El-Hacc Mâlik el-Şahbâz (Malcolm X)’ın cihadı

Malcolm X, uzaklardaki karanlık bir kuyudan, zorlu, tehlikeli bir tırmanışla zemine, oradan da mümkün olan en yüksek noktaya erişmeyi başaran, hem kendi hayatını hem de öncülük ettiği mazlum insanların hayatını anlamlandıran, yaşadığı hayatı kendinden sonrakilere armağan edip güzel bir ölümle daha güzel bir hayata doğan bir liderdi. Hayatındaki yükselişi ölümden sonra da devam ediyor.

Malcolm X, sadece bir şahsın veya bir ailenin değil, tüm siyahların, hatta siyahlara yaptıkları ile hâlâ gündemden çıkmayan bir yönetimin küçük ölçekli ama derinlikli bir hikâyesidir. Bazılarının “Amerika’yı titreten adam”, bazılarının “Amerika’da bir isyan çıkarabilecek veya bir isyanı bastırabilecek tek adam” dedikleri bir büyük mücadele adamının ibretlerle ve acılarla dolu özgürlük savaşının, ne pahasına olursa olsun hakikate ulaşma yoluna adanmış yenilmez bir iradenin, insanlık onurunun, insan dirayet ve haysiyetinin hikâyesidir.

Malcolm X, Amerika’daki Müslümanlık hareketinin bugün dünyada en çok bilinen adıdır. 21 Şubat 1965 yılında şehid edilmiştir. Şahadeti üzerinden bugün 55 yıl geçmesine rağmen mesajı sadece Amerika’da değil bütün dünyadaki İslâmî hareketleri derinden etkilemektedir.  1946 yılında (20 yaşındayken), hırsızlık ve haneye tecavüz suçlarından hapishaneye girdi. Ancak bu hapis hayatı kendisine ilk başlarda şer gibi görünse de sonunda Malcolm X’in kurtuluşuna vesile olacak yolların açılmasını sağlayacaktı.  Hapishanede, "İslâm Ümmeti" isimli siyahî harekete katıldı.

Malcolm X, Amerikalı zenciler arasında Elijah Muhammed’in başlattığı bir hareket olan ve yüzyılların ezilmişliğini benliklerinde taşıyan azınlıktaki zencilerin kendilerini sömüren çoğunluktaki Amerika’lı beyazlara karşı Elijah Muhammed’in başlattığı bu harekete katıldı. Malcolm X, bugün de Amerikalı Müslümanları etkilemektedir. Onu mücadelesinin meyveleri, zenci Müslümanlar arasında filizlenip bugünlere kadar gelen iç hesaplaşma ve kendini sorgulamanın hızlanmasıyla alındı.

Amerikan kapitalizmi için gerekli bedava işgücü kaynağı olarak yapılagelmiş köle ticaretinin sonucu olarak kendi köklerinden koparılarak zorla Amerika’ya getirilmişlerdir. Zenciler kölelik statülerine son verildikten çok sonraları bile insan olmanın onuruna layık bir muameleye tabi tutulmamaktaydılar. 

Malcolm X’in hayatı uyuşturucu satıcılığından soygunculuğa kadar bir dizi gayri meşru eylemlerle geçti. Tutarlı bir eğitimi de yoktu. Hapiste geçirdiği on yılın ikinci yarısında Elijah Muhammed’in lideri olduğu “İslâm Ümmeti” ile ilgilenmeye başladıktan sonra daha bir uslanıp duruldu.

Hapisten çıkar çıkmaz Malcolm X, Elijah Muhammed’in“İslâm Ümmeti” teşkilatının en ateşli taraftarlarından biri oldu. Kısa bir süre sonra 1953 yılında lider yardımcılığına getirildi. Teşkilatta liderle en fazla temasta bulunan ve liderin talimatlarına en fazla muhatap olan kişiydi. Bu on yılın içinde Malcolm X’in kişiliği de oluşmaya başladı.

