banner17

Abdullah Gül tiyatrodan sorumlu müdürdü

İslamcıları her zaman hayırla hatırlamamız gerektiğini düşündüğümüz için Mehmet Güney Ağabey’i de hürmetle dinledik.

Abdullah Gül tiyatrodan sorumlu müdürdü

 

Müslümanların preslendiği dönemlerde kendilerine İslamcı adını verdiğimiz bazı ağabeylerimiz taşın altına elini koymuş ve ciddi anlamda riskler almışlardı. Cumhuriyet dönemi İslamcıları davaları uğrunda nasıl bedel ödemişlerse, ondan sonra gelen İslamcılar da bu bedeli ödemeye devam etmişti. Bugün Müslümanlar adına bir şeylere seviniyorsak bunda o dönem ödenen bedellerin katkısı büyüktür.

İmana karşı açılan savaşa mukAğabeyl, Müslümanlar da diriliş neslini yetiştirebilmek için bazı kurumlar oluşturmuşlardı. Bu kurumların en başında Milli Türk Talebe Birliği geliyordu. Daha sonra ise Akıncılar adlı bir dernek kurulmuş ve kısa sürede yurt çapında teşkilatlanmıştı.

’80 darbesinden sonra uzun yıllar yurt dışında kaldı Mehmet GüneyMehmet Güney

1970’li yılların ortalarında kurulan Akıncılar Derneği’nin son genel başkanı Mehmet Güney Ağabeyimiz de davası uğrunda ağır bedeller ödeyen bir büyüğümüzdür. Kendisi 1980 darbesinden sonra yurttan ayrılmış, 1989’a kadar yurt dışında çileli bir kaçak hayatı yaşamıştır.

Burada bir parantez açalım ve Mekke dönemi Müslümanlarını şöyle bir hatırlayalım. Özellikle Müslümanların kırkıncısı Hz. Ömer’i hayırla yâd edelim. Hatırlarsanız Hz. Ömer’in Müslüman olmasıyla gizli davet dönemi kapanmış ve davet artık açıktan yapılmaya başlanmıştır. İlk defa Kâbe’ye ibadet maksadıyla Hz. Ömer Müslüman olduktan sonra gidilmiştir. Bunu şunun için hatırlattık: İslamî mücadelede Hz. Ömer gibi kılıcı keskin yiğitlerin önemli bir misyonu olmuştur. Şimdi parantezi kapatıp devam edelim.

Cumhuriyet sonrasında İslamcıların içinde de çeşitli misyonları üstlenen büyüklerimiz oldu. Kimisi entelektüel bir mücadele verdi, okudu, yazdı; kimisi de Müslümanlara düşmanlık edenlere karşı bilekleriyle ve yürekleriyle korku saldı. Yani Hz. Ömer misyonunu üstlenen kahraman Ağabeylerimiz Akıncılar ve Metin Yükselhep oldu. İçlerinden bazı nasipli olanlar da Sedat Yenigün ve Metin Yüksel gibi serden geçerek makamların en yücesi olan şehitlik makamına yükseldi.

Attığımız taş ürküttüğümüz kurbağaya değmeli

Geçtiğimiz günlerde Birlik Vakfı’nda bir çile ve mücadele adamı olan Mehmet Güney Ağabeyimizi dinlemeye gittim. Mehmet Güney, altmış yaşında olmasına rağmen karizmasından hiçbir şey kaybetmemişti. İçinde taşıdığı mücadele ruhunu da aynen muhafaza etmişti.

Mehmet Güney Ağabey konuşmasına şöyle başladı: “1920’lerde imparatorluktan cumhuriyete geçiş sürecindeki bir redd-i mirasın getirdiği sıkıntıları yaşayan bir nesil olarak çok bedel ödedik. Ama bunun hâsılasının da çıktığını düşünüyorum. Evet, biz bunun sıkıntılarını yaşadık ama her şey aslına dönüyor.” Ardından dinleyicilere şöyle bir mesaj verdi: “Uğruna ölünecek bir şey varsa ölümden de korkmayalım. Attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değsin.”

Hem okumak hem de günde üç kere kavga etmek zordu

Mehmet Güney, Yıldız Teknik Üniversitesinde okumuş, mühendislik fakültesini bitirmiş ama diplomasını almak kırk yıl sonra nasip olmuş. Seksenlerin başından beri çile dolduran Güney, yıllar önce hak ettiği diplomasını daha geçenlerde alabilmiş. Mehmet Güney, üniversitedeki öğrencilik günlerini şöyle anlattı: “Yıldız’da okumak çok zordu. Hem mühendislik gibi zor bir bölümde okuyacaksınız hem de günde üç kere kavga edeceksiniz. Bunu başarmak kolay değildi.”

