Yunanların da Nasreddin Hocası var (video)

Türk edebiyatı ve geleneğinin en önemli mizah ustalarından Nasreddin Hoca; egenin karşı kıyısında, Atina'da da unutulmuyor. Anadolu Dilleri ve Kültür Merkezi'nin kurucusu Faruk Tuncay, Nasreddin Hoca fıkralarının Yunan versiyonunu bir kitapta topladı.

Yunanların da Nasreddin Hocası var (video)

Türk ve Yunan halkları asırlarca yan yana yaşadı, beraber ağladı, beraber güldü. Ünlü Türk mizah kahramanı Nasreddin Hoca’ya da yine birlikte güldüler. Aradan geçen yüzyıllara rağmen, Nasreddin Hoca, Ege'nin karşı kıyısında da unutulmadı, nesilden nesile aktarıldı.

Atina'da Türkçe, Arapça, İbranice gibi dillerin öğretildiği Anadolu Dilleri ve Kültür Merkezi'nin kurucusu Faruk Tuncay, 1980'lerde geldiği Yunanistan'da anlatılan Nasreddin Hoca fıkralarını toplayıp bir kitapta derledi. Kitapta Nasreddin Hoca'nın Türkiye'den bildiğimiz fıkralarının yanısıra, bu fıkraların Yunanistan'da, İran'da bilinen versiyonları ve Türkiye'de duymadığımız Yunan dili ve kültürü ile içi içe geçen Nasreddin Hoca fıkraları da yer alıyor.

Nasreddin Hoca'nın Yunanistan serüveni

Tuncay konuyla ilgili olarak şunları söyledi: "Nasreddin Hoca'nın Yunanistan serüveni ile ilk defa Yunanistan’a geldiğim zaman tanıştım. Stelyon Mayopulos Nasreddin Hoca'yı Yunancaya ilk çeviren insandı. Mayopulos'u tanıdım. Daha sonra Yunanca'yı öğrendikçe hocanın bazı fıkralarının Yunanca’da deyim olduğunu fark ettim. Örneğin 'Kavgas To Poploma' diyor Yunanlar. Bu yorgan kavgası demek, gereksiz yere çıkan kavga anlamına geliyor. Ya da 'Eho Aplomena Tarhana' diyorlar. Bu da ipe un sermek ve bunun gibi bir sürü deyim var. Sonunda bende yahu bu Nasreddin Hoca'nın Yunan dili ve Yunan toplumu içerisindeki yeri nedir diye bir merak uyandı. Başladım tanıştığım yaşlılardan Nasreddin Hoca fıkraları sormaya. Herkes aklına ilk gelen fıkrayı anlatıyordu. Anlatılan fıkralarda Türkiye'deki biçimden farklı olan fıkralar gördüm."

Faruk Tuncay, yaptığı araştırmalar sonucu dini farklılıkların da fıkraların Türk ve Yunan toplumlarında anlatılış farklarına yol açtığını ortaya koymuş. Tuncay bu anlatış farkları ile ilgili olarak şu fıkrayı örnek verdi “Nasreddin Hoca'nın köyünde kıtlık vardır. Bir gün komşu köye gider. Komşu köyde et, kebap yenmektedir. Ya, der hoca, sizde kıtlık yok mu? Nasıl iş biz yiyecek ekmek bulamıyoruz, siz kebap yiyorsunuz.”

Tuncay'ın saptamalarına göre, Türkçe versiyonunda Hoca'ya verilen cevap, “Bugün bayram” iken Yunanca versiyonunda Hoca'ya verilen cevap “Bugün Paskalya”dır. Hocanın köyünde bayram olmayıp, komşu köyde bayram olması mümkün olmayacağı için, komşu köyün Hıristiyan köy olduğu ve Paskalya kutlaması yapıldığı anlaşılıyor. Tuncay, Türkçe versiyonda paskalya kelimesinin zamanla bayram sözcüğüne dönüştüğü çıkarımını yapmış. Kitapta yer alan fıkralarda bu tür farklılıkları da görmek mümkün.

Fıkralarda geçen kavramlar da açıklanıyor

Fıkralarda yer alan Yunan halkının yabancı olduğu Türk kültürü ve İslam dinine ilişkin bazı kavramlara da kitapta özel açıklamalarla yer verilmiş. Tuncay, çalışmasını “Nasreddin Hoca'yı Yunanistan'da aramak ve ikinci aşamada Nasreddin Hoca'yı Yunanistan'a yeniden sunmak gibi bir iş bu aslında” sözleriyle özetliyor.

Faruk Tuncay, yüzyıllarca her iki halkın da yüzüne gülümseme katan Nasreddin Hoca'nın Yunanistan'da yaşamaya devam edebilmesi için çalışmalarını sürdürmeyi planlıyor.

 

Derya Özcan haber verdi

Güncelleme Tarihi: 22 Mayıs 2015, 11:46
YORUM EKLE

banner19