Aileyi ancak sevgi dili kurtarır

Ferhat Aslan Bursa Ensar Vakfı’nda yaptığı konuşmada “Bana göre sevgi, kişinin muhatabında uyandırdığı saygı ve değer hissidir. Sevgiyle aşkı karıştırmamak gerek. Sevgi dediğimiz şey, dizgini bizde olan, yönetilebilir bir duygudur.” diyor. Ahmet Serin’in etkinlik haberi.

Aileyi ancak sevgi dili kurtarır

Müslüman, iyi bir insan ve kaliteli bir toplum yetiştirme iddiasını biraz da yetiştirdiği çocuklar üzerinden dünyaya ilan eder.

Bu yüzden, Müslümanların yıkılmaması gereken en önemli kalelerinden biri de ailedir hiç kuşku yok ki. Aile, temiz bir nesil için en önemli kurum çünkü. Müslüman, kuracağı toplumun çekirdeğini ailede inşa eder önce.

Kabul, son zamanlarda bu kurum fena halde yara aldı. Fena hırpalandı. Ama biraz da insaflı düşünmek gerekirse, dünyada ne zaman bir milletin üstüne topyekûn bu kadar çullandılar ki? Müslümana, hayatta kalma çabasından başka yapacak ne düştü ki yıllardır? Her şeye rağmen, el yordamıyla da olsa kendimizi toparlamaya çalışıyoruz ümmet olarak.

Yiğit düştüğü yerden kalkar, derler. Yiğidin düştüğü yer bu topraklardı, biiznillah yine bu topraklardan kalkacak o yiğit.

Bu ülke, tüm kurumlarıyla buna hazır. Hiçbir şey ihmal edilmiyor. Hele de ailenin üzerine titreniyor. Nerede bir yanlış yapıldığı sorgulanıyor, bu yanlışı düzeltmenin hesapları yapılıyor.

En son, Bursa Ensar Vakfı’ndaAile İçi İletişimde Sevgi Dili” başlıklı bir seminerde konuşuldu aile konusu. Konuşmacı Ferhat Aslan, aile kurumunun inşasında sevginin önemini anlattı.

Nedir sahi sevgi denen şey?

Sözlerine kavramları tanımlayarak başlayan Ferhat Aslan, sevgiye dair “Üzerinde çokça söz söylenen sevginin ne olduğunu tanımlayarak söze başlayalım. Bana göre sevgi, kişinin muhatabında uyandırdığı saygı ve değer hissidir. Sevgiyle aşkı karıştırmamak gerek. Sevgi dediğimiz şey, dizgini bizde olan, yönetilebilir bir duygudur. Peygamberimiz (sas) ‘İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi tam sevmedikçe de iman etmiş sayılmazsınız.’ diyor. Bu hadisten ben, sevgi duygusunun yönetilebileceğini anlıyorum. Konuyu biraz daha açarsak güven, saygı, emniyet duygularının sevgiyi oluşturduğunu söyleyebiliriz. Tersinden bakalım: Bir ailede, eşler arasında güven ve saygı yoksa o evde sevgi de kaybolur. Sevgi ve saygının olmadığı bir ilişkide sevginin en fazla altı ay sürdüğü gözlenmiştir. Çünkü sevgi bir sonuçtur. Öyle zannedildiği gibi, bir başlangıç, bir neden değildir.” dedikten sonra konuyu evlilik kurumuna getirdi.

Evlilik bir uzun yoldur

Edebiyatımızdaki yol metaforunu evlilik için de kullanan Ferhat Aslan, “Evlilik, uzun bir yolculuk gibidir ve güzelliklerle olduğu kadar zorluklarla da doludur. Bu zorlu yolculukta sevdiğinizi ya sırtınızda taşırsınız ya da kalbinizde. Sırtınızda taşırsanız zamanla o ağırlık yapar ve her davranışı size batmaya başlar. O yüzden yeni evleneceklerin eş adaylarına karşı duygusallık hissetmelerini şart olarak görürüm ben. Bu duygusal yakınlık hissetme önemli olsa da tek şart değildir. Duygusallık olmadığı sürece zenginlik, güzellik, asalet gibi kriterleri yeterli görmüyorum ben şimdilik. Duygusallık olmalıdır çünkü evlilik dediğiniz şeyi iki kelimede söylersek; evlilik ‘sohbet etmektir’ deriz. Bunu ayetten anlıyorum ben. Allah, Havva’yı Âdem’den yarattık derken bunu sadece fiziksel olarak düşünmüyorum ben. Havva’nın, Âdem’in ruh ve duygu dünyasından yaratıldığını anlıyorum. Bunu niçin yaptığını da ‘Birbirinizi sakinleştiresiniz’ diye açıklamaktadır Allah. Sakinleştirme, sohbetle olur.” diyerek evliliğin, eşlerin sohbetiyle süslenmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplumda erkeklerin eşleriyle her şeyi paylaşmaması gerekir, şeklindeki algıyı da “Bazıları bana ‘Hocam, ben hiçbir sorunumu, sıkıntımı evle paylaşmıyorum’ diyor. Paylaşmak gerekir oysa. Bakın, Hazreti Peygamber kendisine ilk vahiy geldiğinde hiç kimseye değil, doğruca eşine gitti. Korktuğunu ona söyledi. Onun tesellisiyle avundu. Biz de sıkıntımızı eşimize söyleyeceğiz, onunla sohbet edip dertleşeceğiz. Farkındaysanız ona ‘eşim’ diyoruz. Eş, senin işin yaşayan demektir. Dolayısıyla dert ve sıkıntıları eşlerle paylaşmak gerekir.” sözleriyle eleştirdi Ferhat Aslan.