Gerçek İslâm’ı bulması

Malcolm X, “İslâm Ümmeti” teşkilatını Amerikan zencilerinin sosyo-politik durumlarını ve eşitsizlik durumlarını daha güçlü bir şekilde haykıran bir siyasi güç hâline dönüştürmek istiyordu. Ancak lideri Elijah Muhammed’in siyasi tavır almaya karşı olması ve bağlılarının zenci ırkçılığı yaptıkları nedeniyle, Elijah Muhammed’in hareketi ve öğretilerini reddetti ve devamında da sünni İslâm ile tanıştı ve Sünniliği seçti. Malcolm X’i liderinden soğutan en önemli neden “İslâm Ümmeti” örgütünün temsil ettiği çizginin İslâm’ı yanlış anlayıp yanlış tanıttığı idi. Malcolm X’in önemi de bu durumu ilk anlayan hareket lideri olmasından gelmektedir. Uzun bir süredir sezmekte olduğu bu gerçeği hacca gittiğinde ve hac ibadeti sürecinde öğrendi. Mekke’den evine yazdığı bir mektupta hislerini şöyle dile getirmekteydi:

“Hayatımın hiçbir döneminde, her renk ve ırktan insanların birbirlerine gösterdiği samimi misafirperverlik ve candan kardeşlik duygularına Hz. İbrahim, Hz. Muhammed ve öteki Peygamberlerin yurdu olan bu mukaddes topraklarda rastladığım biçimiyle muhatap olmuş değilim. Son bir hafta boyunca her renkten insanların bana karşı gösterdikleri âlicenaplık ağzımı açık bıraktı, başımı döndürdü… Amerika’nın İslâm’a ihtiyacı var, çünkü toplumdan ırk sorununu silip atabilecek tek din budur… Benim ağzımdan çıkan bu sözler seni şaşkınlığa uğratabilir. Ancak bu hac sırasında görüp öğrendiklerim beni daha önceki fikirlerimi yeniden düzenlemeye ve bazı yargılarımı değiştirmeye sevketmiş bulunuyor… İslâm âleminde geçirdiğim son on bir gün içerisinde, gözleri masmavi, saçları sapsarı, derileri bembeyaz olan başka Müslümanlarla aynı yemek tabağını paylaştım, aynı bardaktan su içtim, aynı hasır üzerinde uyudum ve aynı Allah’a ibadet ettim… Gerçekten birer kardeş hâline gelmiştik, çünkü tek Allah’a olan imanları kafalarından, davranış ve tavırlarından “beyazlığı” silip götürmüştü.” 

Hacdan döndükten sonra “El-Hacc Mâlik el-Şahbâz adını” aldı.

Malcolm X, geçek İslâm’ı bulmuştu artık. Amerika’ya döndüğünde eski liderininkinden çok daha faal olan kendi cemaatini oluşturdu. Başını çektiği bu yeni İslâm’i- siyasi grup zencilerin Afrika kökenli olmaktan duydukları coşku ve iftihara da sahip çıkmaktaydı. Malcolm X’in en fazla üzerinde durduğu konulardan biri de zencilerin Amerikalı olmadıklarıydı. Bu konuyla ilgili bir mitingde şunları söylemişti:

“Amerika’da bulunuyor olman, seni Amerikalı yapmaz, Amerika’da doğmuş olman seni Amerikalı yapmaz. Eğer doğum seni Amerikalı yapmış olsaydı, koruyucu kanunlara ihtiyacın olmazdı. Anayasa da değişiklik talebiyle sokaklara dökülmek zorunda kalmazdın. Evet, ben Amerikalı değilim. Ben demokrasi ve üstü kapalı ikiyüzlülüğün kurbanı olan yirmi iki milyon zenciden biriyim. Amerika’ya bakışım da bu durumun bilincinde bir mağdurun gözüyledir. Amerikan rüyası filan görmüyorum; gördüğüm Amerikan kâbusudur.”

Malcolm X konuşmalarında, zencilerin farklılığı üzerinde durarak, ırkçılığı körükleyen beyazları hedef alıyordu. Elijah Muhammed’in, beyazlara karşı başlattığı nefret kampanyası zenciler için bir rahatlama yöntemi hâline gelmişti. Zenciler için önemli olan, zenci kurtuluş hareketi mensuplarının hafızalarında kendilerinin ve atalarının maruz bırakıldıkları fiziki ve psikolojik baskıları canlı kılmaktı. Bu durumu taze tutmak için yaptığı konuşmalardan biri de şöyleydi:

“Benim ve senin mazimizi yok ettiler. Kültürümüzle ilgili bilgilerimizi yok ettiler. Bunlar yok edildiği için neler yaptık, neler başardık bunu bilemiyoruz. Geçmişte hiçbir şey yapmadığın kafana sokulursa asla bir şey yapman mümkün değildir.”

