Edebiyatımız ‘Her Boydan’dır abiler!

‘Bir milleti hiçbir şey edebiyatı kadar etrafıyla tanıtamaz.’

Roberto Bracco

Edebiyatın izinde…

Yaşadığımız küresel dünyada teknolojinin de etkisiyle daha hızlı paylaşım imkanına kavuştuk. Artık dünyanın öbür ucundaki gelişmeleri anlık takip etmek içten bile değil. Bu etkileşim sanayi, ticaret, siyaset, ekonomide olduğu gibi kültür-sanat-edebiyatta da böyledir. Bu durum geçmişte ulaşamadığımız, haberdar olamadığımız birçok kaynağa kapı aralıyor haliyle.

Hiç şüphesiz kültürün en önemli taşıma yolu edebiyattır. Edebiyat izini takip ederek bir milletin gelişim ve de değişimine tanık olmak mümkündür. Bu nedenle geçmiş dönem edebiyat belgeleri son derece önemlidir. Sadece edebiyat belgeleri mi? Sözlü kültür, folklorik ögeler de kayda değer argümanlardır.

Tabii ki kültür-edebiyatta bütün bu gelişimlerin en önemli aktörü insandır. Şiir, öykü, deneme, roman…vb türündeki eserlerle ile içli-dışlı olan kültürlü bireyler yani. Daha çok da genç-dinamik ve gelişime müsait öğrenciler!...

Dünya üzerinde söz sahibi olmak isteyen büyük ülkeler, söz konusu kültür transferi ve etkileşimine önem verirler. Bu misyonu da daha çok -doğal olarak- öğrenciler üzerinden gerçekleştirmeye çalışırlar. Bunu bir taraftan kültür ve edebiyatlarını tanıtmak, anlatmak, etkilemek amacıyla kendi ülkelerine davet ederlerken; bir yandan da kulaklarını dış dünyaya verip başka ülkelere öğrenci transferinde bulunurlar. Artık global bir dünyada bunları yapmak  çok zor bir eylem değildir.

Bu yolun riskli tarafları da yok değildir. Mesela geçmişte batının fennini-tekniğini almak üzere devlet eliyle yurtdışına gönderilen birçok aydınımızın oraların kültürel girdabında kaybolup gittiğini görüyoruz. O nedenle yukarıda ifade edilen işleri de usulüne uygun olarak yapmak gerekir hiç şüphesiz.

Peki bütün bu girizgahı niçin yaptık?

Uluslararası öğrenciler

Son birkaç yıldır Anadolu Yazarlar Birliği vesilesiyle dünyanın değişik ülkelerinden gelip ülkemizde öğrenim gören yabancı uyruklu öğrencilerle teşrik-i mesaimiz oldu. Ve eğitim için yurtdışına gidip gelen-gelemeyen dostlarla temasımız oluyor bir şekilde. Özellikle İstanbul’daki üniversitelerde okuyan yüzlerce uluslararası öğrenci ile yaptığımız atölye çalışmaları, seminerler, geziler… ciddi bir tecrübe ve potansiyel olarak duruyor karşımızda. Yukarıda bahsi geçen konunun küçük bir prototipi olan bu çalışmayı biraz açmakta fayda vardır:

Bu anlamda son üç yıldır Anadolu Yazarlar Birliği; Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından desteklenen Uluslararası Öğrenci Akademisi kapsamında Dil Ve Edebiyat Atölyesi, Çeviri Atölyesi, Medeniyet Seminerleri çerçevesinde ellinin üzerinde ülke ve yüzlerce uluslararası öğrenci ile bire bir temas etme imkanına kavuştu. Sadece temasla kalınmadı. Bütün bu çalışmalar özellikle öğrencilerin ürünleriyle/katkılarıyla kalıcı hale getirildi.

Uluslararası Öğrenci Akademisi kapsamında yapılan bu faaliyetler geçtiğimiz yıl 65 ülkeden 228 öğrenci ile yürütülürken, bu yıl 34 ülkeden 120 öğrenci ile yapıldı.

Çeviri Atölyesinde; Arapça, İngilizce, Fransızca ve Farsça dillerinde uzman hocalar eşliğinde çeviri teknikleri üzerine dersler oldu ve dönem sonunda öğrenciler kendi edebiyatlarından dilimize çeviriler yaptılar.

Yine Uluslararası Öğrenci Akademisi kapsamında yapılan Dil ve Edebiyat Atölyesi’nde ise; dilimiz ve edebiyatımız ile ilgili atölye çalışmaları yapıldı ve öğrenciler dilimizin zenginliğini daha yakından inceleme fırsatı buldular.

En önemli çalışmalardan biri de Kültür Ve Medeniyet Seminerleri oldu. Böylece dünyanın farklı ülkelerinden gelip burada öğrenim gören öğrencilere kültür ve medeniyet değerlerimiz daha yakından tanıtıldı.

Tabii bütün bu çalışmalardan maksat; ülkemizde yükseköğrenim gören gençlerin hem akademik, kültürel, sosyal donanımlarının güçlendirilmesi, hem de kültür ve medeniyet değerlerimizle bağlarının kuvvetlendirilmesinin sağlanması idi.

Çünkü bu gençlerden büyük bir çoğunluğu mezun olup memleketlerine döndüklerinde istiyorduk ki; bizden bir şeyler götürsünler ve kalıcı ve sürdürülebilir ilişkilerimiz devam etsin. Bu faaliyetler tüm insanlığın huzur ve mutluluğu için yapılıyor.