Ailenin harcı olan iki kavram

Güven ve saygının bir ailenin harcı olduğunu da “Saygı ve güven sevgiyi doğurur. Sevgi de sohbetle güzelleşir. Sohbetle güzelleşen sevginin sonucunda mutluluk elde edilir. Evinde eşiyle sohbeti güzelleştiremeyenler, birbirleri için yük olur. Yükler ise tarafları yorar. Eşlerin birinin diğerinin yorulmadığını, az iş yaptığını düşünmesi de ilişkiye zarar verir. Annenin çocuklarına bakması önemli, ciddi ve yorucu bir iştir. Kocanın bunu küçümsemesi yanlıştır. Keza bunun gibi kadının da kocası için aynı şeyi düşünmesi yanlıştır. Eşler burada birbirini anlamalı ve birbirleriyle konuşarak dertlerini azaltmalıdır. Ama bunların olması için de hep güven gerekir, saygı gerekir.” sözleriyle anlattı Ferhat Aslan.

Hangi durumda muhatabının kişiye güvenebileceğini bilmesinin önemli olduğuna değinen Ferhat Aslan, ne olursa olsun insanın kişiliğine zarar verilmemesi gerektiğini de “Peygamberimiz mümini tarif ederken ‘Elinden ve dilinden emin olunan kişi’ demektedir. İşte ben sevginin tarifini buradan çıkardım. Emin olunan kişi demek, güvenilen kişi demek değil midir? Peygamberimizin Peygamber olmadan önceki sıfatı da el-Emin değil miydi? Demek ki güven vermek gerekir. Peki, güven nedir? Güven, muhatapların birbirinden zarar görebileceği duygusu yaşamaması demektir. Bu zarar vermeyi sadece bedenle zarar görme olarak da anlamamak gerekir. Diliyle, kaşıyla, gözüyle zarar vermek de bir zarardır. Bazen dilin açtığı yara daha derin ve daha acıtıcı oluyor. ‘Keşke dövseydi de onları söylemeseydi’ cümlesini eşlerden çok duymuşuzdur. Yani insanın kişiliğine de zarar vermeyecek insan. Bundan da emin hissedecek insan kendini.” sözleriyle ve Peygamberimizin ‘emin’ sıfatına gönderme yaparak açıkladı.

Sevginin arkadaşı saygıdır

En az sevgi kadar önemli olan bir başka tutum olan saygıyı ve saygının aile için önemini de şu sözlerle anlattı Ferhat Aslan: “Sevgiyi ortaya çıkaran diğer faktör olan saygı üzerinde de biraz durmak gerekir. Muhatabına değerli olduğunu, insan ve kul olduğunu hissettirme duygusunu verebilmektir saygı. Yine iki tarafın da denk olduğunu hissettirmek gerekir saygının oluşması için. Burada bir iradenin diğer iradeye üstünlüğü değil, her iki tarafın da bağımsız iradesi olduğunu kabullenmedir saygı. Evlilikte de bunu şöyle okumak gerekir: ‘Ben hayat yolculuğuna yalnız devam edemedim, seni yanımda istedim.’ deyip bunu hissettirebilmek ve bunu hayatın her anında yaşayabilmektir.“

Çocuğun anne olmadan büyümesinin hiçbir bahaneyle açıklanamayacağını da “Çağımızda karı koca da çalışıyor. İkisi de aynı saatte evden çıkıyor ve çocuk başkasına bırakılıyor. Bugüne kadar gördüğüm çalışan çiftlerde hep huzursuzluğa şahit oldum. Ben karı kocanın çalışmasını tavsiye etmiyorum. Çalışmak zorunda kalınırsa da annenin devletin verdiği izin imkânlarını sonuna kadar kullanmasını öneririm. Ayrıca o çocuk da anne babadan uzak düşüyor. Pedagoji bilimi bunu kabul etmez.“ cümleleriyle kayda geçirdi konuşmacı.

Reisliğin otoriteyle ilgisi ne kadardır?

