Ressam Hülya Yazıcı'nın sabır ve özveriyle ördüğü sanat kozası ve Karşılaşmalar sergisi

Ressam Hülya Yazıcı, kendi sanat kozasını, esinlendiği ipek böceği gibi naif, derinlikli o denli de özenli dokunuşlarla, kendi coğrafyasına yaslı ama bir taraftan da evrensel sanat anlayışına da duyarlı kalarak oluşturmaya çabalıyor yıllardır. Selvigül Kandoğmuş ŞAHİN yazdı.

Ressam Hülya Yazıcı'nın sabır ve özveriyle ördüğü sanat kozası ve Karşılaşmalar sergisi

“Bin yıllık ipekten solgun beyaz giysim

Tezgâhından sökülmüş, uysal ve suskun böceğin

Sabırlı bir sanatla örülmüş bilgelikle

Ehil ellerde kavilenmiş

Olgun ağır bir sarı unutulmuş derinlerde

Kimilerine giysi bu, bana göre yalnızca mana” (Hülya Yazıcı)

Ressam Hülya Yazıcı, kendi sanat kozasını, esinlendiği ipek böceği gibi naif, derinlikli o denli de özenli dokunuşlarla, kendi coğrafyasına yaslı ama bir taraftan da evrensel sanat anlayışına da duyarlı kalarak oluşturmaya çabalıyor yıllardır.

Onun sanat yolculuğu, yaşadığı topraklara aslında bir umut aşısı gibi vuruluyor. Çünkü değerlerine bağlı, hakikat yolculuğunda, hikmet arayışıyla harmanlanmış uzun kıldan ince kılıçtan keskince bir yola revan olan ender sanatçılardan. Tıpkı Mevlana’nın pergel benzetmesi gibi, kendisini yaşadığı coğrafyanın değerlerine bağlı kalarak, dünyada sanat adına ne olup bitiyorsa haberdar olmaya çalışarak, yaşadığı döneme dair eserlerini inşa etmeye çalışan ve gençlere de muhteşem bir örneklik teşkil eden bir sanatçı ile karşı karşıyayız.

İstanbul’un müstesna semtlerinden Çengelköy’de büyüyen Hülya Yazıcı, kendi sanatsal ilhamını da çocukluğunun geçtiği yeşillikler sarmalanmış, bağ, bostan içinde büyümesine de bağlıyor. Konuşmalarımızda İstanbul’un mahalle kültüründen, sıcak insani ilişkilerinden bahsetmişti Hülya Hocam. O zamanlar Çengelköy diğer İlçeler gibi köy olarak yaşanılan bölgelerden. Elleri çamura, toprağa değen duyarlı bir çocuk olarak büyüyor bahçeli, çardaklı ahşap evlerinde. Ailesinin maneviyat ikliminde büyüklerinin dualarını almış, mütedeyyin sağlam bir aile yapısında yetişen özgür bir çocukluk yaşamış olduğunu anlıyoruz anlattıklarından…

On yaşında tanışıyor ipekböcekleriyle. Onları aslında babaannesinin anlattıklarından da biliyor. Çünkü babaannesi dokuma tezgâhında ipekler dokumuş. Ama Hülya Yazıcı çocukluğunda çok sıradan bir şekilde yapılan bu büyük işleyişe, üniversite yıllarına geldiğinde okuduğu kitaplardan sonra tekrar bakma ihtiyacı hissediyor. Ve ipekböceklerinin dünyasına doğru anlamlı bir yürüyüşe çıkması gerektiğini düşünüyor. Onun sanat anlayışına, inşa ettiği eserlere artık ipek böcekleri büyük bir ilham kaynağı oluyor. Onlarla varolan, uyanan, ilmek ilmek sabırla ve özveriyle dokunan duyarlı bir sanat yolculuğuna da çıkmış oluyor.

Lise yıllarında Ressam Cuma Ocaklı’ nın Resim hocası olması belki de onun için büyük bir şans oluyor ve kendi yeteneğini keşfetmesine de büyük katkı sağlıyor. Yine kendi isteği ve arzusu ile Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi sınavlarına giriyor ve okumaya hak kazanıyor. Mütedeyyin bir ailede manevi değerlere bağlı olarak yetişen Ressam Hülya Yazıcı, 2.Abdülhamit Han döneminde kurulan Sanây – i Nefîse Mektebi, Osmanlı İmparatorluğunun ilk Güzel Sanatlar Okululu olarak açılmış olsa da Cumhuriyet’in Batıya dönük yüzünü temsil etmekte olan akademide nice zorluklarla karşılaşıyor.  Ve bir konuşmasında: “Değerlerimi esnetmeden, bozmadan eğitim sürecimi sürdürdüm…” diyecektir Hülya Yazıcı.

Bağımsız Sanat Vakfı’nın başkanlığını yürüten Hülya Yazıcı, sanatçı duyarlılığıyla birlikte aktivist bir sorumlulukla da çalışmalarını sürdürmekte.

