Eğitimde iyi örnekler, unutulmaz hocalar

İlkokuldan üniversiteye, çocukluktan gençliğe kadar eğitim hayatımızda birçok öğretmen/hoca ile yolumuz kesişiyor. Birlikte günler, aylar, yıllar geçirdiğimiz oluyor. Fakat olgunluk çağımıza gelip de geriye dönüp baktığımızda bu hocaların çoğunu unutuyoruz. Geriye sadece farklılıklarıyla, yapıp ettikleriyle bizde derin izler bırakanlar kalıyor. Kendisinden bilgi aldıklarımızdan daha çok ilgi gördüklerimizi hatırlıyoruz.

Ülkemizde eğitim kalitesinin iyi olmadığı bilinen bir gerçek. Bunun sebepleri söz konusu olduğunda onlarca maddeden bahsediliyor, mazeretler belirtiliyor, acı faturalar başkalarına kesiliyor. Öğrenci öğretmeni, öğretmen veliyi, veli okulu, okul bakanlığı, bakanlık öğretmeni, öğretmen çevreyi suçlu ilan edebiliyor. Mesele kısır döngüye dönüşüyor ve içinden çıkılmaz bir hale geliyor.

Aslında mazeret üretmek, sorumluluğu başkalarına yüklemek şeytani bir mizaçtır. Maalesef bu hastalıklı hâl insana da bulaşmıştır. Sayıları az da olsa eğitim ile ilgili kısır döngüye itiraz edebilenler, ortamın olumsuzluklarına teslim olmayanlar, mazeret üretmek yerine iş yapanlar hem başarılı oluyor hem de mutlu oluyorlar; ister öğrenci olsun, ister öğretmen olsun. Hem öğrencilik hem de öğretmenlik yıllarımda güzel örnekler gördüm. Gayretli bir hocanın okul içinde ve okul dışında yaptıklarıyla bir okulun, bir ilçenin, bir şehrin değişimine vesile olduğuna şahit oldum.

Aradan yıllar geçmesine rağmen hâlâ o güzel insanların etkilerini üzerimde hissediyorum. Hatta onlardan biri var ki; daha kendisini yakından tanımadan etkisini evimizde hissetmiştik. Ben köyümde ilkokul 5. sınıfta okurken abim yatılı olarak ilçede imam hatip lisesinde okuyordu. İki ayda bir hafta sonu köye çantasında birkaç tane kitapla gelirdi. O kitaplar benim de okuma zevkimi geliştirdi. Bir defasında hafta sonunda bitiremediğim bir romanı evde bırakmasını istemiştim. Kitaplar benim değil, H. hocadan aldım, dedi. Böylece H. C. Hocanın ismini ilk kez duymuş oldum.

Ertesi yıl İmam Hatip Lisesi'nin orta kısmına kaydım yapıldığında heyecanla H. Hoca ile tanışmayı umuyordum. Fakat o dönem H. Hoca lisede derslere giriyordu. Lisesinin önünden geçerken H. Hoca’yı etrafında kalabalık bir öğrenci grubu ile bahçeyi boydan boya adımlarken görüyorduk. Belli ki teneffüsleri de ders olarak değerlendiriyordu. Köyden gelmiş çekingen bir çocuk olarak yanına varıp tanışmak nasip olmadı.

Ertesi yıl bizim de derslerimize gelmeye başladı. Daha ilk derste tok sesiyle, iki metreye yakın boyuyla, ortadan ayrılmış uzun saçlarıyla, ütülü pırıl pırıl elbiseleriyle, insanın içine işleyen etkileyici bakışlarıyla gönlümüzü fethetmişti.

Hangi dersimize giriyordu hatırlamıyorum. Çünkü her derste okuduğu farklı bir kitabın özetini anlatıyordu. Bunu yaparken aslında bize kitap nasıl okunur? Hangi kitaplar okunur? Kitap nasıl tahlil edilir? dersi veriyordu.

Daha ilk derste elinde “Bir Önünde Sonsuz Sayıda Sıfırlar” isimli küçük bir kitapla geldi. Eline tebeşir alıp tahtaya sıfır rakamını yazdı. Bu kaç? diye sordu sınıfa. Sıfır. Yanına bir daha sıfır ekledi. Şimdi kaç? Sıfır. Sonra birkaç sıfır daha ekledi. Şimdi kaç? Yine sıfır. Daha sonra sıfırların başına bir rakamını ekledi. Şimdi kaç? 1000000 Bir milyon.

İşte, dedi. Allah'ın birliğine iman bu baştaki 1 gibidir. İman olursa yapılan her sâlih amel kişiye değer katar. Ama iman olmazsa hepsi sıfırdır. Çünkü amellerinin karşılığını alabileceği Allah'ı yok saymaktadır inanmayan kişi.

