Acının kaynağını gerçek yerinde aradı

Zarifoğlunu en yakın dostlarından biri Kurtuba'da anlatacaktı. Kader-i İlahi başka türlü tecelli etti.

Acının kaynağını gerçek yerinde aradı

Çocukluğumda masallarını, hikayelerini, şiirlerini okuduğum adam hakkında pek fazla şey bilmediğimi; sadece çocuklar için eser yazmadığını, bir de masallarını 35-40 yaşındaki çocuklar için de yazdığını öğrendiğim zaman farketmiştim. Çeşitli kaynaklardan edindiğim bilgiler yavan kalıyordu. Hep bir şeyler eksikti yazılanlarda. Bunu düşünmeyi bile unuturken bir etkinlik daveti tekrar hatırlattı bu merakımı hem de bu sefer o ruhu, o eksiklikleri tamamlayabileceğim bir etkinlik vardı. ''Rasim Özdenören, Yakın Dostu Cahit Zarifoğlu'nu Anlatıyor!''du.  Cahit Zarifoğlu'nun da içinde bulunduğu 7 güzel adamın yaşayan son temsilcisi Kurtuba'da yakın dostunu anlatacaktı. Yakınlıklarını Zarifoğlu'nun vefatından sonra yapılan röportajda “Cahit, İstanbul'a gittiği zaman bir kolumuz kırılmıştı, vefat edince kolsuz kaldık.” diye anlatan bir başka güzel insandan Zarifoğlu’nu dinleyecektik.

Rasim Ağabey’den kötü haberRasim Özdenören

Hayallerim telefonuma gelen bir mesajla yıkıldı. Rasim Ağabey rahatsızlanmıştı, gelemiyordu. Rasim Özdenören'in rahatsızlandığına mı üzülsem yoksa onun ağzından Zarifoğlu'nu dinleyemeyeceğime mi bilemedim. Yine de Zarifoğlu hakkında ne öğrensem kârdır diyerek vardım Kurtuba’ya. İçeri girer girmez selam bile vermeden Rasim Özdenören'in gelip gelmeyeceğini sordum. Rahatsız olduğunu tekrar üzüntüyle öğrendikten sonra kimin geleceğini sormak aklıma gelmeden Kurtuba'nın iç kısımlarına doğru ilerledim. Ardından yerine gelecek kişiyi sormayı akıl ettim. Sıtkı Caney'in geleceğini söylediler.

Sıtkı Caney’den Zarifoğlu

Sıtkı Caney'in kısa giriş konuşmasının ardından TRT'nin yaptırdığı Cahit Zarifoğlu belgeselinin bir kısmı izlendi. Ardından Sıtkı Caney, Cahit Zarifoğlu ile hiç karşılaşmamış olmasına rağmen onca mektubun hatırına hatıralarını anlattı.

Arka sıralardan biri fırlayıverdi

Sıtkı Caney’in  yorgun düştüğünü düşünüyordum ki arkalardan muhtemelen benim gibi düşünen birisi fırlayıverdi ve:

'Sıtkı ağabey sen yoruldun herhalde, geç iki dakika dinlen de ben iki kelam edeyim.' mealinde sözleri ile bir anda Sıtkı Caney'in yanında bitiverdi. Ve Zarifoğlu’nu anlattı:

“Tabi erken bir ölüm var. Sıtkı Ağabeyin de dediği gibi bu erken ölümün onu şöhret etmiş gibi bir algı yok tabi ki de. Öyle bir şey yok, çünkü Hacettepe'de bir sürü prematüre yani daha doğmadan ölen çocuk var.”

“Cahit Zarifoğlu bir fukaralıktır, fakirliktir, yoksulluktur. Cahit Zarifoğlu olmak şiirini zirveye getirmiş ama yarıda kalmış bir adam olmaktır.”

“Cahit Zarifoğlu 1940 doğumlu olduğuna göre 60 darbesini  görüyor, otuz yaşlarında 70'li yıllarda zır terörün ortasında hiçbir slogan atmadan şiir yazmış bir adam. Bu çok zor bir durum ya. Mesela Mavi Marmara çatışmaya girdi diye ben 18 ay susmadım. Bu böyledir yani yaşadığımız çağda bir şey olur ve siz bazen akıllıca bazen delice bir şeyler yaparsınız. Böyle zamanlarda insanın kabuğuna çekilerek lale devrini yaşaması zor bir durumdur. Türkiye'de terör var, Türkiye'de insanlar birbirini yiyor. Cahit ağabey 'Afganistan' diyor. Bu bugün bizim istediğimiz şey. Yani acının kaynağını burada Ankara’da Kızılcahamam'da aramayan bir adam!” (Özellikle dikkatimizi çekiyor bu cümleye ortaya fırlayan adam.)

Cahit ZarifoğluÇocuk kitabı yazmak zor!

