Yanya adeta bir müze şehir (video)

Yunanistan'ın batısında yer alan Yanya, tarih ve doğanın iç içe geçtiği güzel kentlerden biri. Kent, 1431'de, 2. Murat zamanında Osmanlı yönetimine geçmişti.

Yanya adeta bir müze şehir (video)

Yunanistan'ın batısında yer alan Yanya, tarih ve doğanın iç içe geçtiği güzel kentlerden biri. Yunanca adı Yoannına'yı Hz. Yahya'dan alan kent, m.ö. 6. yy'da kuruldu. Şehir, asırlar boyu Balkanların önemli kalelerinden biri oldu.

Çınar ağaçları süslüyor caddeleri

1431'de, 2. Murat zamanında Osmanlı yönetimine geçen kent, Balkan savaşlarında Osmanlı'dan ayrıldı. Beş asırlık Osmanlı hakimiyeti ise kente silinmeyen izler kattı. Osmanlı döneminde Balkanların en önemli merkezlerinden biri olan Yanya, bugün çok sayıda Osmanlı eserine de ev sahipliği yapıyor. Osmanlı'dan miras camiler, medreseler, idari binalar, kentin 500 yıllık Osmanlı geçmişini gözler önüne seriyor. Ali Paşa Camii, Fethiye Camii ve kentin merkezindeki, adını Yanyalı Ali Paşa'nın oğlundan alan Veli Paşa Camii bu eserlerden sadece birkaçı. Osmanlı mimarisinden izler taşıyan evler de kentin tarihine anlam katıyor.

Osmanlı'dan Yanya'ya kalan bir başka önemli miras ise çınar ağaçları. Osmanlı'nın fethettiği kentlere çınar ağacı dikme geleneği Yanya'da da kendini gösteriyor. Kentin meydanlarında, caddelerinde yükselen bu dev çınarlar asırlardır sakinlerine kol kanat geriyor.

Osmanlı döneminde pazarların kurulduğu, girişinde ziyaretçilerden para alınan cadde şimdi lokanta ve kafeteryalara ev sahipliği yapıyor. Ancak dönemin zanaatkarlarının taş duvarlı dükkanları bugün farklı bir şekilde de olsa varlıklarını sürdürüyor. Kentteki zanaatkarların el emeği göz nuru eserleri ise vitrinleri süslüyor. Yanya'nın meşhur gümüş işçiliği vitrinlerdeki, takı ve eşyalarında kendini gösteriyor. Ahşap işçiliğinin en güzel örnekleri arasında ise bastonlar yer alıyor.

Gölün ortasındaki adada bir müze ev

Doğal ve tarihi zenginlikleri ile dikkat çeken Yanya, bugün ziyaretçilerine huzurlu, keyifli saatler ve tarih yüklü bir seyahat vadediyor. Kentin merkezindeki Pamvotida Gölü huzurlu anlar geçirmek isteyenlerin başlıca adreslerinden... Gölün etrafında sıralanan kafetarya, lokanta ve parklar günün her saati ziyaretçilerle doluyor. Balık tutmak ve çocuklarıyla vakit geçirmek isteyen aileler göl kenarında buluşuyor.

Yanya'nın incisi Pamvotida Gölü'nde tekne ile çıkılan yolculuk ise ziyaretçileri alışılmadık güzellikte bir adaya ulaştırıyor. Gölün ortasındaki bu küçük ada Yanyalı Ali Paşa'nın yaşadığı son eve de ev sahipliği yapıyor. Ali Paşa son günlerini buradaki yazlık evinde geçirdi. Ev, bugün ziyaretçilerini Osmanlı müziği eşliğinde bekliyor. Bu ev, hem Osmanlı tarihi hem de yanya tarihi için büyük önem taşıyor. Evin avlusu son derece bakımlı ve çiçeklerle bezeli. Avludaki 700 yıllık dev çınar ziyaretçilere Ali Paşa Çınarı olarak tanıtılıyor. Ali Paşa'nın bu evin avlusunda öldürüldüğü söyleniyor.

Evin iç kısmında ise Ali Paşa'ya ait eşyalar bulunuyor. Ali Paşa'nın özel eşyalarının yanısıra, günlük ihtiyaçlar için kullanılan bakır ve gümüş ev aletlerinden silahlara kadar dönemin yaşam biçimini anlatan eşyalar da müze de sergileniyor. Silahlara özel bir ilgisi olan Ali Paşa'nın özel gümüş işlemeli tüfeği müzenin en çok ilgi çeken parçası. Ali Paşa'ya hediye edilen 1804 yapımı silah ince el işçiliği ile dikkat çekiyor. O döneme ait el yapımı, gümüş işlemeli silahlar ve kılıçlar, hançerler müzede yanyana yer alıyor. Evin duvarlarını ise Ali Paşa'nın resmedildiği tablolar süslüyor.