Güney, o günlerde arkadaşları ile sergiledikleri muhteşem dayanışmayı ise şöyle anlattı: “Tembeli de bizdeydi, çalışkanı da bizdeydi. O zaman denildi ki çalışkanlar tembellere yardımcı olacak. Biz o zaman diğer kardeşlerimizle müthiş bir yardımlaşma içerisine girdik. Hasbilik dediğimiz işin irfanî boyutu daha öndeydi, bir şeyleri paylaşabilmeyi biliyorduk. Hz. Ömer; ‘Güzel arkadaş sulh zamanında ziynet gibidir, sıkıntı zamanında da hazır kuvvet gibidir’ der. Biz kardeşlerimizle birbirimize sıkıntı vermemeye çalışırdık. Benim yüzümden bir kardeşimiz sıkıntıya girmesin diye beraber bir fotoğraf bile çektirmedik. Bugün birbirine yük olmadan kardeşliğin 2012 versiyonunu ortaya koyabilmeliyiz.”

O dönemin ‘harddisk’i olarak hangi kitapları saydı?

Mehmet Güney, MTTB’de o dönemde yapılan çalışmalara da değindiği konuşmasında şunları söyledi: “Genç adamın bir enerjisi vardı, o enerjiyi doğru bir yere yönlendirmek için kurulmuştu MTTB… Çeşitli birimleri vardı. Mesela spor biriminde 1600 kişi spor yapıyordu. O zaman ilişkiler bire birdi, şimdiki gibi sanal âlemde değildi. MTTB’nin dershaneleri, yabancı dil kursları olurdu, geziler düzenlenirdi. Şiir yarışmaları olurdu. İmam hatip lisesinin takım halinde birinci olduğu şiir okuma yarışmasında sayın Başbakanımız da o zaman ‘Zindandan Mehmet’e Mektup’ şiirini okuyarak dereceye girmişti. Şu anki Cumhurbaşkanımız, tiyatrodan sorumlu müdürümüzdü.”Akıncılar Derneği

O dönemleri iyi tahlil edebilmemiz için Ali Ulvi Kurucu, Sabahattin Zaim ve Hayrettin Karaman hocaların hatıratlarını iyi okumamız gerektiğini söyleyen Mehmet Güney Ağabey, bu hatıratlar için “adeta dönemin ‘harddisk’leridir” ifadesini kullandı.

O dönemin İslamcı gençliğinin beslendiği kaynaklar nelerdi?

Kendi kuşağının yetişmesinde tekke vazifesi yapan MTTB ve Akıncıların, herhangi bir kâr amacı gütmeyen, insanımızı daha seçkin yapabilmek için çalışan hayır kapıları olduğunu söyleyen Mehmet Güney Ağabey, o dönemdeki İslamcı gençliğin beslenme kaynaklarını şöyle sıraladı: “Müslüman gençliğin beslenme kaynakları vardır. Başta dinî cemaatleri saygıyla yâd etmek istiyorum. Selefileri çileden çıkartan tasavvufî grupların değil de daha istikamet üzere olan tasavvufî cemaatlerin de gençlik üzerinde olumlu tesirleri oldu. İnsanları namaza başlatmada, dinî yaşantıya adım attırmada bu grupların faydası inkar edilemez.

Merhum Necip Fazıl’ı ve onun Büyük Doğu hareketini mutlaka bir yere koymamız gerekiyor… Nurettin Topçu’yu, Cemil Meriç ve Sezai Karakoç’u ve Mavera’nın yedi güzel adamını beslenme kaynakları olarak zikretmeliyiz. İmam hatip liseleri ve Kur’an kursları da kendi misyonlarını gerçekleştirdi. İmam hatip liselerinin kurumsal hale gelmesinde emeği olan Mahmut Celalettin Ökten Hoca’yı rahmetle anıyoruz. Hasan El Benna’nın tercümelerinden de o dönemde faydalandık. ‘79 İran devrimi, Afganistan direnişi de bizim ufkumuzu açtı.”