Malcolm X’in açtığı bayrağın en büyük etkisi, onun tavsiye ettiği mücadele yöntemlerinde de hissedilmekteydi. Onun diğer zenci liderlerden farklılığı, bir yandan şiddete karşı çıkarken bir yandan da tecavüzler karşısında eli kolu bağlı oturmayı kınamasıydı. Pek çok zenci onun hareketini ötekilerden ilerde buluyorlardı, çünkü hem manevi hem de fiziki direnişi savunuyordu. “Bize karşı şiddet kullanmayanlara şiddet kullanmayız, ancak bize karşı şiddet kullananlara karşı eli kolu bağlı oturacaklardan değiliz” diyordu.

Malcolm X’in verdiği mesajların en farklı olduğu nokta, onun İslâm’ı bütün gerçeğiyle ortaya koyup temsil etmesiydi. Dini sadece edilgen (pasif) bir öğreti olarak sunmak yerine, teşkilat mensuplarına dinin kitleleri canlı tutacak bir hayat nizamı olduğunu ısrarla telkin ediyordu. Dini böylece gerçek anlamıyla etrafına yayması ve yetiştirdiği yeni Müslüman nesil onu aynı zamanda mücadeleye başladıkları diğer medeni haklar sunucularından hem farklı hem de daha güçlü kılmaktaydı.

Malcolm X, kısa zamanda vahdet sembolü hâline geldi, Kurduğu Afrika Kökenli Amerikalıların Birliği Teşkilatı, toplumun her katmanındaki insanlara hitap ettiği için önceki zenci örgütlerinden çok değişikti. Yöntemleri ve fikirleri onu, Amerikalı zenciler için bir umut ışığı hâline getirmişti. Teşkilatının görevinin kitleleri uyandırmak, onları toplumdaki adaletsizlikten kendilerine layık görülen mevkiden haberdar etmek idi. Geleneksel eyyamcı teşkilatların güdümünde pasifize olmuş yığınlar, özellikle öteki siyasi gruplar için Malcolm X’in bu çizgisi kolay izlenebilir ve hemen çabucak uyulabilir bir çizgi değildi. Malcolm X, kısa zamanda kaydettiği merhalelerle çağdaş militanları çok gerilerde bırakmış oldu.

Malcolm X’in temsil ettiği güç, halkın verdiği ve ancak halk tarafından geri alınabilecek bir güçtü. Halk ise onun yanındaydı. Halk kendisini ileri görüşlülüğünden dolayı seçmişti. Son yıllarında Malcolm X, Amerika’daki egemen güçler için önemli bir tehdit unsuru hâline gelmişti. Sonunda engellenemez bir kuvvet olarak önlerine dikildiğini gördüklerinde egemen güçlerin elinde şiddete başvurmaktan ve büyük mücahidin varlığını ortadan kaldırmaktan başka bir çare kalmıyordu.  

Malcolm X, 21 Şubat 1965 yılında şehid edildiğinde halkın tepkisi şu oldu:

“Bunun bir kaza olmadığını biliyorum. Amerika’daki egemen güç bu olayın ardında. Bu olaydan bile onlar istifadeye kalktılar ve kendisini içimizden birinin vurduğunu vurguladılar. Doğruydu ama bunu onların kafasına sokanlar kendileriydi. Malcolm X’in yaşamaktansa ölmesinin daha fazla işlerine geleceğinin farkındaydılar.”

Malcolm X, bugün de ellerinde hiçbir şey bulunmayan kitlelere ışık tutmaya devam ediyor. Aralarından çıktığı Amerikalı zenciler bugün, her zamankinden daha fazla onun mesajlarını kabul etmektedirler. Dünyanın her tarafındaki ezilenlerin de Malcolm X’den öğrenecekleri çok şey vardır.  Onun şu sözüyle yazımızı sonlandıralım: “Eğer uğrunda ölmeye hazır değilseniz, "özgürlük" kelimesini lügatınızdan çıkarın.”

                                                                                    

YORUM EKLE
YORUMLAR
Yusuf DÖNMEZ
Yusuf DÖNMEZ - 9 ay Önce

Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun.

banner26