Akif İnan Malatya'da dostları tarafından anıldı

Bugün sizlere, bir kültür adamı, şair, mütefekkir, mücadele ve dava adamı, kısaca adam gibi bir adam hakkında birkaç cümle yazmaya çalışacağım. Adam gibi adam dedim ya; işte o: Mehmet Akif İnan. Şakir Gönülce yazdı.

Akif İnan Malatya'da dostları tarafından anıldı

 

 

Bugün sizlere, bir kültür adamı, şair, mütefekkir, mücadele ve dava adamı, kısaca adam gibi bir adam hakkında birkaç cümle yazmaya çalışacağım. Adam gibi adam dedim ya; işte o: Mehmet Akif İnan...

6 Ocak 2000 tarihinde sevenlerinin gözyaşları arasında Hakk'a yürüdü bu güzel insan. Hakk'a yürürken de arkasında birçok kitap, koskoca bir sendika ve belki de en önemlisi bir dava ruhu, bir mücadele biçimi bıraktı, biz yeni nesillere...

4 Ocak Cumartesi günü Eğitim Bir Sen Malatya Şubesi, Mehmet Akif İnan'ın ölüm yıldönümü münasebetiyle bir anma programı düzenledi. Programın konuşmacısı Eğitim Bir Sen Genel Basın Yayın Sekreteri Hıdır Yıldırım'dı.

Hıdır Yıldırım M. Akif İnan'ı anlattı

Hıdır Yıldırım, Akif İnan'ın bilinmeyen çeşitli yönlerini anlattı. Bu dünyaya gelen milyarlarca insan vardır, çoğu da unutulup gitmiştir. Çok azını hatırlıyor ve anıyoruz. Bu anmaya çalıştığımız kişiler hangi nitelikleri taşıyor, bunlara bakmak lazım. Milletin safında yer tutmuş, milletin değerleriyle özdeşleşmiş, milletin değerlerinin yükseltilmesi yönünde faaliyet göstermiş bu insanlar arasında, hiç kuşkusuz Mehmet Akif İnan'da vardır.

“Akif İnan için düzenlenmiş çeşitli etkinliklerde, merhumun çeşitli yönleri üzerine anlatımlar yapılıyor fakat bu yönlerinden biri üzerinde yoğunlaşılarak, diğer yönleri genellikle ihmal ediliyor. Ben burada Akif İnan'ı farklı, bilinmeyen yönleriyle anlatmak istiyorum,” diyerek Akif İnan'ı anlatmaya başladı Hıdır Yıldırım...

Urfa'da, Maraşlı bir anne ve Urfalı bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Akif İnan, dindar bir ailenin çocuğuydu. O dönemin Urfa'sı düşünüldüğünde, nasıl bir çevrede büyüdüğü hakkında bizlere fikir verebilir. Lise son sınıfa kadar bu çevrenin havasını teneffüs etti. Lise son sınıfta, Maraş Lisesi’nde tanıştığı, sonraki yıllarda “Yedi Güzel Adam” olarak anılacak grubun arasında olması, Necip Fazıl Kısakürek ile tanışması, onunla birçok konferansa katılması, Üstad’ın fikirlerinden yararlanması, daha sonra Nuri Pakdil ile tanışması onunla birlikte yazması, yetişmesinde ve kimliğinin oluşmasında son derece önemlidir. İnsanı yetiştiren de çevre değil midir?

Maraş Lisesi'nde tanıştığı ve ölümüne kadar dost kaldığı arkadaşı Erdem Bayazıt, Akif İnan hakkında bakın neler söylüyor: “Bir medeni adam, dört başı mamur bir dava adamına yakışan bir kişilik ve üslubun sahibi. Ona baktıkça Ensar gelirdi aklıma. Sadakati Sıddık-ı Ekber'i, celaleti Ömer'i, şefkati Osman'ı, belagat ve hikmeti Ali'yi hatırlatırdı.”

Yine Erdem Bayazıt: “ Ağabeyimiz, bir er kişi, bir çömert kişi, bir derviş, sevdiklerini Allah için sever, düşmanlarına Allah için düşmanlık ederdi. Eli açık, sofrası açık, gönlü açıktı.” diyor bir başka yerde...