“Bu kadar fukara bir insanın yeryüzünde en zengin sembolleri bulması -şiir alanında- bu da çok dikkat çekicidir. Çocuk tarafını zaten anlatmaya gerek yok. Bir sürü çocuk kitabı yazmıştır ki çocuk kitabı yazmak hakikaten zordur, ben de denedim birkaç kere. Önce kafayı yiyeceksin, şizofren olacaksın. Çünkü 5-6 yaşına iniyorsun. 40 yaşından ve bir çocuk gibi düşüneceksin bu mümkün değil. O deliliği atlattıktan sonra iki saat normal adam olup yazacaksın onu.”

“Cahit Zarifoğlu aslında şiirinde bir şeyleri resmeder. Yetenekli bir ressam olsa, bu şiirleri okuyup etkilense iyi resimler yapabilir.”  

“Tam da Cahit abiye yakışır bir şekilde dünyanın inceliklerini görebilmiş, fukaralıklarını yaşamış ama gömleğini de yırtmamış, ilmin bilginin hikmetin yükünü çekebilmiş Cahit ağabey. Cahit Zarifoğlu bana göre şöyle bir fotoğraf:  Mangalın ortasında, bir adam, gık demeden ateşin içinde oturuyor, bununla da kalmıyor közler düştüğü zaman tekrar omuzlarına alıyor ve gık demiyor. Çok isterdim böyle bir adam olmayı ama o olgunluk yok. Cahit ağabeyde o olgunluk var.”

Kimdi bu adam?!

Tahmin ettiniz mi bilmem ama bu sözlerin sahibi Bülent Akyürek. Konuşmasından sonra aynı geldiği gibi bir anda gitmiş Bülent Akyürek. Sonradan fark ettik. 

Sözü tekrar eline alan Sıtkı Caney, Cahit Zarifoğlu'nun Güzelcin şiirini okuyup programı bitirirken benim de aklıma gelen şu sözler sanırım yazının sonunu getirecek. -Yabancı bir şarkıyı anlamadan seversin de sonradan sözlerini öğrenip daha da bir bağlanırsın o şarkıya. İşte Cahit Zarifoğlu'nun şiirleri de aynen böyle. Onun dilini bilmeyen birisi için anlaması zor olsa da, hatta anlamasak da içimizde o garip duyguların kıpırdanmasına sebep oluyor.

 

 

Y. Talha Öztürk Rasim Ağabey’e şifa diledi

Yayın Tarihi: 08 Haziran 2011 Çarşamba 11:23 Güncelleme Tarihi: 10 Haziran 2011, 17:31
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
RASİM ÖZDENÖREN
RASİM ÖZDENÖREN - 10 yıl Önce

kurtuba kafe'nin bu ikinci daveti söz verip de icabet edemediğim.
cahit'le ilgili olan bu ikincisine sayfalar dolusu notlar alarak hazırlanmıştım. son âna değin bir mucizeyle iyileşeceğimi düşünüp ilgili arkadaşlara haber vermekten kaçındım. ancak saat 13 sularında umudum boşa çıkınca haber verme sorumluluğu boğazıma yapıştı. haber vermeliydim ki, belki başka arkadaşlar programı ikmal ederdi.evet, sağolsun sıtkı caney ve bülent akyürek kardeşlerim yerimi fazlasıyla doldurmuşlar.

RASİM ÖZDENÖREN
RASİM ÖZDENÖREN - 10 yıl Önce

onlara minnettarım.cahitle ilgili bizim konuşmayı inşallah başka bir gün yerine getiririz. şiddetli bir soğuk algınlığı kapmışız.arkadaşlar kurtuba kafe'de cahit zarifoğlu sohbeti için orada toplanmaya başladığı sırada, ben evde doktorumun muayenesindeydim.hastalık denetim altına alındı.bana şifa dileyen,dua eden bütün dostlara dünyabizim aracılığıyla şükranlarımı sunuyorum.sukutu hayale uğrattığım doslardan da ayrıca helallik istiyorum. selam, dua, dua, dua...

Nurullah ÖZTÜRK
Nurullah ÖZTÜRK - 10 yıl Önce

Cahit Zarifoğlu (mekanı cennet olsun) ve Rasim Özdenören ağabeyler, Mavera Dergisinin en önemli kalemleri idi. Mavera, bu coğrafyada çok müstesna bir dergi idi. Hazır, derginin mimarlarından Rasim abi, Ersin (Gürdoğan) hoca ve bir kaç isim hayatta iken, o dergiyi çıkaran ruhu bir kayda geçirip sonra da tekrar hayata geçirmenin yollarını aramalı. Bu vesileyle, Rasim abiye acil şifalar, Cahit abi'ye Allah'tan Cennette Resule arkadaşlık niyaz ederim.

sny
sny - 10 yıl Önce

devamında kalamadığım için üzüldüğüm programın geri kalanını burada okuyunca ikiye katlandı üzüntüm Sıtkı Caney'li dakikaların hoşluğundan zor ayrılmışken bir de Bülent Akyürek'i duymak kötü oldu gerçekten...

banner26