100 yıl sonra ilim heyeti Çanakkale'de

TYB tarafından düzenlenen İlim Heyeti 100 Yıl Sonra Çanakkale’de programı 22 Ekim'de başlıyor.

100 yıl sonra ilim heyeti Çanakkale'de

Çanakkale zaferinin 100. yılında yeni bir ilim heyeti Çanakkale’yi ziyaret ediyor. Heyette Çanakkale’de savaşmış gazilerin torunları da var. Bunlardan Dr. Mahmoud el-Saied el-Doghim Halepli, Londra’da yayınlanan El-Hayat gazetesinde yazıyor. Lübnan’dan katılan Esma Chamly Halwani Lübnan Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi.

22 Ekim Perşembe günü başlayacak Çanakkale programına katılacak diğer davetliler ve ülkeleri: Samir Atiyya (Filistin), Nashat Aqtash (Filistin), Dr. Salem Khalaf (Suriye), Neji Kouki (Tunus), Ömer Bdoor (Ürdün), Nasır Musa Qamash (Ürdün), Mouhannad Mahmoud Rawsdeh (Ürdün), Mustafa el-Habbab (Suudi Arabistan), Dr. Essam Abdel Shafy (Mısır), Anwer Mahmud Helmy Aly Tanaty (Mısır), Prof. May Abdullah (Lübnan), Prof. Ali Khiri Matrood (Irak), Prof. Muhummed Dalaf Ahmed (Irak), Prof. Abdulbaki Shamsan (Yemen), Dr. Admir Mulaosmanovic (Bosna), Prof. Nimetullah Hafız (Kosova), Doç. Tahir Şabazov (Azerbaycan) ve Mehpare Sultanova (Azerbaycan).

21 Ekim’de İstanbul’da toplanacak heyet, 5 günlük bir ziyaretten sonra ülkelerine dönecek. Heyet’in intibaları kitap halinde yayınlanacak.

Bu faaliyet ülkemizin, kültürünün ve 100 yıl önceki savaş ve zaferin tanıtılması açısından büyük bir önem taşıyor. İlim heyeti 100 yıl önce Padişah Sultan Reşad tarafından kabul edilmişti.

İlim Heyeti’nin 100. yılı dolayısıyla, daha önce Beyrut’ta basılan Arapça kitap orijinali ile birlikte basıldı. Ayrıca, İlim Heyeti’nin mihmandarı Ali Vahid Efendi’nin hatıraları mahiyetindeki "Çanakkale Cephesinde Duyup Düşündüklerim" isimli kitabı da latin harfleri ile basılarak dağıtılacak.

"100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de" faaliyeti Başbakanlık Yurtdışı Türkler Dairesi Başkanlığı’nın desteği ve Çankırı Karatekin Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü’nün ortaklığı ile Türkiye Yazarlar Birliği tarafından düzenleniyor.

100 yıl önce ne olmuştu?

Osmanlı Devleti Çanakkale  Savaşı'nın milletimize ve dünyaya bütün yönleriyle duyurulması için çeşitli faaliyetler yürüttü. Bu faaliyetlerin en belli başlısı, İstanbul’dan götürülen bir “Edebi heyet”in Çanakkale cephesini ziyaretidir. Çanakkale Muharebeleri sırasında 28 Haziran -10 Temmuz 1915 tarihleri arasında, zamanın Harbiye Nezâreti’nin davetlisi olarak Çanakkale Cephesi, bir grup edebiyatçıya (Ömer Seyfettin, Hamdullah Suphi, Ali Canip, Celal Sahir, Hakkı Süha, Faik Ali, Enis Behiç vs.) ziyaret ettirilmiş ve dönüşte de bu yazarlar intibalarını kaleme almışlardır.

Benzer bir faaliyet, Suriye, Filistin ve Lübnan’dan 31 kişilik bir “ilim heyeti”nin ekim ayındaki cephe ziyaretidir. “İlim Heyeti” denilmekle beraber, heyette ilim adamları dışında şairler, edibler, hatibler ve gazeteciler de bulunmakta idi.

Heyet Haleb’de bir araya gelmiş, burada 4. Ordu kumandanlığı adına heyete katılan, ordu müftüsü ve Tetkikat-ı Şer’iyye Meclisi reisi olan Esad eş-Şukayri’yi heyet başkanı olarak seçmişlerdir.

Heyet özel bir tirenle İstanbul’a 7 ekim 1915’te ulaşmış ve Haydarpaşa istasyonunda törenle karşılanmıştır. Heyet üyeleri Sirkeci’de Şahin Paşa konağına yerleştirilmiş, burada bazı ziyaretlerden sonra 17 ekim 1915 sabahı Sirkeci’den kalkan özel bir vapurla Çanakkale’ye hareket edilmiş, 18 ekim 1915 pazartesi günü Akbaş sahiline ulaşılmıştır.

Heyetin ziyaretinin ilk günleri kurban bayramına rastlamıştır. Bayram namazını Trablusşam ulemâsından Abdülkerim Uveyza Efendi kıldırır. Namaz duasından sonraki bayramlaşmayı heyetin mihmandarı olan Ali Vahid Efendi şöyle anlatıyor: “Duâdan sonra hararetli bir bayramlaşmadır başladı. Şöyle bir baktım: Anadolu evlâdından bir mücâhid koşuyor, Filistinli bir âlim Mehmedinin ellerine sarılıyor; o da onu kucaklıyor. Ö̈tede Şam’dan maşlahlı bir zât-ı şerîf; asil bir Türk subayıyla musâfaha ediyor. Beride bir tabur imâmı Beyrut müftüsünün ellerini öpüyor. Her tarafta herkes birbiriyle bayramlaşıyor, bütün yüzler gülüyor. Güneş altın ışınlarıyla bu ulvî manzarayı yaldızlarken, bir taraftan da top sesleri ortalığı inletir dururdu. Bu cânlı levha asla tasvîre sığmaz. Şu çetrefil kalem onun taslağını bile çizemez.”

Daha sonra askerî hastahanede gazilerin ziyaretine gidilir. Subaylara mahsûs koğuşta ayağı ameliyat edilmiş̧ Beyrutlu genç bir subayın hatırını Beyrut Müftüsü Mustafa Neca Efendi sorar.

Ertesi günü Anafartalar grubunda bir gün geçirir. Geniş bir sâhada Haleb tümenine kavuşulur. Beyrut Müftüsü Mustafa Neca Efendi; tercümesi Sebîlürreşad’da yayınlanan hitâbeyi askere karşı burada irad eder.

Grub karârgâhına döndüklerinde bir takım Halebli askerlerin, kılınç kalkan oynadıklarını görürler. Oyunun nihâyetinde bunlardan biri Hey’et-i ilmiyeye hitâben: “Ey Efendiler! Buradan döndüğünüzde evlâd u iyâlimize söyleyin ki biz düşmanın vücûdunu şu mübârek topraktan kaldırmayınca dönmeyeceğiz. Bunu böylece onlara bildirmenizi bütün silâh arkadâşlarım nâmına sizden rica ederim” der.

Heyet bir haftalık bu ziyaretten sonra İstanbul’a döner. Heyetin cephe intibaları “el-Bi’setü’l-İ̇lmiyye ilâ Dâri’l Hilâfeti’l-İslâmiyye” isimli kitapla kamuoyuna aktarılır.

 

Güncelleme Tarihi: 21 Ekim 2015, 13:35
banner12
YORUM EKLE

banner19