Ahlak niyetle mayalanır, eylemle ortaya çıkar

Prof. Dr. Hüseyin Sarıoğlu, Bursa’da “İnsan Olma Bilinci ve Ahlak” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi..

Ahlak niyetle mayalanır, eylemle ortaya çıkar

 

Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin Cuma Meclisi’nde ezber bozan bir sohbet vardı 19 Nisan gecesi. Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Sarıoğlu, “İnsan Olma Bilinci ve Ahlak” başlığı altında, kelimenin tam anlamıyla bir beyin fırtınası yaşattı dinleyenlere.

Konu insan ve ahlak olunca, herkesin söyleyecek sözü var elbette. İnsan ve ahlak konusu, insanın varoluşundan beri en temel felsefî sorunlardan biri. Bu soruna her inancın, her düşüncenin, her ideolojinin farklı yanıtları var. Hatta aynı inanç sistemi içinde de buna farklı yanıtlar var. Ama bir de sözü farklı söylemek, değişik bakmak var. Prof. Dr. Hüseyin Sarıoğlu, olaylara ve kavramlara farklı bakanlardan biri. Gece boyunca ilgiyi diri tutup interaktif bir sohbet tarzını benimseyen Prof. Dr. Hüseyin Sarıoğlu’nun sohbetinden tadımlık notlar aldık.

Herkesin gündeminde ahlak var ama…

Prof. Dr. Hüseyin Sarıoğlu, ahlakın herkesin gündeminde olmasına, herkesin ahlakla ilgili bir şeyler söylemesine rağmen, hâlâ ‘ahlak’ diye bir sorunumuz olduğuna dikkat çekerek konuyla ilgili şunları söyledi: “Gündemimizde sürekli olarak ahlak konusu var. Durmadan ahlaktan bahsediyor, bunun eğitimini veriyoruz. Ama dönüp baktığımızda, yine de ahlak diye bir sorunumuzun olduğunu görüyoruz. Bu sorunu çözebilmek için önce kavramları tanımalıyız.”

Bu kısa girişten sonra Prof. Dr. Hüseyin Sarıoğlu, “İnsan kimdir? İnsan nasıl bir varlıktır?” sorusuna cevap aradı. İşte Hoca’nın soruya yanıtları: “Ahlak, bilinçli, iradeli, kasta dayalı davranışlarla ilgilidir. Bu yüzden ahlak, insana özgü bir şeydir. Ahlakî olanı anlamak için önce insanı anlamak lazım. İnsan için herkes birçok şey söyleyebilir. Bana göre ise insan, en aciz varlıktır. Acizdir çünkü başkasına muhtaçtır. Bunun yanında insan, çelişkiler yumağıdır aynı zamanda. Birbirine zıt duyguları bünyesinde taşıyan bir varlıktır. Bir zamanlar uğruna ölecek kadar sevdiği bir varlığı, kısa süre sonra öldürmek isteyecek kadar nefret edebilir mesela.

Bunun yanında insan, içinde bulunduğu şartlara çok çabuk uyum sağlayan bir varlıktır. Benmerkezcidir ve çıkarcıdır. Normal şartlarda özgürlüğüne düşkündür ve öğütten hoşlanmaz ama çıkarı söz konusu olduğunda, emir altına girer. Ama tüm bunlarla birlikte, kainatın en şereflisi olan varlık olarak insan var. Bu kadar çelişkiye boğulmuş olan insan, aynı zamanda huzur, ahenk ve mutluluk da ister.”Hüseyin Sarıoğlu

Akıl, bağ demektir

Peki, insan bu mutluluğu nasıl yakalar, bu iç huzurunu nasıl sağlar? Prof. Dr. Hüseyin Sarıoğlu, şöyle açıkladı bunu: “İnsan bunu bazı değerlerle sağlayabilir ancak. Bu değerler hukuk, töre, din, gelenekler, ahlak kuralları olarak sıralanabilir. ‘Değerlerimiz’ dediğimiz şey de, çevremizle ve başkalarıyla kurduğumuz ilişki, münasebet, düzen ve bunların bir bütünlük içinde olmasından doğar. Görüldüğü gibi insan çelişkiler içinde bir varlık, bencil bir varlık ama aynı zamanda huzurlu ve mutlu da olmak istiyor. Hem de bunu başkalarıyla münasebet içindeyken yapmak istiyor. Bu, zor bir iş. Bunun için insana bir bağ gerek. İşte o bağ da insanda var: Akıl. Akıl zaten kelime anlamı olarak da bağ demektir. İnsan, bir şeyi anlamlandırmak istediğinde onu akıl sayesinde bir şeyle ilişkilendirir. Bu sayede, kendi başına bir hiç olan insan, bir ilişkiler yumağının parçası olur ve bir şeye nispetle anlam kazanır. Bu ilişkilerden bazılarını insan kendi seçerken bazılarını kendi seçemez. Mesela ailesinin kim olacağına insan karar veremez.”

