banner17

Ağabey kelimesi en çok Gemuhluoğlu'na yakışırdı

'Fethi Gemuhluoğlu Dostluk Günleri' kapsamında düzenlenen oturumların ilkinde Hüseyin Akın, Hasanali Yıldırım, Hüseyin Algül ve Alaattin Büyükkaya konuştu. Sadullah yıldız etkinlikten notlarını aktarıyor.

Ağabey kelimesi en çok Gemuhluoğlu'na yakışırdı

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi, “Fethi Gemuhluoğlu Dostluk Günleri” kapsamında, adı anıldığında herkesin aklına dostluğun geldiği gönül insanını yâd eden iki günlük bir programlar dizisi tertip etti. Cuma günkü ilk oturumun başkanı Hüseyin Akın, konuşmacılar ise Hasanali Yıldırım, Hüseyin Algül ve Alaattin Büyükkaya’ydı.

Onu anlatan hemen herkesin ortak kanaati odur ki sohbet ve muhabbetin, varlığıyla güçlü şekilde nefes aldığı son insanlardan biriymiş Gemuhluoğlu. Dost olmak ve kalabilmek üzerine, uzmanlığını gösterebileceği kadar yetenekli ve güler yüzlü bir muhabbet fedaisiymiş. Çoğu zaman, anlatıcılarının da yüzeyselliğe esaretinden dolayı tipik ve işe yaramaz bir hümanistmiş gibi algılarlar Fethi Bey'i. Böyle coşkun ve uzun uzun dostluktan bahseden bir insanın eleğinin oldukça geniş aralıkları olduğu kanaati oluşuyor zihinde, bu normal biraz da. TYB’nin organizasyonu, Fethi Gemuhluoğlu hakkında cevaplanmak istenen soruların boşlukta kalmaya devam etmemesi için fena bir fırsat değildi.

Ne söylenirken ne de kâğıt üzerinde durduğunda olağanüstü bir izlenim bırakmayan işlerle bunca gönlü kazanmış Fethi Gemuhluoğlu: Sohbet etmek mesela. Hüseyin Akın, bugün liseler-üniversitelerdeki gençlerin, tatmaları elzem olan sohbet nimetinden mahrum oluşlarını büyük ve önemli bir eksiklik diye zikrediyor. Sohbetin içeriği şöyle dursun, bizatihi varlığı değerli bir şey; elbette eksikliği de değeri oranında noksanlığa sebep olacak insanda.

Ağabey” kavramını hakkıyla doldurdu Gemuhluoğlu

Sohbet denen o an'lar bütününün” iyi bir müdavimi olan Fethi bey için şair Hüseyin Akın şöyle diyor: “‘Bediüzzaman’ın Said Nursi’ye, ‘usta’nın Nuri Pakdil’e, ‘üstad’ın Necip Fazıl’a yakıştığı gibi ‘ağabey’ vasfı ve sıfatını da ona yakıştırmak gerek. Bugün için deforme olmuş ‘ağabeylik’ kavramının içini yayıla yayıla doldurabilmesinin yanı sıra o, Anadolu’dan gelen ve kent hayatına adapte olması başlı başına problem olacak gençlere bu geçiş aşamasını da kolaylaştıran biriymiş. Burs verip bırakmazmış onları. Akın, bu bakımdan ‘ağabey’i, onun beslenme kaynaklarından tasavvuf yönünü ele alarak da konuşmanın gerekliliğinden söz etti.

