik. Aklı başında değil, aklı kalbinde insanlar lazım üniversitelerimize, belediyelerimize, şehirlerimize... Kudüs’te bir caminin kitabesi için ‘Lailahe ilallah, İbrahim halilullah’ yazan neslin torunlarıydık biz. Kutlu olan, kutsal olan; sadece birilerine ait olmamalıydı. Bu arada, Muhammed Hamidullah Hocanın şehircilik anlayışını da öğrenmiş oldum. Ona göre şehirciliğin temeli Harem kültürüne dayanmaktaydı. Misal Üsküdar kutlu topraklar gibi, Harem gibi, Mekke gibi görülmeliydi evvela. Daha sonra kentsel dönüşüm yapılmalıydı. Eyüp’se geçmişte Medine-i Münevvere toprağı sayılmaktaydı. Şehirler medeniyetlerin somut görüntüsüydü. Sultanahmet’e yapılan ilk yapılar ağaçlardan kısaydı. Şimdi ise yapıların hepsi ağaçlardan uzun, hatta cami minareleri bile. Bedri Bey’in dediğine katılır biçimde Nazif Bey de topraktan uzaklaşanın Allah’tan, hayattan uzaklaştığını söyledi. Sezai Karakoç, Diriliş dergisi için olan sloganında ‘insanı öldürenin şehri öldürdüğü’nü ifade etmişti bizi hayretler içinde bırakarak. Mevlana’nın da dediği gibi; düne ait ne varsa dünde kalmıştı artık. Bugün yeni şeyler söylemek lazımdı. Söylediler, dinledik. Duyduk, işittik.

 

Fatma Betül Demirel yazdı

Yayın Tarihi: 20 Kasım 2011 Pazar 03:37 Güncelleme Tarihi: 20 Kasım 2011, 12:43
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Emel Öncel
Emel Öncel - 10 yıl Önce

Kaleminize yorumlarınıza ve yüreğinize saglık. Bu kadar guzel bir aktarın olabilesi ancak Aklı kalbinde olan arkadaşıma yürekten tebriklerimle...Umarım İstanbul yine bir Medine olacak!

banner26