Tasavvuf eri Akif İnan

Hıdır Yıldırım, “değişik profiller sunarak onu anlamaya çalışalım” diyerek devam ediyor. O Allah yolunun yolcusuydu. Tasavvufun temel prensiplerinden biri Allah'a kavuşmak, O'nun cemalini görmektir. Aslında cennet bile değersizdir bütün bunların yanında. Tasavvufu Akif İnan'da hem söylem olarak, hem de fiili olarak görüyoruz. Siirt'in Baykan ilçesinin Arınç köyü menşeli bir tarikatın mensubudur Akif İnan. O, dünyevi beklentilerden arınmış ve tasavvufu bir yaşam biçimi olarak algılamış bir kimsedir.

Soyundum çileye dönmemesine, 
Bilendim ışıktan gözyaşlarıyla

mısralarında olduğu gibi, birçok şiirinde de tasavvufun izleri görülür.

Akif İnan, ölümünden kısa bir süre önce Arınç köyüne gitmiş ve ölen şeyhinin mezarını ziyaret etmiştir. Ayrıca yakın arkadaşlarına da tasavvuf konusunda tavsiyelerde bulunmuştur.

O bir namaz dostuydu

Hıdır Yıldırım, “Özellikle şunu belirtmek isterim ki, o bir namaz dostuydu” diyor. Manevi yönden de bir liderdi. Yakın çalışma arkadaşlarından Nurettin Sezen şöyle anlatıyor: “Abdestini alır, beyaz takkesini takar ve namazını kılardı. Sendikada kimse olmadığı zamanlarda, bütün liderlik vasıflarını geride bırakarak, ‘Nurettin Hocam, imamlığı sen yap!’ diye ileriyi işaret ederdi. Israrlarıma rağmen imamlık yapmazdı.”

Şair Akif İnan

Yayımlanan iki şiir kitabında sadece elli beş şiiri olması onun nitelikli şiir yazmak istemesindendir. “Şiire yoğunlaşarak yazıyordu,” diye ekliyor Hıdır Yıldırım. Yahya Kemal'in öldüğü zaman yayınlanmış bir şiir kitabı yoktu. Yine Ahmet Haşim'in ancak seksen civarında şiiri var. Ama bu iki şair, şiir dünyamızın en önemli isimlerinden. Önemli olan çok üretim yapmak değil, nitelikli ürün verebilmektir. Nuri Pakdil öncülüğünde kurulan Edebiyat Dergisi'nde yazmaya başladıktan sonra, yazdığı şiirlerini kitaplarında toplamıştır. Daha önce 1969 yılına kadar yazdığı bütün şiirlerini ise reddetmiştir, Akif İnan.

Rasim Özdenören, Akif İnan'ın şiirleri hakkında şu değerlendirmelerde bulunuyor: “Şiirinin en belirgin özelliği duygu ve düşünce tasarrufudur. Kelimeleri öylesine seçer ki; dil, anlam ve duygu bakımından seçilen kelimelerin oluşturduğu ilişki içinde tam bir bütünlük teşkil eder. Çok az sözle kişiyi büyük bir duygu ve düşünce çağrışımı ve akıntısı içerisinde bırakır. Bu özellik, çağdaş şairler içerisinde İnan'a özgü bir özelliktir. Bu özelliği ile Akif İnan, Yunus Emre'nin icaz sanatını günümüzde en verimli şekilde kullanan çağdaş bir şair olarak görülür.” diyerek bu güzel konuşmaya nokta koyuyor Hıdır Yıldırım.

Bir yazısında aynen şöyle diyordu Akif İnan:

“En büyük seferberlik, inancı yükseltme, inceltme, şümullendirme, şuurlandırıp şekillendirme seferberliğidir.”

 

Vur kazmayı dağa Ferhat, çoğu gitti azı kaldı.”

Mekânın cennet olsun...

 

Şakir Gönülce yazdı

Güncelleme Tarihi: 07 Ocak 2014, 11:25
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13