Fethi Gemuhluoğlu’nun alışılmış olandan uzun bir selamlaması varmış bir de. Bu kadar çok selamlamadan sonra muhabbet konusu açmakta da epey mahir olduğu kestirilebilir: “Evveli, ahiri, zahiri, batını selamlarım. El-Evvelü Allah, el-Âhiru Allah, ez-Zahiru Allah, el-Batınu Allah… Sahibi selamlarım, sahib-i hakikiyi selamlarım. Sağımı, solumu, önümü, ardımı selamlarım. Levlâke sırrının mazharını selamlarım. Validesini, Hadice validemi, Fatıma validemi selamlarım. Cihar-ı yâr-ı güzini selamlarım. Erkân-ı erbaayı, Selman’ı, Mikdad’ı, Ammar’ı, Ebu Zer’i selamlarım. İmameyn-i muhteremeyni selamlarım…”

Gerçi Hüseyin Algül hoca, bu uzun ve pek çok makama matuf selamlamanın aslında bitmediğini söylüyor. Hak Teâlâ, Peygamber’imiz, ashab-ı kiram ve kibar-ı müslimine gönderdiği selamlarına temiz niyetiyle ve coşkunca devam edecekken “acaba bunda nefis araya girer mi” diye çekinip selamları daha da uzatıp tekrar etmediğini söylemiş Fethi bey. Selam hakkındaki uzun ve ısrarlı tavırlarına da Peygamber’imizin Mekke’ye girdiği hür ortamdaki ilk emrinin “selamı yayınız” cümlesi oluşunu örnek gösterirmiş.

Hasanali Yıldırım, diğer konuşmacıların da dediği bir şeyi dedi başlarken: “Gemuhluoğlu hakkında konuşmak zor.” Bunu niye ezberlemiş gibi herkesin tekrar ettiğine şöyle bir izah buldum. Yeterince rasyonel biri değildi anladığım kadarıyla. Rasyonel olmayan, gönül frekansından konuşan birini elimizle alıp tartıya koymak güç olduğundan dolayıydı galiba bütün bu ısrarlı “zor…” beyanatları.

Dostluk Üzerine'nin sihri

Fethi Bey'in adının dostlukla bütünleşmiş ve meczolmuş hâlde hatırlanmasının onun adına ama daha ötesinde, bir insanın böylesi zor bir görevi şahsında başarabilmesi bakımından harikulade olduğunu söyledi Yıldırım. Onunla ilgili duyacağımız cümleler tekrara düşüyor olsa da dinlememizi salık verdi ve “bir şeyleri tekrar tekrar dinlemenin sihrinden uzaklaştığımızı” söyledi: “Benim anlattıklarım tekrar duyduğunuz şeyler olabilir ya da benden sonraki konuşmacılardan dinledikleriniz. Lütfen tekrar diye burun kıvırmayın.”

Tekrar demişken; Gemuhluoğlu’nun 53 yaşında yaptığı ve onu tabir caizse meşhur eden dostluk üzerine nutkunu, oldukça basit bir metin olmasına karşın her yeniden okuyuşta daha derinine dalınacak, büyülüymüşçesine ve hep tekrar farkına vardığı ve hususiyetlerini yavaşça keşfettiği bir okuma parçası olarak vasfetti Hasan Bey. Bunu açıklarken, “insan zihninin ulaşabildiği ilginç merhalelerden olan” minimalizmi zikredebileceğimizi söyledi Yıldırım ve “Dostluk Üzerine”nin, kendisi üzerinde minimalist bir senfoni etkisi bıraktığından söz etti: “Parçanın başındayken dinleyip sonra bir ara dışarı çıkıp gelseniz çalan yer aynı sanırsınız ama değildir.” Bir de basitlik var: Bu bana aşina, bunu ben de söyleyebilirim hissi uyandıran ancak söylenmesi o kadar da kolay olmayan bir metin diyor “Dostluk Üzerine” için.

Nitekim “bir anlık o gafletimden sıyrılıp yeniden baktığımda” diyor, “hayır! Ben bunu söyleyemezdim! Söyleyebilirim sandığım o hakikat, başka şeylere de gebeymiş… Lütfen iki gün sonra bu metni bir de bu açıdan tekrar okumaya çalışınız.”

 

Sadullah Yıldız olay yerinden bildirdi

Güncelleme Tarihi: 21 Kasım 2015, 12:14
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20