Eski ve yeni anlamıyla çileden çıkmak

Çileden çıkmak, TDK’da “olup bitenler karşısında sabrı ve dayanıklılığı kalmayıp taşkınlık göstermek” manasında tanımlanıyor. “Çile süresini bitirmek” anlamını da yazıyorlar ancak başına “eskimiştir” ibaresini koymaktalar. Hatta tanıma örnek olarak Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun “Ben öteden beride tanıdığım yaşlı başlı Fransızlarla böyle konuştukça kardeşim çileden çıkıyordu” cümlesini gösteriyorlar.

Aslında bu mana, tanım kelimeye sonradan yüklenmiş. Çileden çıkmak, tasavvufi bir terim olarak giriyor lügate.

Farsçada kırk anlamına geliyor çile. Bazen de çile yerine, yine kırk anlamına gelen Arapça erbain kelimesi de kullanıldı.

Aslında çile, dervişlerin nefsi terbiye için dünyadan el etek çekmeleri, halvete girmeleri, kırk gün boyunca nefislerine hoş gelen/gelecek her şeyden uzaklaşıp kendilerini tefekküre, zikre, ibadete vermeleri mücadelesine denmekte. Her derviş kendi tarikatının, meşrebinin adabına uygun bir şekilde kırk gün çile dolduruyor, imtihandan geçiyor.

Çile çıkarmak genelde kırk gün yapılır. Ancak şeyhin emrine, gereğine göre üç, yedi, bin gün sürdüğü de olur. Mevlevilerin bin bir gün süren çileleri de olmuştur. Kırk günün esas alınmasının nedeni ise Hz. Musa’nın vahiy almak üzere kırk gece Tur’da kalarak ibadet etmesi, bunu söyleyen ayet, Eyyup el-Ensari’nin rivayet ettiği “Kırk günü Allah için ihlas ve samimiyetle geçiren kimsenin dili hikmet pınarlarıyla beslenir” hadisi, Hz. Adem’in çamurunun kırk gün yoğrulduğunu bildiren hadis, Peygamber Efendimiz’in kırk yaşında iken Peygamber olması gibi durumlardır.

Çile, bir sınav dönemidir. İmtihandır. Her dervişin çileye girmek gibi bir zorunluluğu yoktur. Talip olanlar ile şeyhin uygun gördüğü kişiler çileye girmişlerdir. Amaç; nefsi terbiye etmek, Allah’a yakın olmaktır. Çileye girmeye soyunmak denir. Çünkü çileye giren dervişler, kendilerini dünya ve dünyalık şeylerden soyutlamışlar, üstlerinden dünya elbisesini çıkarmışlar, yalnızca Hak ile baş başa kalmışlardır.

Prof. Dr. Süleyman Uludağ’ın anlattığına göre “Dergahlarda çile çıkarmak adetinin Halvetiye tarikatının kurucusu Ebu Abdullah Siracüddin Ömer sayesinde başladığı ve çile çıkarma adetinin Halvetilerden diğer tarikatlara yayıldığı sanılmaktadır. Halvet zikri esas kabul edildiği için bu tarikata Halvetiye denilmiştir.” Rivayete göre Ebu Abdullah Siracüddin Ömer yedi kez hacca gitmiş, bir gün büyük ve içi boş bir çınar ağacının içine girip, Halvet maksadıyla kırk gün burada çile çıkarmıştır.

Kırk günde kırk perde açılır

Çile çıkarmak genelde çilehane denen yerlerde yapılır. Ancak ıssız bir yerde yaşayarak, kuyuya girerek de yapıldığı olmuştur. Örneğin Hoca Ahmed Yesevi ömrünün son yıllarını (Divan-ı Hikmet’te dediğine göre Peygamber Efendimizin vefatından dolayı altmış üç yaşından sonra) bir kuyuda geçirmiştir.

TDV İslam Ansiklopedisi’nde çilenin amacı şu şekilde anlatılır: Halvete giren derviş, şeyhinin kendisi için uygun gördüğü esma ile meşgul olur. Kuran-ı Kerim okur, ibadet eder, zihni hep zikir ile meşguldür. Erbainde iken, çilede iken; kul ile Allah arasında bulunan perdelerden her gün bir perde açılır. Kırk günde kırk perdenin açılması bu sürede katedilen mesafenin önemini gösterir. Kalpte zikir süreklilik kazanınca salikin Allah ile münasebeti giderek fikir ve nihayet temaşa seviyesine yükselir. Ve artık dille zikir söz konusu olmadan zikir temaşadan ibaret olur ki çilenin amacı da budur.

Sabit, bunla ilgili bir beytinde der ki:

Çileye vesvesesiz girdi kapandı zahid

Habsolır ta Ramazan ahir olunca şeytan.

Necip Fazıl Kısakürek de Çile adlı şiirini şu dörtlükle bitirir:

Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!

Heybem hayat dolu, deste ve yumak

Sen, bütün dalların birleştiği kök;

Biricik meselem, sonsuza varmak…

Ve son olarak Sezai Karakoç, Leyla ile Mecnun’da çileyi şöyle taşır şiirine:

Kağıdı akla gözyaşı duasıyla çocuğum

Ateşten geçir kalemi/Bir tanecik dostum

Sevgilim

Çile adlı peri

Her ulu değişimin seheri

Her sonu bir başlangıç yapan

Yüce bir makama çıkaran her seferi

Bugünün seküler insanı her ne kadar dünyevi şeylere öfkelenip çileden çıksa da, Allah hepimize çileden çıkıp nefsini yenenlerden, Allah’a yaklaşanlardan olmayı nasip etsin. Eyvallah. Hu!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Bir Okur
Bir Okur - 1 yıl Önce

Allah sizden razi olsun tasavvuf,çile gercekten cok guzel. Zamanla kendisi gibi terimlerinden de maalesef uzak kalmisiz,uzaklastirilmisiz. Rabbim yeniden gercek cileden cikabilmeyi bizlere nasib etsin