Sormayı, sorgulamayı, tahlil etmeyi, itiraz etmeyi öğrendik H. Hoca’nın derslerinde. Fakat okuldaki dersler tadımlık gibi oluyordu. Doymuyorduk onu dinlemeye. Okuldan bazı abilerin H. Hoca’nın evine derse gittiğini duyuyorduk. Ama çekingenliğimizden dolayı “Hocam biz de gelelim” diyemiyorduk.

Bir sonraki sene 8. sınıfta kendi davetiyle ben de evindeki derslere katılmaya başladım. Onun evinde ilçedeki memur, esnaf ve diğer lise öğrencileri ile tanışma imkânı buldum. H. Hoca çok yönlü kişiliğiyle ve yetenekleriyle gençlerle çabuk diyalog kuruyordu. İlçe halkının dikkatini çekecek derecede iyi futbol ve voleybol oynuyordu. Tiyatroya meraklıydı. Sporun ve sanatın birçok faydasının yanında gençlerle diyalog kurmaya yaradığını onun şahsında gözlemleyebiliyorduk.

Bir minibüs kiralayıp, bizleri içine doldurup Konya’ya tiyatro izlemeye götürüyordu. Köylü bir çocuk olarak ilk kez onun sayesinde şehir görüp, tiyatro izlemiştim. Daha sonraki yıllarda kendisi de oyun yazıp yönetmeye başladı. İlçede bizim gibi yanlışa düşme ihtimali olan gençleri tiyatro hazırlıkları için etrafına toplayıp oyunlara hazırlarken, yıllar sonra daha iyi anladık ki; bizi gerçek hayata hazırlıyormuş.

İlçede emniyet güçlerinin başa çıkmakta zorlandığı gençler onun tezgâhından geçince insana ve topluma katkı sunan birer dava adamına dönüşüyorlardı. O gençlerin arasından sinemacılar, yazarlar, yöneticiler, eğitimciler çıktı. Her biri gittikleri yerlerde birer ekol oldular.

Bir tiyatro oyununun hazırlığı aylar sürerdi. H. Hoca kendi evinde gece yarılarına kadar, bazen sabahlara kadar on beş kişilik grupları oyuna hazırlar ve evinde misafir ederdi. Oysa H. Hoca evliydi. Oğlu Selman daha küçüktü ve eşi ikinci çocuğuna hamileydi.

Bazen parasız yatılıda kalan öğrenciler olarak yurda geç kalırdık. Kapılar kilitlenmiş olurdu. Kışın soğukta gidecek yer bulamaz, gece yarısı H. Hoca'nın kapısını çalardık. Kaç kişi olursak olalım tereddüt etmeden bizi evinde misafir ederdi.

H. C. Hoca ile ilgili anlatacağım çok şey var. Onun eğitimciler için iyi bir model olduğunu düşünüyorum ve bu yazı burada bitmesin istiyorum. Hâlen eğitim çalışmalarına devam ediyor. Bu yazı için ondan izin isteseydim eminim ki vermezdi. Ben sitemlerini göze alarak yazıyorum. Güzel örnekler bilinsin istiyorum.

Tarihte her iyi insanın başına gelen bazı zorluklar onun da başına geldi. Yazmak umuduyla…

YORUM EKLE
YORUMLAR
H.C. Öğretmen
H.C. Öğretmen - 2 yıl Önce

Tesekkur ederim İsmail beni bu sekilde hatirladigin icin.

Recep Uzun
Recep Uzun - 2 yıl Önce

Allah razı olsun, sayılarını artırsın.Böyle güzel örnek lere çok ihtiyacımız var

Abdullah
Abdullah - 2 yıl Önce

Gönüle giremeyen beyne giremez derler. Muallimlik evvela Rızayı Bari için olursa cümleler yerini geçte olsa bulur. Hak ve hakikat istikametinde verilen her mücadele menzili maksuda erişir. İşte o zaman. Bir zamanlar muallim ve imam kanaat önderi idiler .

Hüdanur Yıldırım
Hüdanur Yıldırım - 2 yıl Önce

Elbette tıpkı benim gibi birçok öğrencinin idolü kabul ettiği, bu değerli öğretmenle tanıştıktan sonra hayatının değiştiğini her fırsatta fark eden öğrenciler için, değer verdiğimiz kıymetli İsmail Demirbaş'ın ustaca anlattığı bu öğretmen tanımadığım halde dahi hayranlık uyandırdı.

Halil Armağan
Halil Armağan - 2 yıl Önce

Eğitimin kalitesinin artması için öyle öğretmenlerin bo anların arması gerekir. Bir de sıfır bir meselesiyle iman eliyle İman ehli olmayanın amellerini güzel a latmış. İsmail kardeşim yüreğine sağlık.

banner26