“Muhafazakâr kesim sanattan çok uzaklaştı. Cumhuriyete kadar İslam Sanatları devam etmiş, Cumhuriyetten sonra ise mütedeyyin kesim sanatla arasına mesafe koymayı tercih etmiş. Oysa estetik algıdan uzaklaşmamız, insanlıktan uzaklaşmamızdır aslında. Allah güzeldir, güzeli sever. İnsanların davranış biçimleri, her şey estetikle alakalıdır. Sanat bulunduğu coğrafyanın, kültürüyle, iklimiyle, siyasetiyle alakalıdır, oradan beslenir. Oraya bakmak gerekiyor.

Sanat taklit değildir. Sanatın insanlara çözüm yolu arayabilecek güçlü bir yanı vardır.” Diyerek sanata ve sanatçıya dair anlamlı değinilerde bulunuyor 24 Portre’deki konuşmasında Ressam Hülya Yazıcı. Ve ekliyor: “Sanatla yaşamak, sanatlı yaşamak toplum olarak çok uzaklaştığımız bir mevzu. Sanat, ontolojik bir şey, varlıkla alakalı, varoluşla alakalı. Oradaki sanatlı yaratılışla alakalı. Derin görmek, duru görü de diyoruz… Varlıkta keşfettiği derin gördüğü şeyleri, sanatlı yaratımı, estetik olguyu, içselleştirebilmesi ve kendi hayatına ve topluma yansıtması…”

Kavramsal sanatla ilgilenen Hülya Yazıcı, dört yıldır devam ettiği Bağımsız Sanat Vakfı Başkanı olarak çalışmalarını sürdürüyor. Anadolu Selçuklu Sanata Ve Güncel İmgeler ve Tarihsel Serüvende İstanbul’un Meczupları gibi iki önemli projeye imza atan sanatçı, Vakıf Galerisinde aylık sergileri organize ederken, Suriyeli sanatçılarla da programlar yapmaya onların eserlerini sergileme, onlara alan açmaya gayret gösteriyor.

Tophane-i Amire’de tarihi dokunun muhteşem şahitliğinde, büyüleyici bir atmosferde, Karşılaşmalar/Contemporary Turkish Art sergisi pandemi sürecinde adeta sanat dünyasına derin bir umut ve sevinç soluğu oldu diyebiliriz.  19 sanatçının 95 eserin bulunduğu serginin küratörü Ahmet Özel.

Ortak bir yürüyüşle sanatsal faaliyetlerini sürdüren sanatçılar bu sergiyle de ortak bir kaderi yaşıyorlar sanatlarını inşa ederken ve sergilerken aslında. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin iş birliğiyle gün yüzüne çıkan sergiye, Bağımsız Sanat Vakfı Başkanı Hülya Yazıcı da büyük destek vermiş.

Sergide Hülya Yazıcı’nın uzun zamandır üzerinde çalıştığı karışık teknikle hazırladığı, insanın tekâmül yolculuğunu anlatan Biyografi çalışmaları ipek böceğinden aldığı ilhamla, varoluş mücadelesiyle ipek böceği kozalarının sanatla buluşmasında muhteşem bir kompozisyon ve renk uyumu ile adeta safiyeti, masumluğu çağrıştırıyor. Daha doğrusu bende ilk uyanan duygular böyle, on beş yıldır izini sürdüğü ipekböceğinin derin hikâyesine yaslı, oluşturulan metaforla aslında büyük bir masumiyet, saflık, varolma mücadelesi ve sonsuzluğa yaslı derin bir duyarlılık okunuyor.

Kurtuluşlarına vesile olan mezarlarını ören ipekböceklerinin duyarlı ve dokunaklı tekâmül yolculuğu sanatçının eserlerinde anlamlı ve etkileyici ilham kaynağı halini almış.

 İlk olarak Hollanda’da düzenlenmesi planlanan serginin pandemi dolayısıyla ertelenmesi ve sergiyi önce İstanbul’da görmemiz sanatseverlere büyük bir ikram gibi geldi diyebiliriz. Dileğimiz pandemi süresinin bir an önce son bulup, serginin planlandığı gibi Lahey’de de gerçekleşmesi.

Sergide bulunan sanatçıların eserleri mutlaka müstakil olarak özel yazılar yazılması gerekli eserler. Sanatseverlere böylesine anlamlı bir enerji ve birliktelikle meydana gelmiş olan sergiyi 21 Ekim tarihinde kapanmadan gezmelerini tavsiye ediyoruz.

Ahmet Özel, Bahar Kocaman, Bahri Genç, Berna Erkün, Engin Beyaz, Erhan Lanpir, Feride Binicioğlu, Hülya Yazıcı, Müfit İşler, Kerim Kılıçarslan, Nur Özalp, Korkut Tiryaki, Ruşen Eşref Yılmaz, Mehtap Özdemir, Sabahat Çıkıntaş, Şeniz Aksoy, Murat Kurt, Figen Batı, Erkan Özdilek gibi sanatçıların eserlerinin yer aldığı KARŞILAŞMALAR sergisi; 21 Ekim’e kadar ziyaretçilerini bekliyor …

Selvigül Kandoğmuş ŞAHİN

Güncelleme Tarihi: 17 Ekim 2020, 14:48
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26