İznik'ten ve Kütahya'dan gelen seramik eşyalar da müzenin en çok ilgi çekenleri arasında. Döneme ait kıyafetlerin sergilendiği özel odada zamanın giyiniş tarzı da ortaya koyuluyor. Yanya'nın meşhur gümüş işçiliği ile bezeli kemerler, takılar ve aksesuarlar da göz dolduruyor.

Bugün müzeye gelen türk ziyaretçiler de müzede gördükleri tarih karşısında duygulu anlar yaşıyor. Müze, Türk ziyaretçilere, atalarının bu topraklardaki geçmişini hatırlatıyor. Bir ziyaretçi duygularını şöyle anlattı: “Etkileniyorsun, buraya kadar gelmişler, güzel eserler bırakmışlar. Kimler yaşadı, kimler geldi geçti bu topraklardan. Merak ediyorsunuz, heyacanlanıyorsunuz. Bazen de gurur duyuyorsunuz. Değişik duygular, güzel duygular.”

Bir diğer ziyaretçi de müzeye dair şunları söylüyor: “Vallahi ben çok çabuk buldum ama atalarımız nasıl bulmuş burayı ben hâlâ şaşıyorum. Çünkü o kadar uzak mesafeleri at üzerinde kat etmişler ki, bunu nasıl başarmışlar inanın şaşmamak mümkün değil... Ali Paşa'yı kitaplarda, tarihlerde okuduk ama burda sanki kendisiyle tanışma fırsatını bulduk.”

İç kale, devlet idaresinin merkezi oldu

Osmanlı döneminde müslümanların, hristiyanların ve yahudilerin birarada yaşadığı kent tarihi ve kültürel açıdan da büyük bir zenginliğe sahip. Tarih dolu Yanya'da eski şehri çevreleyen surlar ve kale m.s. 6. yy'da Bizans imparatoru Justinyen tarafından yaptırıldı. Ali Paşa döneminde ise bu surlar içerisinde kalan ve bugün hâlâ Türkçe ismiyle “iç kale” olarak anılan alan devlet idaresinin merkezi oldu. Ali Paşa, Balkanları buradan verdiği talimatlarla yönetti.

İç kalenin girişinde bulunan Osmanlı tuğrası kaleye damgasını vuruyor. Kale kapısının üzerinde bulunan Osmanlıca kitabe ise bugün hâlâ iç kaleye giren ziyaretçileri selamlıyor.

1789'dan sonra inşa edilen ve Yanyalı Ali Paşa tarafından kullanılan yapı da bugün Ali Paşa'nın sarayı ismi ile anılıyor. Bugün saraydan geriye çok birşey kalmasa da çok katlı ve odalı olduğu biliniyor. Ali Paşa'nın ölümünden sonra saray 1870'e kadar idari bina olarak kullanıldı. 1870'de yangında zarar gören binanın yerine daha sonra askeri bir hastane inşa edildi ama o da 2. Dünya Savaşı'nda bombalandı.

İç kale, Fethiye Camii gibi tarihi unsurlarıyla da dikkatleri çekiyor. Fethiye Camii, Osmanlı'nın yanya'da inşa ettiği ilk idabethane olma özelliğini de taşıyor. İlk kez 1430'da mescit olarak minaresiz inşa edilen mescit, 1795'te Ali Paşa'nın isteği üzerine bugünkü şeklini aldı. 18. yy boyunca ise iç kalenin ibadet merkezi oldu. Pamvotida Gölü'ne tepeden bakan ve eşsiz bir manzaraya sahip olan caminin etrafında ise Osmanlı dönemine tanıklık etmiş dev çınarlar yükseliyor.

Fethiye Camii'nin hemen yanıbaşında yer alan türbe ise Ali Paşa'ya ait. Başı kesilip İstanbul'da sultana sunulan Ali Paşa'nın başsız bedeni 1822'de buraya, eşi Emine'nin yanına gömüldü. Türbeyi çevreleyen demir kafes İkinci Dünya Savaşı'nda çıkarılıdıysa da, 1999'da orijinaline sadık kalınarak tekrar yapıldı.