Ahlak ise, niyetle mayalanır, eylem ve sonuçla ortaya çıkar

Prof. Dr. Hüseyin Sarıoğlu, gerçekten de olay ve kavramlara farklı bakıyordu. İnsanın ahlak, hukuk ve dinle ilişkisini açıklarken de, ahlakın insanın özünde/içinde olan bir şey olduğunu, hukuk ve dinin ise insana dışarıdan vazedildiğini söyleyerek konuyu şu şekilde açtı: “Hukuk ve din insanın isteklerini, bozguncu yanını kontrol altına alan değerlerdir.  Hukuk ve din, insanın dışında olan değerlerdir ama ahlak, dışta olan değil, insanın içinde olan bir değerdir.

Bunları biraz daha açmaya çalışalım: İnsana baktığımızda, onun her eylemi bir ihtiyacı gidermeye yöneliktir. Bu yönelim anında insan, birçok seçenekle karşı karşıyadır. Bir seçim yapıp bir eylem belirler. Bu sürecin üç unsuru vardır: Niyet, eylem ve sonuç.  Hukuk sonuca bakarken din ise niyet ve eyleme bakar. Ahlak ise, niyetle mayalanır, eylem ve sonuçla ortaya çıkar. Ahlak, kişinin içinde olan bir şeydir. Şu denebilir: Hukuk ve din, dıştan ahlak; ahlak ise, içten hukuk ve dindir.”

Hüseyin SarıoğluNiyet nasıl şekillenir?

Prof. Dr. Hüseyin Sarıoğlu, her işin başı olan niyetin ne olduğunu sorgulamaya başladı bu kez de. Çünkü insan bir şeye başlarken önce ona niyetleniyordu ve eylemin itici gücü de niyetti. Peki, neydi niyet? Bunu şöyle açıkladı Prof. Dr. Hüseyin Sarıoğlu: “Niyet, insanın yapacağı bir davranışın temelinde yatan belirleyici etkendir. Niyet şekillenirken genetik özelliklerden çevreye, kültürden sosyal çevreye kadar birçok şey devreye girer. Ama gerçekleştireceğimiz niyetin de ahlakımıza uyması gerekir. Ahlak bireysel bir şeydir. Peki, ahlakın temeli nedir? Ahlakın temeli de bilgidir, yani hikmet ve irfan denilen şeydir. Bilgi, ahlakı şekillendirir.”

Yarara yönlendiren iman

İnsanın birçok şeyi bilmesinin, birçok şeyi yapacağı anlamına gelmediğini söyleyen Prof. Dr. Hüseyin Sarıoğlu, yapma-akıl-iman arasındaki ilişkiyi şöyle açıklayarak sözlerine son verdi: “İnsan, birçok şeyi bilir ama sadece yararına inandığı şeyleri yapar. ‘Yararına inandığı’ dedik. Kısacası, inandığı şeyi yapar insan. İnanma ise bize öğretilen bir şeydir. Neye, nasıl inanmamız gerektiğini ise bize öğreten dindir. İnsan ancak inanarak bir şeyden emin olur. Dini inancı olmayan kişi, hiçbir şeyden emin olamaz. Duygularımız, bizim isteklerimizdir. Akıl ise, bir bağ olduğu için bizim frenimizdir. İnsanın aklı, duygularının bir adım önünde olmalıdır. İşte iman, akıl ile duygunun evlenmesinden doğar. Eğer duygular akla galebe çalarsa, o zaman bizim hurafeler dediğimiz şey ortaya çıkar.

Sonuç olarak ahlak, değer, ilke ve kuralları benimseme becerisidir. Aynı zamanda ahlak, toplumsal yansımaları da olan bireysel ve bilinçli davranışlardır. Kısacası ahlak, bireyin kendisini yönetme, insan kılma ve insan olma bilincidir.”

 

Ahmet Serin notlarını aktardı

Güncelleme Tarihi: 20 Nisan 2013, 12:34
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13