Çetişli: Akif, çok yönlü bir şairdi

19. Uluslararası Hazar Şiir Akşamları etkinlikleri kapsamında düzenlenen etkinliklerden aldığımız notlar Prof. Dr. İsmail Çetişli konferansıyla sürüyor.

Çetişli: Akif, çok yönlü bir şairdi

 

19. Uluslararası Hazar Şiir Akşamları etkinlikleri kapsamında düzenlenen etkinliklerden aldığımız notlar bir başka konferansla sürüyor.

23 Eylül 2011 Cuma günü tanışma toplantısı ve sinevizyon gösterisinin ardından Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonu’nda Prof. Dr. İsmail Çetişli tarafından verilen “Akif Şiirlerinin Tahlilleri” isimli konferansa katıldım. Programın Mehmet Akif Ersoy’un hatırasına düzenlenmiş olması bana göre ahde vefanın en güzel örneklerinden biriydi. İsmail Çetişli Hoca’nın konferansından aldığım notlar şöyleydi:

Akif çok yönlü bir insandı

Çetişli, konferansında Akif için vatan millet ve istiklal marşı şairi; ahlak, fazilet ve karakter abidesi; tefekkür ve aksiyon adamı; hayatını ve sanatını millete ve ümmete adamış cemiyet mistiği; güçlü bir hatip, iyi bir veteriner, muallim ve milletvekilidir, diyordu. O bir prizmaydı. Toplumcu, gerçekçi ve idealist bir şairdir o. Bu sebeple şiirlerinde çağdaşlarında görülenin aksine kendi benine ait bireysel duyguları büyük ölçüde susturarak içinde yaşadığı hayat ve mensubu bulunduğu toplumun üzerine eğilmişti. Bu yüzden de Safahat’ta kendi duygu ve düşüncelerini esas alan şiir sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi.İsmail Çetişli, Metin Tahlillerine Giriş

Hassas bir okuyucu, onun toplumcu ve gerçekçi düşüncesini şiirlerinde gördüğü gibi sevinç, üzüntü, keder, kırgınlık, tedirginlik, öfke, kızgınlık ve isyan duygularıyla çarpan kalbini duyabilir.

Safahat’ın bütünü incelendiğinde daha çok sevinç ve mutluluk, hüzün, keder, bunalma, hayıflanma, kahrolma, öfke, kızgınlık, isyan ve vecd duygularının kendini hissettirdiği görülür.

O, cemiyet için yaşadı

Sevinç ve mutluluk sınırlıydı Akif’te. Özellikle bireysel sevinç çok sınırlıydı. Mesela 8 yaşında kardeşi ve babasıyla Fatih Camii’ne giderler ve hasırlar üzerinde çocuk sevinciyle koştururlardı. Veya çocukluk yıllarının bayramları Akif’i mesut eden tablolar olarak söylenebilirdi.

Bunun dışında yer yer dini mutluluktan bahsedilebilirdi. Samimi bir mümin olan Akif, özellikle dini mekanlarda bulunmaktan, orada mabudu ile birlikte olmaktan derin bir mutluluk duyardı. Mesela yine Fatih Camii isimli manzumesinde seher vakti, müezzinin okuduğu selâ ruhunun semasında aksedince vecd içinde camiye koşardı. Akif’in Necid Çöllerinden Medine’ye isimli uzun manzumesindeki heyecanı, ürpertisi ve mutluluğu, aylar süren zahmetli bir yolculuktan sonra Hazreti Peygambere kavuşmasındandı.

Mütefekkir bir şair

Prof.Dr. İsmail Çetişli Akif’in korkaklığa karşı vatanseverlikle, ahlaksızlığa karşı ahlakla, vefasızlığa karşı vefayla, hayâsızlığa karşı hayâyla, hıyanete karşı sadakatle, iffetsizliğe karşı iffetle ve daha nice erdemli tavırlarla zulme boyun eğmediğini de şiirlerindeki mısralarla açıkladı. Akif saf bir Müslümandı. Saf bir Müslümanlık için de Asr-ı Saadeti örnek gösterirdi. Çünkü İslam, ilkel toplumdan medeniyet toplumu oluşturmuştu. O şairliğinin yanında iyi bir de mütefekkirdi. Kendi çağı içinde çözülen, çöken, çürüyen bir medeniyet içinde yeni bir diriliş yapması için inşa ve ihyaya gayret ederdi.

Prof.Dr. İsmail Çetişli’ye göre Akif realistti. Bizim gibi romantik değildi. Safahat’a hala muhtaçtık çünkü yeniden diriliş gerçekleşmemişti.

“Akif Şiirlerinin Tahlilleri” isimli bu konferansın tadı damağımda kalmıştı. Ne yazık ki her güzellik gibi bu güzelliğin de bir sonu vardı…

 

Sergül Vural haber verdi

YORUM EKLE