Fethiye camii'nin hemen yanı başında bir zamanlar silah ve mühimmat deposu olarak kullanılan yapı yer alıyor.
İç kalenin dar, taş sokaklarında bugün birbirinden güzel mimari öğelere sahip evler bulunuyor. Tek katlı veya en fazla iki katlı olan bu yapılar, Osmanlı mimarisinden de izler taşıyor. Farklı bir mimari yapıya izin verilmeyen bölgede geçmişin tınısı hissediliyor. İç kalenin sokaklarında atılan her adım ziyaretçilere kendini eski bir hikayenin kahramanı gibi hissettiriyor.

Aslan Paşa Camii müzeye çevrilmiş

Bugün Belediye Müzesi olarak kullanılan Aslan Paşa Camii ise Yanya'daki en iyi korunmuş ve en dikkat çekici Osmanlı eserleri arasında yer alıyor. Cami, mimarisi, taş duvarları, Pamvotida Gölünün kıyısındaki konumu ile eşsiz bir güzellik sergiliyor.

Bölgede yaşanan isyanların ardından caminin Aslan Paşa tarafından 1618 yılında inşa ettirilmesi, Osmanlının bölgedeki hakimiyetini de vurgulama amacını da taşıyordu. Bugün, göle ve şehrin büyük bir kısmına hakim konumu ile şehrin büyük bir kısmından görülebiliyor bu cami.

Aslan Paşa Camii'nde sergilenen eski eşya ve eserler bölgede osmanlı döneminde var olan çok kültürlülüğü de gözler önüne seriyor. Caminin iç kısmında müslümanlara ait eşya ve eserler sergilenirken giriş kısmının sağında hristiyanlara, solunda ise yahudilere ait eşyalar yer alıyor. İç süslemeleri bugün hâlâ göz kamaştıran camide de Osmanlı döneminden kalmış Kur'an-ı Kerim ve çeşitli kitaplar bulunuyor. Yanya tarihinde önemli bir yere sahip olan Ali Paşa'nın sedef kakmalı ahşap takımı da yine burada yer alıyor. Camide, salon takımının yanısıra ceviz ağacından yapılmış başka kıymetli ahşap eşyalar da bulunuyor. Bursa, suriye ve iran'dan gelen döneme ait özel kumaşlar ve halılar da burada sergilenenler arasında. Buradaki bakır ve gümüş eşyalar ise Yanya tarihinde demir ve bakır işçiliğinin ne denli ilerlemiş olduğuna bir kanıt olarak ziyaretçilerle buluşuyor.

Yahudi cemaatinin Osmanlı dönemindeki yaşam tarzını sergileyen bölümün en dikkat çekici unsuru ise pergamin üzerine siyah mürekkep ve özel boyalarla yazılmış olan “ketumba” isimli yahudi evlilik akti. O dönem, yahudi toplumunun giydiği kıyafetler, evlerindeki eşyalar ve takılar da sergilenenler arasında. Osmanlı dönemindeki hristiyan cemaatin eşyalarının sergilendiği bölümde de yine dönemin kıyafetleri ve el yapımı gümüş ev eşyası ve takılar dikkat çekiyor. Gümüş işlemeli silah ve kılıçlar da en çok dikkat çekenler arasında.

Aslan Paşa Camii'nin avlusunun Pamvotida Gölü'ne bakan kısmında camiyi yaptıran Aslan Paşa'nın türbesi de bulunuyor. Bir zamanlar önemli Osmanlı idarecilerinin kabristanlarının bulunduğu bu avludaki mezar taşlarının bir kısmı Aslan Paşa Türbesi'nin içinde saklanıyor.

Caminin hemen yanı başında büyük bir medrese bulunuyor. Osmanlı döneminde nice âlimler yetiştirmiş olan bu medrese bugün sadece dışarıdan görülebiliyor. Medresenin hemen yanında bir mutfak ve aşevinden geriye kalanlar bulunuyor.

Bugün hâlâ ayakta olan bir başka Osmanlı eseri ise, Aslan Paşa Camii'nin hemen alt kısmında yer alan büyük Osmanlı kütüphanesi. Bugün kapalı olan kütüphane Osmanlı'nın eğitime verdiği öneme de işaret ediyor.

 

 

 

 

Derya Özcan haber verdi

Güncelleme Tarihi: 11 Ağustos 2015, 12:55
banner12
YORUM EKLE

banner19