Yeni sergi: Pandemi Döneminde Ekolojik Küratörlük “Kristal Berraklığı”

Pera Müzesi’nin yeni sergisi Kristal Berraklığı ziyarete açıldı. Kristal imgesinin çağrıştırdığı şeffaflık kavramını farklı anlamlarıyla ele alan sergi, büyük bir ekonomi oluşturan minerallerin topraktan çıkarılmasıyla ilgili etik ve ekolojik sorunları da mercek altına alıyor, sanatsal üretimde iş birliğinin altını çiziyor.

Yeni sergi: Pandemi Döneminde Ekolojik Küratörlük “Kristal Berraklığı”

Farklı coğrafyalardan 20 sanatçının eserlerini bir araya getiren Kristal Berraklığı, 7 Mart 2021 tarihine kadar Pera Müzesi’nin üçüncü katında  ziyaret edilebilir.

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi pandeminin etkisi altında geçen 2020 yılına, bu küresel krize atıfta bulunan yeni bir sergiyle veda ediyor. Elena Sorokina küratörlüğünde hazırlanan Kristal Berraklığı, farklı ülkelerden 20 sanatçının, çevresel ve toplumsal konuları kristaller ışığında ele alan eserlerini biraraya getiriyor. Küratör ve sanatçıların, ekolojik bir duyarlılıkla yaklaştıkları, her sanatçının kendi yaratıcı ve siyasi bakışını, duyusal ve duygusal damgasını yansıtan sergi, küresel şeffaflık, insan toprak ilişkisi, salgın sürecinde oluşan yeni bedensel davranışlar, diller, ve bunların medyadaki yeri gibi konulara odaklanıyor.

Farklı ülkelerden ve nesillerden sanatçıları bir araya getiren sergide; Sammy Baloji, Minia Biabiany, Katinka Bock, Bianca Bondi, Gaëlle Choisne, Kıymet Daştan, Elmas Deniz, Sinem Dişli, Gluklya (Natalia Pershina-Yakimanskaya), Deniz Gül, Ilana Halperin, Gülsün Karamustafa, Yazan Khalili, Paul Maheke, Şener Özmen, İz Öztat, Hale Tenger, Güneş Terkol, Berkay Tuncay ve Adrien Vescovi’nin eserleri yer alıyor.

Mükemmel bir metafor

Serginin küratörü Elena Sorokina, kristallerin tam matlıktan kusursuz saydamlığa uzanan farklı özellikler taşıdıklarını ve sanattan büyüye, teknolojiden şifacılığa pek çok alanda kullanıldıklarını belirtiyor. Küratör, projenin çıkış noktasını ise şöyle ifade ediyor: “Bilim insanları, canlı olmasalar da kristallerin genellikle ‘büyüdüklerini’ tarif etmiştir. Yaşayan pek çok organizma, kristal üretebilir. Eski kültürlerde kristaller ve mineraller duyuları olan varlıklar gibi görülmüş, canlı ve canlı olmayan, organik ve inorganik madde arasındaki geçirgen sınırlar için mükemmel bir metafor olmuştur.”

 Ekolojik uygulamalar ve ‘sürdürülebilir küratörlük’

Sorokina, başlangıçta saydamlık ve matlık, toprak ve büyüme kavramlarından yola çıkan Kristal Berraklığı projesinin, pandemiyle birlikte ekolojik küratörlüğü daha da fazla odağına alan bir sergiye evrildiğine dikkat çekiyor. Büyüleyici görüntüsüyle tarih boyunca insanları etkisi altına alan kristal imgesinden yola çıkan sergi, günümüz küresel sorunlarını sanat eserleri aracılığıyla yeniden sorgularken, üretim sürecinde projelerin daha sürdürülebilir kılınmasını sağlayan ekolojik uygulamaları benimsiyor. Kristal Berraklığı, sürdürülebilir küratöryel pratikler ve ekoloji üzerine düşünmenin ötesine geçerek, sanatsal, küratöryel ve kurumsal çalışmaların üretim, sergileme ve geri dönüşüm süreçlerindeki ilişkilerle bir ekosistem yaratmayı hedefliyor. Bu doğrultuda, yapıtların yerel ve iş birliğine dayalı üretimi, yaratıcı geri dönüşüm stratejileri ve sanatçıların daha az seyahat etmesi gibi karbon ayak izini azaltmaya yönelik yöntem ve araçların klasik bir sergi formatı çerçevesinde, yerel ve uluslararası sanatçıların yer aldığı bir müze sergisi içinde uygulanmasına yönelik bir deneme niteliği taşıyor. Bruno Latour’un Ayağımız Yeryüzüne Bassın ve Byung-Chul Han’ın Şeffaflık Toplumu adlı kitaplarının, serginin itici gücü olduğunu belirten Elena Sorokina, bu iki düşünüre atıfla “Yeryüzünü ‘etkin, yerel, sınırlı, duyarlı, kırılgan, titreyen ve kolayca rahatsız edilebilen bir kılıf’ olarak görmeliyiz” diyor ve ekliyor: Bugün herkes her şey hakkında bilgi edinebilir. Her şey -ve herkes- şeffaf, örtüsüz ve ifşa edilmiş durumdadır. Ne var ki şeffaflığın karanlık bir tarafı da vardır ve biz farkına bile varmadan matlığa dönüşebilir.”

Sergiye eşlik eden katalogda küratör Elena Sorokina’nın sunuş metninin yanı sıra, ünlü düşünür Bruno Latour’un projeye ilham oluşturan yazısı, sanat tarihçisi Spyros Papapetros’un kristallerin yapısına ve özelliklerine ilişkin makalesi ile sanatçı Katy’taya Catitu Tayassu’nun kristallerden yola çıkarak şamanist şifacılık ve ritüelleri konu alan makaleleri bulunuyor. Son olarak, sergiye katılan sanatçıların eserleriyle ilgili açıklamalar ve görseller sunuluyor.

Kristal Berraklığı sergisi, 7 Mart 2021 tarihine kadar Pera Müzesi’nde ziyaret edilebilir.

Yayın Tarihi: 31 Aralık 2020 Perşembe 20:16 Güncelleme Tarihi: 31 Aralık 2020, 20:20
banner25
YORUM EKLE

banner26