Reislik konusunun yanlış bilindiğini, aile reisliğinin ise son sözü söylemeyle değil, sorumluluk üstlenmeyle ilgili olduğunu da “Aile reisliği konusu var. İslam, aile reisliği konusunu babaya vermiştir. İnsanımız, reislik konusunu, her konuda söz sahibi olmak olarak anlıyor. Acaba gerçekten böyle mi? Elmalılı tefsirinde erkeğin aile reisi olduğu, evin efendisi olduğu yazılıyor. Ama hadis, ‘Sizin efendiniz, size hizmet edendir’ diyor. Yani evin reisi, evin hizmetini gören kişidir, diyor. Günümüzdeki sorunların birçoğu, erkeğin reislik kavramını yanlış anlamasından kaynaklanıyor. Reisliği eve hizmet etmek olarak anlamak yerine, dilediğini dilediği zaman yapmak olarak anlamaya devam etmek, sorun kaynağı olacaktır. Böyle düşünen bir ailede büyüyen çocuklar da bunu gördükçe aynı düşünceye sahip olacak ve onlar da evlendiklerinde benzer davranışları sergileyip sorunlu bir evlilik yaşayacaklardır. İşin doğrusu, her iki taraf arasında saygı ve güveni inşa ettikten sonra sorunları konuşarak paylaşmaktır. Bu yapılamadığında, erkeğin bilinçaltında ‘Ben reisim, dediğim olur!’ anlayışı oldukça o evlilik sorun yaşar. Toplumumuzda kadının gözünü korkutmak, onu şımartmamak şeklinde ifadesini bulan yanlış bir anlayış var. Bu anlayış, ailenin mutluluk ve huzuru için ortadan kalkmalıdır. Peygamberimizin hayatında böyle bir uygulamanın izine rastlayamıyoruz biz. Tam tersine, Peygamberimizin henüz on beş on altı yaşında olan sahabeler yanında, sahabe hanımlarla da meşveret ettiğini biliyoruz. Şimdi biz kalkıp da birine, ‘Sen hanımınla ve çocuklarınla her türlü konuyu konuşacaksın’ desek hemen bize itiraz eder. Ama bunu yapan Peygamberimiz… Siz neden yapmayacaksınız ki? Hele bir de ‘Kızını dövmeyen, dizini döver’ diye bir söz var ki… Bu sözü nereye koyacağız?” şeklindeki sözlerle açıkladı Ferhat Aslan.

Aileyi ne kurtarır?

Son olarak da sevgi dilinin önce aileyi, daha sonra da toplumu kurtaracağını “Soyut anlamıyla sevgi, çok güzel bir kavram. Ama sevgiyi hayata aktarabilmek zordur. Bunu hem saygıyı hem de güveni sağlayarak yapmak zorundayız. Bir de sevdiğimiz bir hata yaptığında ne yapacağız? İşte aslında en kritik noktalardan biri de budur. Sevdiğimizin yanlışını düzeltmek istersek bazen onu kaybediyoruz. Ona yakıştıramadığımız yanlışları yaptığında, onun iyi olması adına onu bazen sözle ve bazen de fiili olarak hırpalıyoruz. İşte çocuğu kaybettiğimiz nokta da burası. Sevdiğimizi, çocuğumuzu, eşimizi işte tam bu aşamada kaybediyoruz. Bazen onda davranış bozukluğuna yol açıyor bizim bu yanlışımız bazen de onun bilinçaltında kötülük birikmesine yol açıyor. Oysa nebevi metot, yanlışlıkların tatlı dille düzeltilmesi yoluna gitmektir. Bunu bütün peygamberler bu şekilde uygulamıştır. Bir düşünün, Peygamberimiz bu metodu uygulamasaydı yirmi üç yılda İslam ümmetini ortaya çıkarabilir miydi? Onun ümmeti olarak biz, en başta ailemiz olmak üzere herkese sevgi ve şefkatle yaklaşmak zorundayız. İnsanı kazanmak, ailemizde huzurlu ve mutlu olmak için bunu yapmalıyız.” sözleriyle açıklayan Ferhat Aslan, kendisine yöneltilen soruları yanıtladıktan sonra sohbetine son verdi.

Ahmet Serin

Güncelleme Tarihi: 12 Aralık 2018, 01:46
YORUM EKLE
YORUMLAR
Aydan Yıldız Güneş
Aydan Yıldız Güneş - 3 ay Önce

Hüseyin Akın Bey Dergiler adına yazdığınız yazıyı çok beğendim. Hem güldüm hem de akıl aldım, çok teşekkürler bu güzel yorum için, bende güvenli bir dergi araştırıyorum. Yeni yazarım ilk kitabım Tutunmak kitapçılarda mevcut. Şiir ve yorumlar, makale, eleştiri. yazılar yazmak babında dergi arıyorum. bu konuda bilgilerinizden faydalanmak isterim teşekkürler.

banner19

banner13