Tabi bu arada buraya öğrenim amacıyla gelen uluslararası öğrencilerden öğrendiğimiz çok şeyler oldu. En önemlisi bu vesileyle onların bizlere olan bakışını ve kültür değerlerini tanıma imkanına kavuştuk. Özellikle Balkanlardan gelen öğrenciler bu anlamda farklıydılar. Adeta anavatanlarına gelmiş gibi bir özveri içerisinde sevinç yaşadıklarına şahit olduk bu süre boyunca.

Bu anlamda Medeniyet Seminerlerimizden birinde -programın soru cevap faslında- Balkanlardan gelen bir öğrencimiz çok güzel Türkçesiyle, seminer veren hocamıza bir soru sordu. Hoca sorudan çok yabancı öğrencinin Türkçesine hayran kaldı ve öğrenciye;

-‘Türkçeyi burada mı öğrendiniz?’ diye sormadan edemedi.

Öğrencinin cevabı çok manidardı:

-‘Hocam Balkanlarda yaşayan birine bir daha böyle bir soru sormayın lütfen! Biz Osmanlıyız, Türküz. Türkçe, kendi aramızda konuştuğumuz ana dildir.  Biz Osmanlıyı asla unutmadık!’

Bu sözler hepimizde soğuk bir duş etkisi yarattı ve bir kez daha yüklendiğimiz sorumluluğun ne kadar ehemmiyetli olduğunu hatırlattı hepimizde.

Küçük bir örneğini ele aldığımız bu ve benzeri çalışmaların daha verimli hale getirilmesi mümkün.

Bugün Türkiye’deki üniversitelerde yaklaşık yüz elli bin yabancı uyruklu öğrenci eğitim görüyor.  Dünyaya kendimizi ifade için çok ciddi bir potansiyel var ülkemizde. Sadece Yurtdışı Türkler Ve Akraba Toplulukları Başkanlığının tek başına bu yükün altından çıkması mümkün değil. Özellikle ülkedeki donanımlı sivil toplum kuruluşlarının bu sürece katılması gerekiyor. Devletin ilgili birimlerinin de acilen bu konuyu masaya yatırmaları ve hal çareleri oluşturmalarında fayda vardır.

Edebiyatımız ‘Her Boydan’

Yukarıda küçük bir kesitini irdelediğimiz faaliyetler neticesinde kazanılan tecrübelerin sürdürülebilirliğini sağlamak adına öğrencilerden elde edilen ürünler ise ‘Her Boydan’ adı altında kitaplaştırıldı. Böylece hem edebiyat literatürümüzün zenginleşmesine katkı sağlandı hem de öğrencilerin dilimizi kültürümüzü yakından tanımasına imkân sağlanmış oldu.

Hakkını inkâr etmeyelim ve teslim edelim; ‘Her Boydan’ güzel kitap-dergi geleneğinin fikir babası şair-yazar-akademisyen Celal Fedai’dir. İzmir’de yaktı bu meşaleyi ve İstanbul, Kayseri, Ankara gibi birçok ilde Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı desteğiyle yansımaları devam etti.

Her Boydan çalışması içerisinde çeşitli ülkelerin şair ve yazarlarından Türkçeye ilk kez yapılan çeviriler de var. Ayrıca farklı ülkelerin efsane ve halk masalları ile ülke edebiyatlarına dair makaleler de yer alıyor bu ürünler arasında.

Şiirler ve yazılar arasında uluslararası öğrencilerin Türkçeden kendi dillerine çevirdikleri ürünler de bulunuyor. Bu da ayrı bir zenginlik katıyor çalışmaya.

Tabii bizce en önemli kazanım; çok farklı coğrafyaların, ülkelerin edebiyatına temas etmek oldu. Örneğin; bugün Hindistan’ın bir eyaleti durumunda olan fakat kendine özgü kültürel zenginliğe sahip, çoğumuzun adını bile belki ilk defa duyacağı Asam edebiyatına dair bilgiler edinildi. Afrika kıtasının yerel halklarına dair destanlar öğrenildi. Arapça ve Farsçadan, dilimize daha önce çevrilmemiş şiirler okundu.

Mesela; Endonezya, Gana, Kamerun ve Fildişi Sahili gibi ülkelerin şiirlerinden örnekler, Bolivyalı kadın şair Adela Zamudio’nun şiiri gibi birçok şiir ilk kez Türkçeye çevrildi. Ayrıca Kırım’dan Balkanlara, Çin’den Afrika’ya kadar Türkçeye ilk defa çevrilen öyküler de var. Farklı ülkelerin efsane ve halk masalları ile Makedonya, Endonezya, Tataristan, son dönem Arap edebiyatından makaleler de yer alıyor Her Boydan’ın içerisinde.

Hasıl-ı kelam; kelimenin tam anlamıyla bir tür dil, edebiyat ve kültür harmanı meydana geldi. Böylece şiiriyle, öyküsüyle, denemesiyle, söyleşisiyle Her Boydan bir edebiyat çıktı karşımıza.

Netice bağlamında İstanbul Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde doktora öğrencisi olan ve aynı zamanda Akademi öğrencilerinden Syed Abdullah Shah Nawaz’nın Asam edebiyatından bize yaptığı bir ilk kazanımla bu bahsi hitama erdirelim:

Ey benim sevgili memleketim

Ey benim lekesiz memleketim

Öyle bir coşkulu, öyle bir cömert

Çok yakın ve samimi bir memleketim

Ey benim sevinçli sesim

Assam’ın melodik sesi

Dünyanın hiçbir yerinde

Hiç bir doğumda bulamam

Ey benim doğum yerim.

Ey benim annem Assam

Yüzüne bir daha bakmama izin ver

Kalbim daha rahatlamadı.

Evet, edebiyatımız her boydandır abiler!...

YORUM EKLE