425 imam hatip lisesi için 425 hatim indirildi Tevfik İleri’nin ruhuna

Merhum Sebahattin Zaim Hoca’nın; “Yeter ki siz bir hayır başlatın, ucu nereye varacağı belli olmaz” dediğini nakleden Mehmet Güney, imam hatiplerin açılması ile ilgili şöyle bir anekdot paylaştı: “Geçen sene Ankara’dan bazı dostlar geldi. İmam hatip liselerini açan bakan Tevfik İleri’nin hayattaki kızına ulaşmışlar. Okunan 425 tane hatmin duasını Tevfik İleri’nin kızının evinde yapmışlar. Bu hatimlerin her biri o dönemde açılan 425 tane imam hatip okulu içinmiş. Demek ki hayırlı bir iş yapıldığı zaman bu unutulmuyor.”Mehmet Güney

Dindar gençlik söyleminin içi nasıl doldurulacak; bunun yolunu gösterdi Mehmet Güney

Günümüzde imam hatip liselerinin yeniden açıldığını ve bundan çok memnun olduğunu ifade eden Mehmet Güney, bu kurumların ideal anlamda işlevini sürdürebilmesi için sivil toplum örgütleri tarafından desteklenmesi gerektiğini söyledi. “Dindar gençlik” söyleminin içini doldurmamız gerektiğini söyleyen Güney, geçmişten örnekler vererek meseleyi şöyle izah etti: “Halk bir yere imam hatip lisesi açmışsa, o okulun bir tarafında MTTB veya Akıncılar’ın bir şubesi varsa o İmam Hatip’ten dava adamları yetişiyordu. Bir eğitim kurumu açıyorsanız, velev ki imam hatip bile olsanız onu sivil toplum bilinciyle, onu toplumun genetik değerleri ile buluşturabilecek bir örgütlenme ile destekleyebilirsek oradan hizmet çıkıyor.”

’80 darbesinden sonra artık kesret içinde vahdet dönemine girildi

Akıncılar Derneği’nin kuruluşundan ve yapısından da bahseden Mehmet Güney Ağabey, 80’li yıllardan sonraki değişimden ve bölünmüşlükten de bahsetti. Şöyle dedi: “MTTB sadece öğrenci gençliğini kuşatıyordu. Çalışan gençler için, daha geniş kapsamlı bir dernek kuruldu. Ankara’da bir grup arkadaşımız Akıncılar Derneği’ni kurdu. Akıncılar konjonktürel olarak hızlı bir şekilde büyüdü, siyasi konularda daha duyarlı oldu. MTTB’nin siyaset ile olan mesafesi Akıncılar’da kaldırılmış oldu. Daha politize olmuş bir yapısı vardı.

Ama bu derneğin ömrü kısa oldu. ‘80 darbesi olmadan kapanmış oldu. 12 Eylül 1980 ile birlikte legal kuruluşlarımız dağıtıldı. Bu dönemden sonra tekliğimiz bozuldu. Tek olan partimiz çoğaldı, tek okuduğumuz gazete çeşitlendi, tabelalarımız çeşitlendi, kitap evleri etrafında, kanaat önderleri etrafında, cemaatler etrafında oluşumlar ortaya çıktı. Sabahattin Zaim Hoca, ‘Çocuklar bundan sonra artık kesrette vahdet olacak’ yani ‘çokluk içinde teklik olacak’ demişti.”

Kirlenmemenin çaresi namazdır

Hayatı mücadelelerle geçen Mehmet Güney Ağabey konuşmasında namazla ilgili de anlamlı mesajlar verdi. Şöyle dedi: “Namazsız bir din mutlaka eksik bir dindir. İbadet, sahibi Allah olan bir dinin emridir. Bu bozuk ortamda kirlenmenin çaresi ibadettir. Takvamızı ve ibadetimiz bize dünyada ve ahirette itibar kazandıracaktır. Onlar bizim cennet azığımızdır.” Bu mesaj bence konuşmanın en anlamlı mesajlarından biriydi. Çünkü namaz konusu Müslümanın mücadele stratejisi içerisinde ihmal edilmemesi gereken en önemli konudur. Yani namazsız bir İslamî mücadele stratejisi düşünülemez. Bu anlamlı mesajın, mücadelenin içinden gelen böyle bir isim tarafından verilmesi de ayrıca önemlidir.

 

Aydın Başar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 28 Mayıs 2012, 15:08
YORUM EKLE
YORUMLAR
Abdurrahman Yağcı
Abdurrahman Yağcı - 1 yıl Önce

Mehmet Güney bşk nımla 1979 yılında Fatih teki bir öğrenci evinde tanıştık ben ugak tefek başkanımız da iri yapılıydı bana 5 dakika güreşte dayananilirsen sana kolumdaki saati vereceğini söyledi.Güreşmeye başladık bende 5 dakika dayandım ve kolundaki saati aldım .Hatıra olarak hala saklıyorum aradan 38 yıl geçmiş karşılaşma imkanım olsa saatı geri vermek isterdim.

banner8

banner19

banner20